7 yıldır hareket etmeyen semender bize mutluluğun sırrını anlatıyor

Bosna Hersek'te bilim insanları sualtı yaşam araştırması yapmış. Çıkan sonuç bomba: Bir mağara semenderinin 7 yıl boyunca yerinden kıpırdamadığı fark edilmiş. 7 yıl boyunca hareket etmeyen semenderlere neden Molatik olmalıyız peki?

7 yıldır hareket etmeyen semender bize mutluluğun sırrını anlatıyor

Asla kıpırdamıyormuş

Asla kıpırdamıyormuş
Bosna Hersek'te sualtı yaşam araştırması yapan bilim insanları enteresan bir tabloyla karşılaşmış. 7 yıl boyunca neredeyse hiç hareket etmeyen, asla kıpırdamayan bir mağara semenderine rastlamış uzmanlar.

10 metreden daha az hareket etmişler

10 metreden daha az hareket etmişler
Bu tembel ve ötesi mağara semenderi, 7 yıl içinde 10 metreden daha az hareket ettiği saptanmış. Peki uzmanlar ne demiş bu duruma? 100 yıldan fazla yaşayabilen semenderlerin hayata karşı 'hırslı' olmadıklarını söylemişler.

Sosyal medyanın dilinde

Sosyal medyanın dilinde
7 yıl içinde 10 metreden daha az hareket eden semenderin tembellik derecesi gerek akademi dünyasında gerekse sosyal medyada epey dikkat çekmiş. Nasıl çekmesin ki?

"Ruh eşimi buldum..."

"Ruh eşimi buldum..."
En bomba yorum ise şu kesinlikle: "Ruh eşimi buldum..." Twitter'dan gelen bu yoruma katılmamak elde değil. Peki neden bu semendere Molatik olmalıyız? Elbette yaşadığımız çağda sakin kalabilmenin imkânsızlığının tepe noktasına ulaşması yüzünden.

Pek çok uyarana maruz kalıyoruz

Pek çok uyarana maruz kalıyoruz
Kimi yoga ya da meditasyonla kimi ise dijital detoksla sakinliği aramanın peşinde. Ancak dünyanın dönme hızı bizleri epey yoruyor. Evet, dünya aynı dünya. Ancak her geçen gün daha da uyarana maruz kalıyoruz.

Nomofobiye dikkat!

Nomofobiye dikkat!
En önemli sebep tabii ki sosyal medya bağımlılığımız. Keza akıllı telefondan mahrum kalma hastalığı olan nomofobi de giderek büyüyor, küresel çapta bir psikolojik rahatsızlık olma yolunda koşar adımlarla ilerliyor.

Sadelik, yavaşlık, mutluluk...

Sadelik, yavaşlık, mutluluk...
Bilim insanları, 7 yıl boyunca neredeyse hiç kıpırdamayan semenderi 'hırslı olmamak'la etiketlemiş. Peki bu dünyada hırslı olmamak elde mi mesela? Paranın giderek daha da zor kazanıldığı bir dünyada paraya, güce tapmak çok daha 'normal' bir tavır olarak algılanırken üstelik... Ama hırslarımızdan arınmamız, daha sade, daha yavaş bir hayat biçimi de bize mutluluk kapısını da aralamıyor değil, bilmem farkında mıyız...

O şömineyi 1 milyon kişi izlemişti

O şömineyi 1 milyon kişi izlemişti
Sizi bilemiyorum ama söz konusu semender bana sakinlik konusunda ilham oldu. Size Norveç'ten bir haber hatırlatmak istiyorum. 2013'te basına şöyle bir haber yansımıştı: Norveç'teki Slow TV adlı bir kanalda 7 saat boyunca tren yolculuğu yayınlanmıştı. Keza Norveç'in ulusal kanalı NRK'da da bir şöminenin yanışı 12 saat boyunca yayınlanmış, bu yanan şömine tam 1 milyon kişi tarafından izlenmişti.

'Carpe Diem'lere muhtacız...

'Carpe Diem'lere muhtacız...
Sakinliğe, hareketsizliğe, 'Carpe Diem'lere çok daha muhtaç olduğumuz bir çağdayız. Gün içerisinde pek çok uyarana maruz kaldıktan sonra en azından akşamları, bize kalan vakitlerimizi daha sakin geçirebilmemiz kendimize yapacağımız en büyük iyilik olacak gibi. Sizce?


can.sisman@milliyet.com.tr


 
Bu makaleye ifade bırak