Bilim insanları ve cerrahlar tarafından ”Greek nose” yani ”Yunan burnu” olarak adlandırılan burun tipinin ameliyatında mutlak başarıya ulaşmanın bugüne kadar çok zor olduğu düşünülüyordu.  
 
Ben de uzun yıllar boyunca bu zorlukları yaşadım ancak yaptığım araştırmalar ve çalışmalarımın sonucunda, ‘Yunan burnu’  tipindeki burunların ameliyatında kullanılan tekniklere bir yenisini ekleyerek tıp literatüründe kabul görmesini sağladım. 
 
Belki de siz, ‘’Yunan burnu’’ tipini daha önce hiç duymadınız. O zaman yazımın devamını okumanızı öneririm.
 
Peki Yunan Burnu Nedir?
 
Profilden kendimizi incelediğimizde, alnımızdan aşağı, burnumuza doğru baktığımızda bu iki doku arasında hafif bir çukur olması gerekir. Bu çukur, aslında bir sınır hattıdır, yani alnın bittiğini ve burnun başladığını göstermektedir. Bazı insanlarda ise bu bölgede çukur olmaz. Burnun ”radiks” denilen bu bölgesi, Türkçe’de “burun kökü” olarak tanımlanmaktadır.
 
Yunan burnu; alnın buruna doğru kesintisiz olarak devam ettiği burunları tarif eder. Genellikle bu insanların burunları daha büyük ve kemerlidir. Peki bu ‘’Yunan burnu’’ terimi nereden gelmiş diye merak edenlere de yanıt verelim. Eski Yunan medeniyetlerinden kalan bir çok heykele dikkatle bakarsanız alınları ile burunlarının dümdüz devam ettiğini görürsünüz. 
 
Radiksin Erkek ve Kadınlara Etkisi 
 
Radiks denilen burun kökünde çukurun olmadığı durumlarda burun, üst kısımda başladığı sınır net olmadığı için her zaman olduğundan büyük ve uzun olarak algılanır. Özellikle kadınlarda bu durum, erkeksi görünüme neden olur ve ideal estetik görünümünün önünde önemli bir engeldir. Erkeklerde ise Yunan burnu, sinirli bir görünüme yol açar. Her iki cinste de kaşların ve gözlerin arasının daha geniş görünmesine ve bu nedenle de gözlerin iletişimdeki etkisinin azalmasına sebep olur. Tahmin edersiniz ki bir yapının kökünde sorun varsa, diğer kısımlarını ideale getirmek pek de mümkün olmayacaktır.
 
Yunan Burnunda Başarısızlığın Sebebi Nedir?
 
Radiks çukuru, anatomisi itibarı ile estetik müdahalelere yanıt veren bir alan değildir. Burnun kökünde yapılacak değişiklik, ne yazık ki burunda yer alan ve çıkıntı yapan bir kemikten kurtulmak ya da burun ucundaki kıkırdakları şekillendirmek kadar kolay bir işlem değildir.
 
Burun ameliyatları ile ilgilenen uzmanların ortak fikri, radiks bölgesini şekillendirmenin çok zor olduğu yönündedir. Bu bölgeye, çok kalın bir kemik dokusu hakimdir ve derininde ise önemli kafa tası yapıları bulunmaktadır. Teknolojinin, tıbbın hizmetine sunduğu onlarca yeni alete rağmen, bu bölgede istenilen hassasiyette küçültme sağlamak halen çok kolay olmamaktadır. Hatta günümüzde, eski dönem hekimlerinin kullanma şansına sahip olmadığı elektrikli testereler, elektrikli törpüler, hatta piezo (ultrasonik kesici) cihazları bile bu bölgenin ideal şekle kavuşmasında tatminkar bir çözüm üretememiştir.
 
Yıllardır cerrahların gündeminden düşmeyen ''Yunan burnu '' için geliştirdiğim cerrahi teknik, hastalar ve tıp dünyası için yeni bir umut oldu. Radiks (burun kökü) bölgesinde fazla olan tüm kemiklerin alınmasına rağmen, halen normal bir burun kıvrımı oluşturulamayan durumlarda bu bölgeden yumuşak dokuların çıkarılmasına yönelik fikrim ve  cerrahi tarifim dünyanın bu alandaki en saygın bilimsel dergilerinden Journal of Craniofacial Dergisi'nde yayınlandı. 
 
Saygılarımla...
 
Doç. Dr. Gürkan Kayabaşoğlu
KBB ve Yüz Cerrahisi Uzmanı
 
Sorularınız İçin : kayabasoglu@yahoo.com
 
Telefon : 0542-522-54-54