Bir şikayet forumu açıp, yeni nesil erkeklerle babalarımızın kuşağını karşılaştırmaya karar verdim.  Listenin en tepesine de şu başlığı açıyorum ( listeyi ben yaptığıma göre ilk başlığı da ben seçiyorum. Eminim sizin aklınıza çok daha önemli başlıklar geliyordur ama benim bu aralar en takıldığım konu bu!); Bu erkekler neden anlar?

Demek istediğim hangi konuya vakıflar, neyi iyi beceriyorlar? Evde sorumluluk paylaşımı deyince, hemen saymak kolay. Yemek yapmak, çamaşır ve bulaşık (tamam makine yıkıyor ama bu makinelerin daha kendi kendini boşaltanı çıkmadı ki), temizlik ve ev düzeni ( tamam yeni nesil erkeklerin hepsi artık az çok yardım ediyor ama onların da yap demeden yapanı daha doğmadı ki) vs vs.  Genelde hepsi kadının evle ilgili sorumlulukları diye sayılıveriliyor.

Ya erkeğin evdeki görevleri? 

Alış veriş yapmak ( Ne gerek var! Aç markete telefon hepsi kapında.)

Çöpü atmak  ( Apartman görevlilerinden Allah razı olsun)

Evde tamirat yapmak. (Hah! Konu tam da bu işte!)

Bir kere evde ne sıklıkta bir şey bozulur. Yemek dediğin her gün yapılıyor, evi bir toplama içinden fırtına geçmiş hale dönüyor, bulaşık dediğin tek kullanımdan sonra yığılıyor da, evde ne sıklıkta tamirat gerekiyor? Diyelim ki bulaşık makinesi bozuldu? Kaç erkek makine tamiri yapar ki. Ara servisi bitsin. Hadi işi zora koşmayalım, diyelim ki musluk bozuldu.  Yine,  sihir telefonda. Bu defa tesisatçıyı ara!

Yani tamirat dedikleri ampul değiştir, prizin vidası gevşemiş onu sık falan. Hem çalışıp, hem çocuklarına yetişen, üzerine koca bir evi çekip çeviren bir kadın, üstüne bir ampul mü değiştiremeyecekmiş! Hah, bunu söyleyenin aklına şaşarım.

Kadın, hepsinin üstüne bunu da öyle bir yapar ki, üstelik ampulü değiştirip üzerine bir de yeni avize tasarlar.

Demem o ki, öyle çok şikayet var ki kadınlardan konuyla ilgili. “Ben hallederim” diyen kadına “bırak yapma” diyorum. “Bırak erkek de evle ilgili sorumluluk alsın, emek versin.” Çünkü sorumluluk olmadan sahiplenme olmuyor. Her şeyi yapan kadın, günün birinde düşünmeye başlıyor “Bu adam ne işe yarıyor?” diye…. Ama erkekler de hakkikaten  şanslarını zorluyorlar. Kadınlar  bir ampulün değişmesi için üç ay, hele ki duş kabini tamiri falan gibi daha komplike bir iş varsa altı ay beklemek zorunda kalıyorlar. Şimdi gel de sinir olma, gel de söylenme…. Sonra erkekler başlıyor şikayete, kadın çok dır dır ediyor diye. Canım benim, elini koy vicdanına. Ne yapsın bu kadın? Hadi söyle!

Hele ki elinden her iş gelen babalarının prensesi kadınlar, ne yapsın şimdi?

Genç erkeklere baktığımızda babalarından çok farklı profiller olduğunu görüp seviniyoruz. Öyle komşuya giderken benden izin al diyenler,  o etek olmaz çok kısa gibi müdahaleciler, kendisini kabile reisi sananlar eskisi kadar çok değil. En azından büyük şehirlerde ya da modern evliliklerde. Elbette bu değişimde kadının güçlenmesinin payı çok büyük. Ama bu değişimle birlikte evin çatısı, direği ve hatta reisi olabilecek vasıflar da pek yok genç erkeklerde. Büyük değişimin,  biz kadınların işimize gelmeyen yanları da olduğu aşikar.

Siz ne düşünüyorsunuz? Önceki kuşakla yeni nesli karşılaştırdığınızda nelerden şikayetçisiniz? Hadi yazın bana. (yesim@duruyasam.com)

Sevgiler