Yusuf Güney haklı mı? Erkekleri dinleyen yok mu?

2018'in en bomba olaylarından biri Sıla ve Ahmet Kural arasında yaşananlardı. İki sevilen ismin birbirine girmesi sosyal medyayı salladı, arkadaş sohbetlerinin konusu haline geldi. Bugünlerde Yusuf Güney hakkında da çeşitli 'şiddet' iddiaları var. Ancak Güney'in söylediği bir söz oldukça ilginç...

Yusuf Güney haklı mı? Erkekleri dinleyen yok mu?

Taksiye binmişler ve...

Taksiye binmişler ve...

Önce olayı hatırlayalım... Habere göre Yusuf Güney, internetten tanıştığı Deniz Ç. ile bir mekana gitti. İkili, çıkışta taksiye bindi. Ne olduysa o anda oldu. Takside 'fazla hesap' yüzünden tartıştıkları, hatta Yusuf Güney'in Deniz Ç.'yi darp ettiği iddia edildi.

İddialar karşısında Yusuf Güney sessiz kalmadı. O da konuya dair açıklamalar yaptı. 

"Erkekleri de dinleyin"

"Erkekleri de dinleyin"

Şarkıcı, olayı şöyle anlattı: "Taksiye bindik. Argo şeyler söylemeye başladı. Kendisini uyardım. Taksinin içinde bana saldırmaya başladı. Taksiyi kenara çektirdim. Bana saldırmaya başladı. Sanki ben onu darp etmişim gibi polis çağırdı. Sonra hastaneye gidip darp raporu aldım. Birkaç saat sonra yaptığından pişman oldu. Barıştık ve olay tatlıya bağlandı. Ben bir kadını darp etsem yürüyerek karakola gidebilir mi? Kadınların darp edilmesi dünyanın en yanlış şeyi. Erkekleri de dinleyin, artık yeter ya!"

"Neticede erkek işte" deniliyor

"Neticede erkek işte" deniliyor

Yani Güney, olayda darp edilen bir kişi olduğunu, ancak o kişinin Deniz Ç. değil kendisi olduğunu söylüyor. Ve bir de diyor ki, "Artık yeter, erkekleri de dinleyin..."

Neticede Yusuf Güney, bir tatsızlık yaşamış. Haklı da olabilir, haksız da. Bunun muhakemesini yapmak kimseye düşmez. Güney'in bir kadını darp etmeyecek biri olduğunu düşünebilirsiniz. Ya da ona "Neticede erkek işte" gözüyle bakabilirsiniz.

İstatistikler ortada

İstatistikler ortada

Bu tür konuların üzerinde durup şişirmekten yana değilim. Ancak bu söylediğim şey, darp gibi bir iddianın ciddiyetini de ortadan kaldırmıyor elbette. Yusuf Güney olayında üzerinde durmak istediğim başka bir nokta var. O da 'erkekleri dinleyen yok' kısmı...

İşte bu cümle önemli bana sorarsanız. Sonuçta kadınlara yönelik erkek şiddetinin istatistikleri ortada. Erkekler yüzünden bir sürü kadın mağdur oluyor. Ve bu konuda hâlâ etkin bir yol alınabilmiş değil. Ne yazık ki...

Sıla-Ahmet Kural olayı hâlâ akıllarda

Sıla-Ahmet Kural olayı hâlâ akıllarda

Kadına yönelik erkek şiddetine dair farkındalık oluşturma çabaları içindeki bilinçli vatandaşlarımız ellerinden geleni yapıyor. Ama cehaletin önüne geçilemiyor. Sıla-Ahmet Kural gibi bir olaydan sonra 'algıda seçicilik' oluştu. Tabii ki o olay da hiç yaşanmamalıydı. Ancak örnek teşkil ediyor. Sonuçta hâlâ o korkunç iddiaların, olayın, ne derseniz deyin; etkisindeyiz. Hepimizi çok şaşırtan bir konuydu. Dolayısıyla her darp iddiası dikkat çekiyor şu ara.

Hassaslaşılır

Hassaslaşılır

Zaten aksi düşünülemezdi. Bu her zaman yaşanır. Toplum, bir konuya karşı duyarlı olmaya başlar, hassaslaşır. Ve bir bakarız ki sürekli benzer konular etrafında dolanan haberler okuyor, dinliyor, izliyoruz. E biraz da 'algıda seçiyoruz' çünkü.

Kamuoyu oluşturma sürecinde dallanıp budaklanan konular zaman içinde başka bir şeye evrilir ya da çeşitli formüllerle çözüme kavuşur. Ancak söz konusu hayvan hakları ya da kadına şiddet gibi 'evrensel' temalar olduğunda bu hassasiyetin her daim olması da doğal.

Tümevarılamaz

Tümevarılamaz

Yusuf Güney hakkında çıkan 'darp' iddiası olayında şarkıcının söylediği 'erkekleri dinlemek' ise konuya farklı bir yerden bakmamıza yardımcı olabilir. Ne bir kadın ne de bir erkek fiziksel ya da psikolojik şiddete uğrayamaz.

Evet, dünyanın gerçeği bu. Erkekler fiziksel açıdan daha üstün, şiddete meyilli. Ama yine de tümevarılamaz. Bir kadın ve erkek arasında şiddet iddiası varsa, erkek otomatik olarak, mevcudiyetinden ötürü, eski mantıkla ifade edersek 'mavi kimlik'li olmasından dolayı 'kafadan suçlu' bulunamaz.

Gaza gelmemek lazım

Gaza gelmemek lazım

Kanıtlar ortaya dökülür, suçu ispat edilir, tabii ki o zaman başka... Elbette kadının beyanını dikkate alacağız, sakin olup etraflıca düşündükten sonra harekete geçeceğiz. Ama bu zaten her konu için geçerli, sadece şiddet iddialarında değil. Hiçbir konuda gaza gelmemek gerekiyor. Kadın-erkek tartışmalarında Yusuf Güney'in dediği şeyi yapıp erkekleri de dinlemek gerekiyor. Kadınlarla mukayese edildiğinde erkeklere tamam yine şüpheyle yaklaşalım ama gerçekten de önce bi' dinleyelim.

Ciddiyetini yitiriyor

Ciddiyetini yitiriyor

Kadınlar ve erkekler arasındaki 'darp' konusu başlıbaşına çok ciddi bir meseleyken, taraflardan biri ya da ikisi ünlü olduğunda konu ister istemez magazinselleşiyor. E magazinselleşince ne oluyor? Bu sefer de kabak tadı veriyor, 'tema' normalmiş gibi davranılıyor ve ne yazık ki herkes kanıksamaya başlıyor bu tartışmaları. Ciddiyetini yitirdiği için de bir müddet sonra 'es geçilen' bir şeye dönüşüyor. Halbuki doğrusunun bu olmadığı, olmaması gerektiği de teoride herkesin katıldığı bir şey.

Klişelerden uzak durulmalı

Klişelerden uzak durulmalı

Çözüm yolu var mı? Tabii ki yok. Dünyayı baştan keşfetmek için artık çok geç. Dünya var. 2019 yılındayız. Kurallar belli. Bir süre önce doğduk ve sürpriz bir finalle, beklenmedik bir zamanda bu hayata veda edeceğiz. Sonrası meçhul. Ama en azından yaşadığımız süre boyunca daha doğru olabilmeyi deneyebiliriz diye düşünüyorum.

Kim sevdiklerini üzmek ister ki? Sevdiklerini de geçtim, kim göz göre göre yanlış yapmak ister ki? Madem hayata bir kez geldik, en azından hatalarımızı fark etmeli, klişelere bulaşmamalı ve doğruyu kovalama peşinde olmalıyız. Evet, bunları başarabiliriz...

twitter.com/mayksisman
instagram.com/mayksisman
youtube.com/mayksisman
can.sisman@milliyet.com.tr

Bu makaleye ifade bırak