Melis Alphan

Zoonoz kavramı gitgide daha fazla önem kazanıyor. Biz küresel ısınmaya odaklandık ama uğraşmamız gereken çok önemli bir konu daha var: Salgın hastalıklar. Zoonoz da hayvanlarla bulaşan hastalık anlamına geliyor. Türkiye'de en çok rastlanan zoonozlar Malta humması, şarbon, tularemia ve Kırım Kongo kanamalı ateşi hastalığı. Fakat yıl geçmiyor ki yeni virüsler ortaya çıkmasın. Düşünün, son 30 yıldır ortaya çıkan 25 virüs var. Üstelik bunlar saptanmış olanlar. Saptanamamış kim bilir daha neler var...
Türkiye'de Kırım Kongo kanamalı ateşi vakalarını bulan ekipten Önder Ergönül, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde enfeksiyon hastalıkları doçenti. Harvard'da yüksek lisans yaptı. Hatta kısa süre önce hayatını kaybeden, HIV virüsünün kaşifi Merle Sande hocalarındandı.

Tıptaki adı epidemiyolog ama ona "bilimsel dedektif" de diyebilirsiniz. Çünkü akademisyenliğin ve hasta bakmanın yanı sıra virüs avına da çıkıyor. Örneğin tsunamiden sonra Türk hükümeti bu ülkeye bir katkıda bulunmak için onu Sri Lanka'ya göndermiş ve oradaki salgın hastalıkları araştırmasını istemiş.
Ergönül'ün dediğine göre kuş gribi kapıda. Geldi geçti sanmayın, hâlâ dünyanın her yerinde kuşlar ölüyor. İnsandan insana geçmeye başladığı an hapı yuttuk demektir.

Yakın dönemde ortaya çıkacağı tahmin edilen yeni virüsler var mı?

Dünyada "emerging enfections" (ortaya çıkmakta olan enfeksiyonlar) dediğimiz bir kavram var. Mesela Chicken Gunya Fever diye bir şey var. Chicken Gunya Uzakdoğu'da görülüyordu, şimdi İtalya'da görüldü. Mipah, Annelli adlı yeni virüsler var.

Virüs saptanamadığı için aylarca hastalıktan sürünen insanlar oluyor. Bu durumda ne yapıyorsunuz?

Kahroluyorum! Virüsün ne olduğunu bulamıyoruz. TÜBİTAK ve Avrupa Komisyonu'nun danışmanıyım. TÜBİTAK'ı da arkama alıp bir araştırma merkezi oluşturmak için çırpınıyorum. Türkiye'de nedenini bulamadığımız bir sürü hastalık var.


"İspanyol, Asya, Rus gripleri... Aynı virüs evrim geçiriyor"
Virüsler neden daha çok Uzakdoğu ve Afrika'da ortaya çıkıyor?
Komplo teorileri giriyor işin içine. Mesela ilaç denemelerinin yapılması virüslerin mutasyonlarını, farklılıklarını ortaya çıkarıyor. Afrika bir laboratuvar. Avrupa ve ABD'de bir ilaç çıkınca etik kurullarını kolayca geçemez, dolayısıyla Afrika gibi yerlerde denemeler yapılır. Ayrıca, doğaya yakın yerlerde ise hayvanlardan insanlara bir sürü şey geçiyor. Hayvanlarda olup insanlara geçmeyen hastalıklar da var. Her hastalık illa insanda görülecek diye bir şey yok ama virüs evrimleşerek insana geçebilme özelliği gösteriyor.

Şu anda dünyanın her yerinde kuşlar ölüyor. Virüsün insandan insana geçmesi için evrim geçirmesi gerekiyor. Henüz tam olarak o evrimi geçirmedi. Tüm dünyada 350 kuş gribi vakası var. Yüzde 60'ı öldü. Bunların hepsi hastalığı kuşlardan alan insanlar. Avrupa'da tıp dünyası kuş gribi salgını gelecek diye birbirine girmiş durumda -ki onlarda ölen insan vakası bile yok, bizde var ama.

Bundan sonra tıp salgın hastalıklarla mı uğraşacak?

Dünya Sağlık Örgütü'nün 2007 raporu bu konuya ayrıldı. Bir panik var. Kuş gribinden çok korkuluyor. I. Dünya Savaşı sırasında pek çok insanı öldüren gribin şimdi yayılmaya başladığını düşünün. O zaman ulaşım bu kadar kolay değildi. Şimdi korkunç olur. Grip virüsü son 100 yıl içinde evrim geçirerek geliyor şimdi. Hem hayvanlarda hem de insanlarda yaşamasını öğreniyor.

1918'deki İspanyol gribi çok ünlüdür. Bu kadar kısa sürede en çok öldüren hastalıktır. Bir buçuk yılda 50 milyon insan öldü. 1957'deki Asya gribinden de çok insan öldü. 1968'de Hong Kong gribi, 1977'de Rus gribi olarak aynı virüs evrim geçirerek bir sürü insanı öldürdü. Sırada kuş gribi var.

 
"Keneleri yok ettiğinizde kötülük yapabilirsiniz"

Virüsler de bir tür canlı. Onları ortadan kaldırmak ekolojik dengeyi bozmuyor mu?

Bir virüsü yok etmeye çalışırken belki daha tehlikeli virüslere önayak oluyoruz. Zamanında bu HIV için söylendi ama "Bunlar komplo teorileri" dendi. İnsan aklı şu anda "Keşke virüsleri öldürebilsek" diye düşünüyor ama mesela kenelerin tümünü yok etmeye kalktığınızda kötülük yapabilirsiniz. Keneler aslında hayvanları aşılıyorlar, doğal enjektörler. Zaten keneleri ortadan kaldırmaya kalksanız yakıp yıkmanız lazım. Bütün bitkileri, ormanları yakmanız lazım. Kimisi "Buraları yakalım" diyor. Böyle bir şey olamaz.

Küresel ısınmanın salgın hastalıklar üzerindeki etkisi nedir?

Küresel ısınma sivrisinekleri, keneleri vs. artırabiliyor ve bunları yeni coğrafyalara sokabiliyor. Kışın bunların çoğu uyur. Diğerlerinin de hareket kabiliyeti olmaz. Bu hastalıklara normalde nisan-mayısta rastlanırken küresel ısınmanın etkisiyle şubat ve martta çıkmaya başladılar.

Sokak hayvanlarını sevmek tehlikeli mi?

Kedilerden toksoplazmoz geçer. Özellikle hamileler için çok tehlikeli. Köpekten geçen kist hastalığı var. Sokak hayvanlarını seven veya kırsalla bağlantısı olan insanlar daha çok bu hastalığa yakalanıyor. Kırsalda da veterinerlik önlemleri iyi alınmıyor. Devletin daha dikkatli olması lazım.

"Bu virüsler aynı zamanda biyoterörizm ajanı"

AIDS'te durum nedir şimdi? Aşısı çıkacak diye konuşuluyor.
Batı'da eğitimle AIDS'in bir parça önüne geçildi. Türkiye'de AIDS zaten hiç patlamadı. Ama gördüğüm son vakalar beni ürkütüyor. Son bir yıldır arttı diye düşünüyorum. Başarıyı yaşam süresiyle ölçüyoruz. 25 yıl yaşayan AIDS hastaları var. Ama AIDS'ten kurtulan yok.

Virüsler vurkaç yaparak gerilla taktiği uyguluyor, bunun karşısında tıp ne yapıyor?

Biz epidemiyologlar da gidip virüsleri saptayan özel eğitimli komandolar oluyoruz. Fransızların, ABD'lilerin, İngilizlerin epidemiyogları orduyla çok yakın çalışır.
Almanya'da askerler Kırım Kongo'yla çok ilgileniyor çünkü bu virüsler aynı zamanda biyoterörizm ajanı.
Amerikan Sağlık Bakanlığı bazı mikropları 11 Eylül'den sonra biyoterörizm yapma potansiyeline göre sınıfladı. Bizim Kırım Kongo C sınıfında. Her mikro organizma biyoterörizm ajanı olamaz. Uygulayan tarafından kontrol edilebilir bir mikrop olması ve halkta panik yaratması lazım.

Bu hastalıkların isimleri de ilginç oluyor. Çıktıkları yerlerden mi alıyorlar adlarını?

Çoğunlukla. Kırım Kongo, Türkiye'de ilk çıktığında adı Tokat hastalığıydı. Tokatlılar buna çok üzülüyordu. Sonradan Kırım Kongo deyince rahatladılar.

Virüslerle uğraşmak kanserle uğraşmaktan daha mı zor?

Birbirlerine yakın işler aslında. Mantık aynı. Biz ülkeler coğrafyasını da bilmek zorundayız! Kanserde insana yabancılaşan bir hücre giderek çoğalıyor. Kanserle uğraşanlar "Bunu nasıl keseriz?"e kafa yoruyor. Bizimki biraz daha zevkli gelir insana. National Geographic tadında.