Pazar

11.11.2018 - 01:30

Yeni havalimanından ilk izlenimim

Sitene Ekle
Son durum  |  Çağdaş Ertuna cagdas.ertuna@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

En çok merak ettiğim yeri, İstanbul Havalimanı’nı sizin için gezdim. İşte en çok dikkatimi çekenler.

Son zamanlarda en çok merak ettiğim yer ne bir restoran, ne de bir gece kulübü. En çok gezmek istediğim yer ne bir semt, ne de bir şehir. Günlerdir isteyip de ancak bugüne kısmet olan yer: İstanbul Havalimanı. Öncelikle yol gözünüzü korkutmasın, ben Bağcılar’daki Milliyet binasından 25 dakikada ulaştım, daha sonra da dönüşte Nişantaşı’na ulaşmam  1 saat sürdü.

Yollar, D20 yeni karayolu bağlantısı, pek ferah, öyle trafik sıkışacak gibi değil. Üstelik metro tamamlanınca çok daha kolay olacak ulaşım, şehrin merkezine 26 dakikada gidilecek.

Esas gözünüzü korkutacak şey, dev havalimanı içinde atacağınız adımlar. Yanlış terminalde arabadan inerseniz günü minimum 25 bin adımla tamamlayacağınızdan emin olun.

Terminaller arası 2 km diyorlar, ama orayı da göreyim burayı da göreyim, duty free nasıl olmuş, loungelar, oteller nasıl olacak diye köşe bucak teftiş etme merakınız ve enerjiniz varsa o zaman Osman Müftüoğlu’nun 10 bin adımının üstüne çıkacağınız kesin.

İç hatlar kapısından giriyorum, iç hatlar ile dış hatların buluşma noktasında dev İstanbul yazısının önünde soluklanıyorum.

 Yanımda İGA Tasarım Direktörü Taner Arslan ve İGA Kurumsal İlişkiler Müdürü Hatice Alioğlu var. Bir yandan havalimanının hilalle süslü kubbeleri andıran mimarisiyle doğal gün ışığıyla aydınlanması ve bunun yolcu ve çalışanlar üzerinde yarattığı pozitif etkiyi konuşuyoruz.

Hem stresi azaltıyor, hem de çevreye saygılı. Yerden havalandırmalar ile de benzer bir etki yaratılmış. Daha sağlıklı, yaklaşsanız bile üşütmenize neden olmayacak bir havalandırma sistemi var. İçeride kullanılan ahşap malzeme ve bol yeşillik sıcaklık hissi veriyor ve bu his daha girişten Nizamiye’den başlıyor. Taksi ve vale hizmetiyle özel araçların bekleme alanını da ayırmışlar.

7 kapılı havalimanının bana göre en etkileyici yanı büyüklüğü ya da 42 ayda tamamlanmış olması değil, son derece Instagrammable olması. Taner Bey fotojenik diyor havalimanı için.

Hangi köşede fotoğraf çekseniz harika çıkıyor, hem ışıktan hem tasarımdan.

İngiliz Yotel’in işleteceği kara ve hava taraflarında hizmet verecek 451 odalı havalimanı otelinin yanında CIP loungelar var.

İşte bu aşamada Elite Plus üstü bir lounge daha olacağını öğreniyorum.

Öz hakiki business class lounge anladığım kadarıyla.

Yani business class’ın sadece en yüksek ücretinden alınan biletlerle girilebilecek buraya.

THY’nin Ridley Scott imzalı reklamından sonra İstanbul Havalimanı’nın da belgeseli konusunda bilgi alıyorum.

31 Aralık’ta Atatürk Havalimanı uçuşlarının da buraya taşınmasıyla birlikte belgesel de tamamlanacak.

Henüz hangi kanalda gösterileceği belli değil.

Önce Türkiye’de, sonra yurtdışında yayınlanması planlanıyor.

Gezimize kaldığımız yerden devam edelim, şimdilik yeme-içme yerlerinin çoğu açılmamış.

Tek görebildiğim her köşe başında yer alan Simit Sarayı oluyor.

Beymen, Louis Vuitton gibi lüks markaların da duty free’de yer alacağı konuşuluyor.

Ama doğrusu henüz duty free bölümünde yer alacak yeme-içme mekanları ve mağazalar konusu tamamen netleşmiş gibi gözükmüyor, netleştiyse de henüz bir açıklama yok.

Uzun bir yürüyüş sonrası Doğuş Grubu’nun desteğiyle gerçekleşen Ara Güler İstanbul fotoğrafları sergisine geliyoruz.

Terminalleri gezip, üstü açık sigara odalarına da göz attıktan sonra bir kafede kahvemizi içiyoruz.

Havalimanından henüz uçağa binemedim ama şimdilik kahve içmeyi ve fotoğraf çekmeyi başardım.

Yurtiçinde İzmir, Ankara ve Antalya uçuşları başlamış, yurtdışı uçuşlarda ise Bakü ve Kıbrıs uçuşu var.

Buraya kadar gelip de güvenliklerden geçip körüklere kadar ilerleyince doğrusu ilk uçağa atlayıp gitmek istiyorsunuz.

Artık o da bir dahaki sefere...

©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.