Yeni bir yıla doğru kapı aralandı… 2016 için de yolun sonuna geldik gelmesine de, hemen hemen hepimiz için kabus gibi geçen bir yıl oldu dersem, kimse karşı çıkmaz herhalde. Tüm acılara, kaygılara rağmen 2017’ den beklenti ve dileklerimizi oluştururken, kişisel olarak içgörü kazanmamız gereken en önemli unsurlardan birinin kanımca “karar vermek” olduğunu düşünüyorum. Karar alma-karar verme süreçleri insan yaşamında geçmiş-bugün-gelecek üçlemesinin kemiğini oluşturan en önemli yaşam unsuru olarak görünüyor. Bugün karar alma süreçlerinin sağlıklılığına dikkat ve çaba konusu çok daha fazla önem arzetmekte diye düşünüyorum. O zaman “karar alırken neler oluyor?” bir bakalım.
 
Karar vermek bazı kişiler için neden zordur? Yalnızca evet diyemediği için değil, hayır da diyemediği için adeta felç olan kişiler vardır. Bireyin karakter yapısı, hayat boyu yapılan sayısız seçim ve vazgeçilen alternatiflerden oluşmaktadır.
 
Karar, dilemek ile eyleme geçmek arasındaki köprüdür. Karar vermek, kendini bir eylemin akışına adamak demektir. Psikanalist Irvin Yalom “Eğer ardından hiçbir eylem gelmiyorsa gerçek bir karar olmadığına, bunun kararla flört etmek olduğuna, başarısız bir karar olduğuna inanıyorum ben” diyor. 
 
Samuel Beckett’ in “Godot’ yu Beklerken” i yarıda kesilen kararlar abidesidir. Karakterler düşünür, plan yapar, bunu kesinleştirir, fakat karar veremezler. Oyun şu konuşmayla sona erer.
 
Vladimir: Gidelim mi?
 
Esragon : Hadi gidelim.
 
[Sahneleme talimatı]:] Kimse kıpırdamaz.
 
Karar verme sancısı ile terapiye gelen danışan sayısı hiç de az değildir. Bu karar genellikle de bir ilişki veya kariyeri ile ilgilidir. Biz terapistler danışanınlarımızın, kararla ilgili kaygısının bilinçdışı anlamını kavramasına yardımcı oluruz. Öncelikle geçmişteki kararlara yönelik krizleri tararız. Tedavi hedefi, özellikle hastanın belirli bir kararı vermesine yardım etmek de olabilir, hastanın o kararı ve ilişkili olanları uyuma yönelik bir biçimde vermesini sağlamak için çatışmalı alanları çözmek de. 
 
William James “Akla uygun karar” diye adlandırdığı karar verme biçimini şöyle tarif etmektedir: Belirli bir hareket tarzının lehinde ve aleyhinde iddiaları düşünür ve bir alternatif üzerinde karar kılarız. Hesapların mantıklı bir şekilde dengelenmesidir; bu karara tam bir özgür olma duygusuyla varırız.
 
Kararlar neden zordur?
 
Karar ve karar verilen eylem arasında ne olur? Neden bazı kişiler karar vermeyi olağanüstü derecede zor bulurlar? Gerçekten danışanların hemen hemen hepsinin bir kararla boğuştuğu görülmektedir: Önemli bir ilişki ile ilgili olarak ne yapmak gerektiği, evli kalmak mı boşanmak mı istediği, okula dönüp, dönmemek konusu, çocuk sahibi olup, olmama konusundaki çelişkileri gibi.
 
Bazen de danışanlarım ne yapmak zorunda olduklarını bildiklerini söylerler -içkiyi ya da sigarayı bırakmak, rejim yapmak, insanlarla tanışmaya çalışmak veya yakın bir ilişki kurmaya çalışmak- ama karar veremezler yani kendilerini bunu yapmaya adayamazlar. Hatta bazıları neyin yanlış gittiğini bildiklerini söylüyorlar örneğin, çok kinciler, işkolikler veya isteksizler ama değişmeye nasıl karar vereceklerini bilmiyorlar.
 
Bu verilmemiş kararlarda oldukça acı veren birşeyler vardır, kararların zor oluşunun temel nedeni “seçeneklerin dışlanması” dır. Ancak ne yazık ki, her evet için bir hayır olmalıdır. Bir şeye karar vermek her zaman başka bir şeyden vazgeçmek anlamına gelir. Vazgeçmek karara eşlik eder hep. İnsan seçeneklerden, çoğu zaman bir daha ele geçmeyecek seçeneklerden vazgeçmek zorunda kalır. Kararlar acı verir, çünkü olasılıkların sınırlılığını ifade eder; ve insanın olasılıkları ne kadar sınırlıysa ölüme o kadar yaklaşır.
 
Wheelis, kararın yolculuktaki dörtyol ağzı ve vazgeçişin de seçilmeyen yol olduğu şeklindeki metaforda konuyu çok güzel bir biçimde ifade etmektedir:
 
Bazı insanlar dörtyol ağızlarında oturur, aynı anda ikisine de giremedikleri için iki yola da girmezler, orada yeterince otururlarsa yolların sonunda birleşeceği ve böylece her ikisini seçmenin de olası hale geleceği yanılsamasının tadını çıkarırlar. Olgunluk ve cesaretin büyük bir kısmı böylesi feragatlerde bulunabilme yeteneğidir ve aklın büyük bir kısmı da insanın mümkün olduğunca az şeyden vazgeçmenin yollarını bulma yeteneğidir.
 
Bazı insanlar için karar vermek, bütün kararlarının kötü ve yasak olduğu deneyimini yaşatan anne ve baba yüzünden suçluluk duygusu yaşandığı için zordur. Böyle kimseler karar vermeye hakları olmadığını hissederler. Yetişkinlikte büyük kararlar, hem ayrılık korkusundan ve hem de baskın olan diğerine karşı çıkmanın verdiği suçluluktan kaynaklanan sıkıntılı bir durum yaratırlar.
 
Bir de varoluşsal suçluluk vardır; kişi eğer büyük bir değişim kararı verirse sahip olduğu tek hayatında ne kadar çok şeyi feda ettiğini, gereksiz yere harcadığını düşünebilir. Geçmişteki enkazdan sorumlu olduğu ve çok uzun zaman önce değiştirebileceği anlamı çıktığında geçmişteki hareketlerinin ezici sorumluluğunu kabul etmesi gerekir ve bu kolay değildir. Suçlulukla başa çıkmanın en iyi -belki de tek- yolu telafidir. İnsan geriye doğru iradesini kullanamaz. Ancak geleceği değiştirerek geçmişi telafi edebilir.
 
Karar her başarılı terapi seyrinde merkezi rol oynar. Değişim mekanizmasını harekete geçiren şey karardır. Çaba olmadan hiçbir değişim olası değildir ve karar çabanın tetiğidir. Terapistin görevi, danışanı özgürce seçim yapabileceği noktaya getirmektir.
 
Karar vermenin, bir kararla ya da karar vermemeyle sona ermediğini hatırlamak önemlidir. İnsanın tekrar tekrar yeniden karar vermesi gerekebilir. Bir kararı uygulayamama onu sonsuza dek “boşa harcamak” anlamına gelmez ve bir sonraki karar için herhangi bir anlam taşıması da gerekmez; ama böylesi bir başarısızlıktan çok şey öğrenilebilir.
 
Ayrıca, bir karar vermeye hazır olmadığınız veya karar veremediğiniz zamanlar olabilir. Terapist danışanın böyle bir zamanda karar vermeme kararını destekleyerek ona rahatlık sağlayabilir.
 
Karar kaçınılmazdır ve her yerde vardır, insan hayatta kalmak için bile karar verir.
 
İnsanın karar verme şekli büyük önem taşımaktadır. Karara aktif yaklaşım, insanın kendi gücünün ve kaynaklarının aktif kabulüyle uyumludur.
 
Her kararda bir ödül vardır. Eğer kişi bir karara bağlı kalamazsa, içinde kendine ait bir ödülü barındıran başka bir karar verdiği varsayılmalıdır. Ancak dikkat çekilmesi gereken nokta, ödüllerin kişiyi ketleyici değil, ileriye doğru geliştirici olması durumudur. Danışanımın değişmek istememesi bir karardır ve somut veya sembolik ödülleri vardır -örneğin yakınlarından ilgi görmek, sürekli yardıma ihtiyacı olduğunu göstermek. İşte bu ödül insanın ileriye doğru gelişimini engelleyen bir ödüldür.
 
Yarattığınız dünyayı ancak siz değiştirebilirsiniz ve değişimde tehlike yoktur.  İyi seneler...
 
 
Yararlanılan kaynak:
 
Yalom, I.(1999): Varoluşçu Psikoterapi. Çev. Zeliha İyidoğan Babayiğit. Kabalcı Yayınevi, İstanbul.  
 
www.esduyum.com