''Sokak literatüründe evin düzenini tersten gösteren 
yüce aktivite olarak da geçmektedir.eşyalar alt üst olur,
 uyku düzeni kalmaz, sabahın köründe kalkılır, 
doğru düzgün bir yere uzanılamaz bile...'
 
Efenim bu aktivite nedir dersek  ? Son zamanlarda boya badana işine aylar öncesinde fizibilite çalışmaları yaparak, "neye ne kadar harcarım", "minimum maliyete maksimum faydayı nasıl elde ederim" gibi iktisadın temel kavramlarına kafa yorarak mı, yoksa "bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete" diyerek mi girmenin daha optimal, daha eğlenceli olacağını düşünmeye başlamanın etkinliği desek cuk oturur bu bence.     
Evet, satendi, yağlı boyaydı; selülözik, sentetik, bilmem ne vernik, tiner, şu bu, alındıktan, "hepsinin altından ben kalkarım alimallah" özgüveninden kurtulduktan, mahallede  boyacı arkadaşlar (boyadaş)ayarlandıktan, zaten fırçası, kovası ne varsa onlar ayarlayıp geldikten sonra işe başlamanın zamanı dediğimiz zamane sosyal  etkinliği.
Bu etkinlik kendi içinde adeta atomlara bölünür gibi etkinlik içinde etkinlik doğurur.Mesela Eşyaların sırayla bir odadan öteki odaya taşınması etkinliği. En sancılısı ise günümüzde  içinde bilgisayar ve surround ses sistemi olan odaydı.eskiden ise o koca devasa vitrin idi.
Eski zamanda vitrin demiştik.Öyleyse dönelim biz efsane ve devasa vitrine... 8 metrelik bir duvarı boydan boya kaplayan bir vitrin  varsa, içini başka bir odaya boşaltmanız gerekecekti. biz bunu genelde  iki duvar boyadıktan sonra farkederdik. genelde 'noolcak canım, çekeriz vitrini' derdik..Mıhlanmış gibi öyle ağır! 'e koltuğa yığarız bi kısmını, kalanını da boyadığımız duvarın önüne dizerdik.. Şimdi yerinden bi milim kıpırdamayan bir koltuğumuz (arkasındaki duvar boyanmamış halde), ve iki adım atamıyacak kadar kitapla dolu bi salonumuz var olmuş oldu. Hani belli bir aşamadan sonrada boyacıda çağıramıyoz...İnsanın içinden  o salonu kilitleyip unutması gelmiyor değil..
Birde sevgiliyle ya da eşinle ( aile de olur bu )yapıldığında akılda kalan sahnelerden ve günlerden biridir . 
Ve nasıl olur bilmem ama  sevgililerin birbirlerine bağırmaları söylenmelerine rağmen birbirlerine en yakin olduğu anlardan biridir .
 
Bir izdivaç rolü de yok değil yani..
 
Orta boy bir odayı 'usulüyle' bitirmenin yaklaşık bir haftanızı alacağı iş olarak da görülür.
Evet sıra geldi boya nasıl yapılır.Yani evinizin bir odasını boyacaksınız dimi?  İlk önce Kabaran tüm boyaları kazımak gerekli bi kere. kazıdıktan sonra alçıyla macun yapacaksınız. öyle televizyondaki gibi viyt diye de sürülmüyor o alçılar. tam 'hah güzel oldu dümdüz oldu' derken bi bakıyosunuz, köşesi bozulmuş, düzeltiyim derken başka bi yeri bozuyorsunuz. sonra alçı yapılan yerleri zımparalamak gerekiyo. hepsi kuruduktan sonra, bi kat primer sürüyosunuz, o da kuruyunca tavanı, doğramaları, süpürgelikleri filan bantlıyorsunuz ve boyuyorsunuz. kolay di mi? Değil iste! Bi kere, sadece aksamları yapacaksanız bu işi, bu saatlerde piliniz bitmiş oluyor. 'ben bi karpuz yiyim' diyip odadan kaçınca da ayıp oluyo kocanıza. itunesdaki  tüm şarkılarınızı üst üste dinlemek durumunda kalıyorsunuz, kaç saatlik olursa olsun. playlistler sapıtıyor, hepsi birbirine karışıyor.
Birde saten alçı ile tamir ettiğiniz delikleri, kırıkları, çatlakları düzgün yapmazsanız, zımparaya rağmen boyanınca iz bırakır. Alçıyı güzel sıvamanız şarttır. yoksa boya hiç bir şeye benzemez. Muşamba, naylon örtü ve kaliteli bant almayı da ihmal etmeyiniz. Gece boya yapacaksanız sadece ilk kat boyayı yapınız. ikinci ve son kat boya için gündüz gözünü bekleyiniz ki yaptığınız boya iz ve kat bırakmasın.
 
Sokak literatüründe evin düzenini tersten gösteren yüce aktivite olarak da geçmektedir.eşyalar alt üst olur, uyku düzeni kalmaz, sabahın köründe kalkılır, doğru düzgün bir yere uzanılamaz bile. Ev şantiyeye döner. Çok fazla eşya varsa evde ve hantal eşyalar çoğunluktuysa eğer, en az yer değiştirerek en çok iş yapılmaya çalışılır. oraya buraya saklanmış ve yüzyıllardır dokunulmamış şeyler dökülüverir birden. İnsanı duygulandırır. gözler dolu, kafada düşünceler oraya buraya çarparsınız. Üstüne bir de sakatlanabilirsiniz. ama işler bitince çok güzel olur. tertemiz olur.
 
Aslında önemli nokta kanımca bu aktivitede  eşyaların toplanma planının yapılmasıdır. eğer "eşyaları ortaya toplama" olayını iyi becerirseniz ciddi anlamda zamandan ve iş gücünden tasarruf etmenin mümkün olduğu, en iç bunaltıcı lakin bittikten sonra en keyif almamız da mümkünleşir.
Bir usta çağırmak en makbulü aslında. Ne siz yorulun nede duvarınız yorulsun. Ustada çağırsak yine de ustanın başında durduğumuz için ve malum etkinlikten ötürü kaçamıyacağımız durumlar olmuyor değil.. Mesela ; evin büyüklüğüne göre en az 2 ya da 3 gece, ortaya toplanıp, üstü muşambalarla örtülmüş yataklarda uyumaya, koltuklarda oturmaya uğraşmak, dolaplardan kıyafet vb ihtiyaçları aramak, çalan telefonu bile bulamamak, zımpara işleri yüzünden, tüm gün mutfakta oturduğun halde kirpiklerine kadar bembeyaz olmak, asırlardır dokunulmamış varlığı bile unutulmuş eşyalarla-hatıralarla karşılaşmak, hüzünlenmek ama çaktırmamak, geveze ustaların muhabbetini kalp kırmadan kısa kesmeye çalışmak, televizyonun, ses sisteminin, bilgisayarın karışmış kabloları ile boğuşmak, çıkartılan kalorifer petekleri yüzünden 1 gün boyunca sıcak sudan mahrum olmak, boya kokusu çıksın diye tüm kapı pencereyi açıp cereyanda kalmak... ve hata pek çok yaşanmışlılar hayatımızda anı,iz,hatıra gibi önemli şeyler bırakır.
 
Boya-badana aktivite de mevsim çok önemli bir faktör.Mesela boyanacak mevsim kış ise kesinlikle vazgeçilmelidir derim.ille de kışın yapılacak ise tüm kaloriferler kapatılmalı, boyanan odanın camları açılmalı, dış duvar ile iç duvar ısısının eşitlenmesi gerekmektedir.
Kışın boya yapanlar iyi bilir, camları falan açmazsanız, sürdüğünüz boya yarım saat sonra su gibi duvardan terleyerek yere dökülür. dışı soğuk içi sıcak olan duvar boya tutmaz!. tecrübe ile sabit bunu yaşayan herkes söyler.Mecbur kaloriferi kapatıp camları açmak gerekiyor. o da kışın bi yeriniz dona dona uyumanız gerektiğini işaret ediyor.En iyisi bu aktiviteyi tehir edip yaz ayında yapmak.
 
Güzel bir günün sizinle olması dileğiyle sağlıcakla kalın. Bizi takip etmeye devam edin. Bu arada merak ettiğiniz,etmeğiniz,şu konuyu neden yazmıyoyorum  derseniz  yada başka şey ... ne olursa olsun Merhaba demek isterseniz bile  mail adresine beklerim:)