PazarRSS
21.08.2010 - 04:42

Yirmi yıl bekleyen şiir...

Sitene Ekle
Yalvaç Ural 7’DEN 77’YE OKUL DIŞI BİLGİLERyural@milliyet.com.tr Tüm Yazıları »

İki aya yakın bir süredir, M. Ç. adlı bir okurumuzdan sürekli mektup alıyoruz. İşin ilginç yanı da, hep aynı mektubu... Okurumuz bıkmadan usanmadan “Annem” adlı bir şiirini gönderiyor bu mektuplarında bize. Mektuplarında diyorum, çünkü bugüne kadar aldığımız mektup sayısı şimdiden yirmi beşi geçti. Mektupların zarfları bile bir baskı makinesinden çıkmış gibi aynı. Mektuplar, bir firma zarfıyla gönderilmiş. Ama, firmanın adresinin olduğu köşe beyaz bir kâğıtla kapatılıp, üzerine M. Ç.’nin adresi yazılmış. Ayrıca bir de, mektubun alt köşesine bir çizgi roman kahramanının plastik çıkartması konulmuş. Mektubun içeriği ise daha ilginç. Hitapsız mektup, “Ben on üç yaşındayım,” diye başlıyor, daha sonra ad, adres ve ilin adıyla devam ediyor. En altta da, “Annem” adlı bir şiir.
Gelen mektupların yalnızca zarflarının üzerine konulmuş olan plastik karakterleri birbirinden farklı. Mektuplar önce tek tek geldi; sonra ikisi bir arada, sonra üçü bir arada, sekizi derken, bu kadar dirençli bir okur karşısında dayanamadık ve onunla tanışmaya karar verdik. Ne yazık ki elimizde yalnızca adresi vardı, o da doğruysa tabii. Oturduğu il bize uzaktı. Sonunda aklımıza, zarfın üzerine kendi adresini yazmak için kapadığı köşe geldi. Özenle kâğıtları söktük. Altından çıkan telefon numarasını aradık. Telefona çıkan kişi, mektubu gönderen okurumuzun ablası olduğunu söyledi. Kendimizi tanıttık ve kardeşinin bize neden bu kadar çok mektup gönderdiğini sorduk. Abla, “Şiirin kardeşine ait olduğunu, yayımlanması için mektupları kendisinin gönderdiğini, kardeşinin bu şiiri on üç yaşındayken yazdığını, ama bugüne kadar bir türlü yayımlatamadığını,” söyledi. Ablasına kaç yaşında olduğunu sorduk. “Otuz dokuz yaşındayım,” dedi. “Peki, kardeşinizle görüşebilir miyiz?” dediğimizde de kardeşinin evde olmadığını, işe gittiğini söyledi. Bir öğrenci yarı yıl tatilinde, ne işine giderdi?..  Yoksa okurumuz çalışmak zorunda olan biri miydi? Ne diyeceğimizi bilemeyip, bu kez ablaya okurumuzun yaşını sorduk. Aldığımız yanıt, otuz üçtü! Ne yapacağımızı şaşırmıştık.
Sonra kendimizi topladık, “Bakın hanımefendi! Burası bir çocuk sayfası. Burada çocukların gönderdikleri ürünler yayımlanıyor. Kardeşiniz otuz üç yaşında, onun şiirini burada yayımlayamayız!” dedik. Abla oldukça ısrarlı bir tavır içinde, “Neden yayımlanmasın. Kardeşim bu şiiri tam on üç yaşında yazmıştı. Ve bugüne kadar da yayımlatma olanağı bulamadı. Yirmi yıl beklediği yetmez mi?” dedi. Biz de, yirmi yıl gün ışığına çıkmak için bekleyen bu şiiri daha fazla karanlıkta tutmamak ve okurumuzu daha fazla mektup atmaktan kurtarmak için yayımlamaya karar verdik. Eğer sabrınız varsa, yayımlanmasını istediğiniz şiirler için sizlere de beklemenizi salık veririz.

Annem
Severim ben annemi
13 yıldan beri çekti derdimi
Ben de borcumu ödemek için
Verdim anneme kalbimi
Hiç unutmasın beni
Ben de saygı ile anacağım annemi
Tatlı dilli, güler yüzlü annem
Lütfen kabul et hediyemi
Bu hediyeye baktıkça
Hatırla beni...

©Copyright 2010 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.