Yok olursun, dilin kurur
 
Merhaba diyelim, konumuza girelim.
Çok söz vardır dil üzerine. Gerek atasözü gerekse günlük kullanım adına. Doğaldır çünkü sesli iletişimin son organıdır dil buna rağmen belki de hayatı devam ettirmenin ilk unsurlarından. Aynı zamanda anlayabildiğimiz alfabelerin ismine de dil denir. Topluluklar, dil adını verdiğimiz sesli iletişimle anlaşır ya da savaşır. Anlaşamadığımız kişiye dilinden dolayı 'yabancı' demek de bundan değil midir?
 
Savaşlar, göçler ve diğer sosyolojik unsurlar bir çok dili temelinden etkilemiş. Bazıları evrime uğramış bazıları ise yok olmuş. İşte yılların usta sinema ve reklam yönetmeni Erdoğan Kar, böyle bir durumu bu topraklarda fark edip tecrübesini katarak kolları sıvamış. Yüzlerce sinemacıyı da akademik kadroların başındayken yetiştiren usta yönetmen, Türkiye Cumhuriyeti coğrafyasında kaybolmaya yüz tutan dillerimizi, kurumaya ramak kalan kültürümüzü araştırmaya koyulmuş. Ülke sinemasının bugünlerdeki parlak günlere gelmesinde Türk Sineması Platformu-Film Yönetmenleri Derneği'ndeki çalışmaları ile büyük katkıda bulunmuş olan Kar, bu saygın belgesel çalışması için bakın nasıl yola çıkmış?: 
 
"2 yıl önce sıradan bir Anadolu kasabasında karşılaştığım yaşlı bir karı kocayla sohbet sırasında dertleşirken yaşlı adamın 'bir gün konuştuğumuz dil unutulursa biz de unutulacağız' cümlesiyle başladı bu yolculuk. Yaşlı adam 'dilimiz susarsa, bu dili konuşamazsam, nasıl anlatırım derdimi?' kaygısıyla konuşmasını sürdürünce dilimiz, dillerimiz hakkında düşünmeye ve ardından İstanbul’a döner dönmez araştırmaya başladım. Birleşmiş Milletler raporlarını ve UNESCO’nun tüm dünyada yaptığı çalışmaları takip ettim. Böylece bizde ve dünyada tehlikenin boyutlarıyla karşılaştım. Konuyu paylaştığım yaşlı bir akademisyen dostumun yardımıyla dillere olan yolculuk bir belgesel yapıma götürdü bizi. Ne diyordu kasabadaki yaşlı amca 'susuz bir ormanda kurumuş bir ağaç gibiyim'. Bu sözleri beni çok etkilemişti. Bir toplumda resmi dilin yanı sıra varsa diğer dillerin yaşamasının, yaşatılmasının kültürel bir zenginlik olduğu unutulmamalı. İnsanın evrende  kendisini ifade etme aracı olan dili, konuşma dilini yani ana dilini elinden alırsanız, o insan aslında kendini yok kabul eder. Sonuçta sıcakta buharlaşan su gibi bir hiç olur. Kaybolur gider."
 
İşte böyle diyor Erdoğan Kar. Adı da, kanalı da şimdilik gizli kalacak olacak bu proje için bir çok şahıs, kurum ve kuruluş da bu belgesele katkı sağlamaya başlamış. Elden ne geliyorsa yapmalı. Elden gelmiyorsa dillerimiz kuruyacak ve nice unutulan sesleri yad etme şansımız bile kalmayacak. Biz de yaşlanıyoruz ve bu dünya düzeninde hangi topraklarda ne yaşayacağımızın garantisini ne yazık ki kimse veremiyor.