08.12.2017 - 01:30 | Son Güncelleme: 08.12.2017-1:30 A-A+

ZUHAL OLCAY’IN DÖNÜŞÜ



Türk tiyatrosunda usta oyunculuktan söz edeceksek, yıllardır bunda ‘çıta’yı tepeye koyan isimler vardır. Hani olur ya, artık üzerinde fikir birliğine varılmıştır; bir işte oynadığı zaman onun varlığı ‘artı bir’dir, geri kalanını konuşuruz. Zuhal Olcay gibi mesela... Onu tiyatroda izlemek bütün o ‘Balkon’ları, ‘Histeri’leri, ‘Dolu Düşün Boş Konuş’ları, ‘Nathalie’leri, ‘Şölen’leri düşününce; bambaşka bir deneyimdir.

Gelgelelim on parmağında on marifet var. Müzikte de oyunculukta olduğu kadar başarılı. Aynı sene hem albüm, hem dizi, hem tiyatro yapmayı tercih etmediği için bunları bir sıraya koyduğunu söylemişti yıllar önce bir röportajımızda ama ben gene de tiyatroya sekiz sene gibi bir ara vermesinin hepimiz adına talihsizlik olduğunu düşünüyorum.

O yüzden de ‘Aşk Halleri’ ile nihayet sahneye döndüğünü görmek, büyük bir müjde gibi geldi. Üstelik Işıl Kasapoğlu rejisi, karşısında Burak Sergen gibi bir usta oyuncu daha. Önce İzmir’de perde açan, bu hafta başında İstanbul prömiyerini yapan Elf Yapım prodüksiyonu ‘Aşk Halleri’, Hollandalı yazar Maria Goos’un ‘Doek!’ adlı oyununun Zeynep Avcı tarafından Türkçeleştirilmiş hali. Işık tasarımı Cem Yılmazer’e, müzik Selim Atakan’a, kostüm tasarımı ise Evrim Timur’a ait.

Klişeler de var ama...

Metne gelince, açıkçası neden böyle bir ekibi etrafında buluşturduğu benim için biraz muamma... Konu şöyle; Liz ve Richard konservatuvarı beraber bitirmişler, mezuniyet oyunları dahil 20 yıl birlikte sahneye çıkmışlar, tabii ki sevgiliymişler de. Derken Liz her şeyi bırakıp Güney Fransa’ya yerleşmiş; evlenmiş, sahnelerden uzak sakin bir hayatı seçmiş. Richard ise daldan dala uçmaya devam etmiş, şimdi de 30 yıl önceki mezuniyet oyunlarını yeniden oynamak istiyor fakat egosu yeteneğinden de büyük olduğu için bütün partner adaylarını bir bir kaçırıyor. Prömiyere az bir zaman kala Liz’i çağırıyor, gelsin onu kurtarsın diye. Biz de iki eski sevgilinin bu hesaplaşmalı prova sürecini izliyoruz.  

Tek diyebileceğim, yıllar sonra bir araya gelip eski günleri didikleyen, birbirleriyle hesapları kapanmamış eski sevgililer konusunun çok fazla işlendiği ve Maria Goos’un da bu konuda yeni bir şey söylemediği, hatta oldukça klişeler üzerinden gittiği. Karakterlerin oyuncu olması oyunu daha sürprizli kılmıyor maalesef... Üstelik biz öğrenelim diye birbirlerine beraber yaşadıkları bütün olayları baştan anlatıyor olmaları meselenin inandırıcılığını zedeliyor.

Ama Zuhal Olcay’ı yıllar sonra, üstelik Liz dışında birkaç karakteri de taklit ederken izlemek, onun ne kadar kuvvetli bir komedi damarı olduğunu hatırlamak, çok keyifli. Umarım bu bir ısınma olsun, bir daha böyle uzun aralar vermeden yeni oyunlarla hep sahnede olsun.

 

 

Bilgi Yarışmasıİstanbul'un fethi sırasında surlara ilk Türk bayrağını diken kimdir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.