Dünyamız, 1990’larda “imaj her şeydir” cümlesiyle tanıştı. “Yeni para”sahiplerinin gösteriş çılgınlığı, tüm sosyal sınıfların ilgisini çekti. İnsanlık köşeyi dönme rüyasının peşine takıldı. Küresel kriz üretilenden fazla tüketilemeyeceği acı gerçeğini hatırlatıncaya kadar, bu rüya devam etti. Krizle birlikte, zorunlu bir arınma süreci içine girildi.
Özal’lı, Çiller’li yıllarda, Türkiye de tüketim kültüründeki yerini almıştı. Nihayet
biz de değişmek zorunda olduğumuzu anladık. Hesapsızlığın, gösterişin bedeli ağır ödeniyor. “Ben ders almam, ders veririm” diyenlere “İmparator” demekten, mal varlıkları ve iktidarlarını gözlerimize sokanları “büyük başkan” ilan etmekten yorulduk.
Belki de, bu yüzden rol modellerimiz değişiyor. Nihayet, “fark yaratanlar” fark ediliyor. Politikada Kemal Kılıçdaroğlu gibi sade bir vatandaş baş tacı ediliyor. Ülkemize dünya 3’üncülüğünü getiren Şenol Güneş gibi, karizmatik bulunmadığı için ışıltılı dünyanın dışına çıkarılan Ertuğrul Sağlam’a övgüler düzülüyor.
Hayatın kendi dengesi var. Asyalılar buna zen diyor, inananlar ilahi adalet, inanmayanlar diyalektik materyalizmle açıklıyor. Her tez anti- tezini doğuruyor, her aşırılık eninde sonunda kendini temizleyecek mekanizmaları yaratıyor. Galiba, bizde de sadelik yeniden yükselen değer oluyor.
İyi insanların kazandığı bir dünya da var
Geçen hafta, CNN Türk’te yayınlanan Fark Yaratanlar programının sezon finali vardı. Kayıt öncesinde, Sabancı Müzesi’nde Sabancı Vakfı’nın Gen. Müd. Hüsnü Paçacıoğlu ve Gn. Müd. Yrd. Zerrin Koyunsağan’la Vakıf hakkında konuştuk. Sabancı Vakfı, her yıl 65 milyon TL’lik kaynak yaratıyor. Kadın, genç ve engelliler konusundaki çalışmalara odaklanıyor. Hibe programları çerçevesinde, kendi dışındaki pek çok vakıfa destek veriyor.
Büyük beğeni toplayan Fark Yaratanlar’ın 32inci bölümüne katılan Güler Sabancı, Sabancı Vakfı olarak, “Fark Yaratanlar Programı”ndan iki beklentimiz vardı. Birincisi fark yaratan kişileri ve yaptıklarını görünür kılarak çalışmalarına katkıda bulunmaktı. İkinci beklentimiz toplumda duyarlılık yaratıp, cesaretlendiren ve ilham veren çalışmaların yaygınlaşması için insanları teşvik etmekti. Her ikisini de başarmış olmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.
Programın sunucusu Cüneyt Özdemir’se çevrelerine katkıda bulunmak için çabalayan bu kahramanların neredeyse hepsine “Dünya’yı sen mi kurtaracaksın?” diye karşı çıkıldığını, haklarında soruşturma açıldığını anlattı. Fark Yaratanlar, izleyenlere umut veriyor. http://www.farkyaratanlar.org
Yunus Emre dünya yolculuğuna çıkıyor
3 ünlü sanatçımız Burçin Büke, Hakan Aysev ve İsmail Acar’ın birlikte yarattıkları Yunus projesinin çok önemli olduğu kanısındayım.
İsmail Acar’ın Galata’daki atölyesinde, gösteri hazırlıkları sırasında projeye emek verenlerle tanışma imkânı buldum. Acar tasarımla, Aysev ve Büke ses ve ritmle, Pelit buğday ve alıçlı tatlarla, Gülçiçek misk, çimen, toprak türü Anadolu kokularıyla bir dünya yaratmışlar. Her gösteri bir ziyafet olacak, Yunus’un sevgisi gönüllere dolacak. Çağımız deneyim ekonomisi üzerine kurulu. 5 duyuya seslenen bir deneyim yaratma fikri çok akıllıca. Dünya markası olmanın yolu, özgün ve hakiki olmaktan geçiyor. Yunus projesi, Batı’da çok beğenilecek eminim. Anadolu’nun sesleri, sözleri, derinliği dünyayı fethedecek.
Modern Lokman Hekim 50 kuruşa hasta bakıyor
Dr. Ayhan Tokgöz’ün İzmit-Gebze’de, 3 idealist doktor arkadaşı ile açtığı Lokman Hekim Sağlık Vakfı Tıp Merkezi’nde hastalar, 50 kuruşa dahiliye muayenesi yaptırıyor, diş hekimine tedavi oluyor ve her türlü tahlilini yaptırabiliyor. Hastalar, merkezdeki okuma-yazma kursuna da katılabiliyor. Merkez bünyesindeki doktorlar, Gebze’deki evleri dolaşıyor, ihtiyacı olan kişilere ilaç
yardımı da yapıyor.
Bul


Bugün PPK toplantısı takip edilecek