Mutsuzluk veren bir ilişkiyi sürdürmek için çabalamak ne zordur.

Dipsiz bir kuyunun içinde, ışığı yakalamak  için taş duvarlara tırmanmak gibi. Umut bitip bitip yeniden başlar. Elleri kanar, tırnakları acır insanın. Ama öyle çıkmazda, öyle enerjisizdir ki,  canı acıdıkça daha da diplere düşer. Çabaladıkça tükenir, ancak kendisinden başka kimsenin çabalamayacağından korkar, yeniden gayretlenir.

İlişkinin hangi noktasında, o aşkın bizi mutlu etmek için var olduğunu unutuyoruz acaba? İlişkiyi yaşama nedenimizin, ruhumuzu beslemek ve  hayatın tadını arttırmak olduğunu,  aklımızdan siliveriyoruz. İlişki ne zaman  başlı başına bir varlık, hem de ne pahasına olursa olsun, yaşatılması, sürdürülmesi gereken bir varlık haline geliyor? Ruhu beslemek yerine kemiren bir ilişki, neden yaşam amacı haline geliveriyor? Kendisine mutsuzluk veren, yetmeyen bir ilişkiyi, insan ne uğruna sürdürüyor, ilişkiyi sürdürmek uğruna neler harcıyor?

 Hırslar giriyor devreye. Yenilmişlik duygusu ve gurur birbirine karışıyor,yüreği dağlayan dikenli teller haline geliveriyor. Yürek kanadıkça mantık uçup gidiyor. İnsanın kendisiyle yaptığı amansız bir savaş haline geliyor ilişki. Sevgi çoktan anlamsızlaşmış. Yerine, ruhu saran  kazanmak ve kaybetmek sancıları kaplıyor.

Emek bağlıyor insanı.“Bu saatten sonra” cümleleri giriyor devreye. Her kadın bu cümlenin kendisine özel olduğunu zannediyor. “Bu saatten sonra başka birini hayatıma sokmak zor geliyor” diyor. Sanki bu bir mecburiyetmiş, bir görevmiş gibi. Mutsuz bir ilişki, yalnız ama huzurlu olmaya yeğ tutulabilirmiş gibi.

Dört elle sarılıyor ilişkisine.  Bırakmamak, ilişkiyi kaybetmemek için uğraşıyor. Her defasında,içine düştüğü dipsiz kuyunun daha da derinlerine indiğini fark etmeden. Kazanmaya çalıştığı şey ne? Eski mutsuz  ilişkisi. Bu kadar. Ağlayacağı, üzüleceği, kendini yalnız ve mutsuz hissedeceği günleri kaybetmemek için çabaladığının farkında bile değil. “Seviyorum” diyor. Oysa tek derdi yalnız kalmamak. Mutsuz ilişkisini yaşarken de yalnız olmadığını söyleyemiyor ama. O yanındayken mutlu olduğundan bile emin değil aslında.

Kendini zayıf ve çaresiz hissediyor. Başka yol yok zannediyor.

Oysa bir ilişkiyi sürdürmek, hele ki tek taraflı bir çabayla sürdürmek, nasıl bir güç ister. Affetmeyi, yol göstermeyi, her şeye rağmen çabalamayı ancak güçlü bir kadın becerebilir. İçindeki ses gücünü yanlış bir amaç uğruna  harcadığını söylerken, onu bastırıp çabalamaya devam etmek, güç ister. Sevgisine şahit tüm dostlar “yapma” derken, onları duymazdan gelmek, yanlış istikamet gösterdiğini bile bile burnunun dikine gitmek güç ister.

Güç ister de……..  Ne uğruna. Boşa akan çabanın, emeğin çok daha azını kendine harcasa, yeni bir hayat kurabilecek belli. Ama bunu anlamak, “farkındalık” ister.