YouTuber olmak ileride çok ciddi psikolojik sorunlara neden olabilir

11.09.2018'de eklendi11.09.2018-15:57 'de güncellendi
Video paylaşım sitelerine içerik hazırlayarak, kısa yoldan şöhret ve gelir sağlayan YouTuber'lığın çocuk ve gençler arasında hızla yayılmasının çocuk istismarı ve psikolojik sorunları beraberinde getirdiği bildirildi.

Uzmanlar, ailelerin kazanç elde etme uğruna çocukların sosyal medyadaki faaliyetlerine göz yumabildiğine dikkati çekerek, içerikleri yeterli ilgiyi görmeyen, daha önceki şöhretini kaybeden veya bir süre sonra olumsuz yorum  alan çocukların gelecekte onarılmayacak psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalabileceğini kaydetti.

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali  Murat Kırık, sosyal medyanın gelişim  göstermesiyle birlikte video paylaşım sitelerinin popüler hale geldiğini belirtti.

Kırık, Türkiye’de en çok tercih edilen sosyal paylaşım ağının "YouTube" olduğunu ifade ederek, "Z kuşağı olarak adlandırılan gençler, tüketen  üretici durumuna geldi. Yani hem kendi kanalını oluşturan hem de diğer kanalları  takip eden bir nesil oluştu. Özgün fikirlerin ortaya çıktığı, Oyundan, spora,  sanattan, edebiyata çok farklı kategorilerde kanalların açıldığı görülüyor.  Özellikle dijital teknolojilerin daha düşük maliyeti, video kameralar yerine  akıllı telefonlarla gerçekleştirilebilen çekimler Youtuber olarak adlandırılan  içerik üreticilerinin her geçen gün sayısını arttırdı. Çünkü prodüksiyon  maliyetleri dijital teknolojilerle birlikte gittikçe düştü." diye konuştu.

YouTuber'lığın çocuk ve gençler arasında hızlıca yayılmasının altında  hazcılık, çevreye özenme ve narsizmin olduğunu söyleyen Kırık, açılan bazı  kanallarda ailelerin çocuklarla videolarda yer aldığının görüldüğünü aktardı.

Çocuklarla boyama yapmanın ve sürpriz oyuncakları birleştirmenin  farklı bir trend oluşturulmasına imkan tanıdığına işaret eden Kırık, "Tabii bu  yükselen yeni trend karşısında ailelerin çocuklarını YouTuber olma noktasında  teşvik ettiği de görülüyor. Çünkü bu işin aynı zamanda maddi bir boyutu da  bulunuyor. YouTuberlık, aileler için bir kazanç kapısı oluşturdu."  değerlendirmesini yaptı.

Doç. Dr. Kırık, video kanallarının günlük halini aldığını anlatarak,  şöyle devam etti: "Özgün ve ilgi çekici videolarla birlikte kişisel YouTube kanalı  oluşturduktan sonra kullanıcılar abonelik sistemiyle kanalları takip etmeye  başlamakta ve izlenen her video YouTubera gelir olarak dönmektedir. Kimi zaman  viral Reklamlarla da gelir elde edebilmek mümkün. Bazı firmalar, YouTuberlara  sponsor olarak reklamlarını verebiliyor. Tam bu noktada özellikle çocuklar daha  fazla izlenebilmek adına çok tehlikeli işlere imza atabiliyor. Bir binanın  çatısından çekilen görüntüler, ölümle sonuçlanabilecek motosiklet videoları,  deterjan ve birbirinden farklı ilaçları eş zamanlı bir şekilde yutma denemeleri  büyük riskler taşıyarak, bu videoları izleyen çocukları da birçok açıdan tehdit  ediyor. Burada önemli olan dikkat çekmek, beğenilmek ve izlenmek olduğu için  çocuklar açısından her yol mübah algısı oluşturuyor. Türkiye’de ağ sistemi  üzerinden reklam gelirlerini alabilen YouTuber’lar kimi zaman aynı tip içerikleri  oluşturabiliyor. YouTuber sayısı arttıkça özgünlük ortadan kalkıyor. Genç  kızlarda makyaj, erkeklere ise oyun kanalları son derece popüler bir duruma  geldi. Ayrıca Z kuşağı, bu popüler kanal sahiplerini kanaat önderi olarak da  nitelendiriyor. Onların yaptıklarını yaparak, düşüncelerini benimseyebiliyor. Bu  durum birtakım olumsuzluklara da sebebiyet verebilirken çocukları psikolojik  olarak gelecekte onarılmayacak sorunlarla karşı karşıya bırakabiliyor."

"Çocukların bilinçaltına mesaj gönderiliyor"

Türkiye'de YouTuberların hızla arttığının altını çizen Kırık, "Kısa  yoldan kazanç ve şöhret gayesi de çocukları ve gençleri YouTuberlığa özendiriyor.  Nitekim aileler de kazanç uğruna bu duruma zaman zaman göz yumuyor. Her kanalı  olumsuz olarak nitelendirmek elbette yanlış olacak ancak bazı kanallarda  çocukların bilinçaltına doğrudan subliminal mesajlar gönderildiği de açık.  Ailelerin video içeriklerini denetlemesi ve çocuklara yol göstermesi, bu noktada  son derece önemli. Yine bu tarz olumsuzluklarla mücadele noktasında dijital  okuryazarlık panzehir durumunda." değerlendirmesini yaptı.

Üsküdar Üniversitesi NP Feneryolu Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar ise 5-15 yaş arası çocukların gözlerini video sitelerinden  ayıramadıklarını belirtti.

Sayar, çocukların ünlü YouTuber olma hayali kurduklarını, ebeveynlerin  de şaşkınlık ve endişe içinde bu durumu izlediklerini kaydederek, "Ebeveynler  için çocuklarını dış dünyaya açan bu ürkütücü, güvensiz, yabancı kapı, çocuk ve  gençler için dünya ile iletişim kurmanın eğlenceli bir yoludur. Değişen dünyanın  iyi ve kötü özelliklerine uyum sağlayabilen, doğruyu yanlışı ayırt edebilen ve  kendisini tehlikelerden koruyabilen çocuklar yetiştirebilmek ne yazık ki onların  bu gibi sosyal mecralarla iletişimlerini keserek olamıyor." dedi.

Bu tehlikeden kurtulmak için anne ve babanın sosyal medyanın doğru  kullanımı konusunda çocuklarına örnek olması gerektiğini dile getiren Sayar,  çocuğu doğduğu andan itibaren her anını sosyal medyadan paylaşan ebeveynin,  çocuğundan sosyal medyadan uzak durmasını, özel hayatının mahremiyetine dikkat  etmesini beklemesinin pek mantıklı olmayacağını bildirdi.

Sayar, ailelerinin her anlarını paylaşan yetişkinlerin bazen daha çok  izleyici toplamak adına "şaka" adı altında çocuklarına olmadık eziyetler  edebildiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Geçtiğimiz yıl YouTube videolarında izleyicileri eğlendirecek bir  şaka olarak çocuklarını yapmadıkları işlerle suçlayıp tartaklarken, onlara  küfürler edip oyuncaklarını kırarken çektikleri görüntüleri paylaşan bir çift, 5  çocuğundan ikisinin velayetini kaybetmişti. Ailelerin sosyal mecrada  yapabilecekleri istismar, bu kadarla da sınırlı değil. Çocuğunun gündelik  faaliyetlerini ve eğitimini aksatacak biçimde YouTube kanalında paylaşım  yapmasını destekleyerek bu işten reklam geliri elde etme çabasında aileler de  var. Bu da çocuk istismarının modern ve teknolojik bir türü olsa gerek.  Çocuklarının bu durumdan memnun olduğunu bildiren açıklamaları ise ne yazık ki bu  aileleri haklı kılmaz. Zira çocuklarla ilgili ebeveynlerin doğru karar verme  yükümlülükleri vardır. Çocuğun muhakemesi henüz gelişmemiş olduğundan kendisi ile  ilgili istediği her şeyin onun için en doğrusu olacağını kabul etmek büyük hata  olur."

"Kanal açmak için izin isteme çok önemli"

Çocukları video paylaşım sitelerinden uzak tutmanın veya sosyal  medyayı yasaklamanın çözüm yolu olmayacağının altını çizen Sayar, "Sosyal  mecralar, bilinçli kullanıldığında çocuğun kendini ifade etmesine, dijital video  becerilerini öğrenmesine, arkadaşlarıyla paylaşmasına, yaratıcı bir şekilde  deneyler yapmasına yardımcı olacak. Endişelerinizi alabileceği faydalarla  dengelemek önemlidir. Örneğin, 'YouTube' kanalı açmak için izin isteyen bir çocuk, bunun için izin istemiş olmasının ne kadar önemli ve güzel olduğu  belirtilerek, takdir edilmelidir. Gizli kapaklı yapacakları işlerde ne yazık ki  sizin rehberliğinizden ve denetiminizden faydalanamayacaklardır. Bu nedenle 'izin  isteme' çok önemlidir." ifadelerini kullandı.

"Çocuk ve gençler için paylaştıkları her içeriğin beğeni almadığını,  bazen hiç kimsenin umurunda olmayabileceğini görmek, eğer doğru biçimde ele  almazsanız oldukça üzücü ve özgüven sarsıcı bir deneyim olabilir." diyen Sayar,  ebeveynlerin çocuğa insanların bakış açılarındaki farklılıkları anlatması, beğeni  bildirilmese de bunu yapabilmiş olmasının bile çok değerli olduğunu bildirmesi gerektiğini vurguladı.

Sayar, bu tür deneyimlerin kişilik gelişimine olumlu katkıda  bulunacağını, ayrıca izleyicilerin ya da ona rehberlik eden anne ve babanın geri  bildirimlerinden sonuç çıkararak, paylaşımlarını düzenleyebilmesinin çocukların  öğreneceği çok önemli bir beceri olduğunu dile getirdi.