SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR
You are already subscribed to notifications.

Ah botoks...

.

Milliyet Haber

Yaşlanma tedirginliği ve estetik kaygılarımız, botoksu hemen hepimizin hayatına bir kozmetik sessizliğinde entegre etti. Bilinen en güçlü biyolojik toksinlerden biri olan botoks, estetik ve kozmetik dermatolojide en sık kullanılan uygulama haline geldi. Kısa sürede sonuç vermesi ve göreceli kolay bir işlem olması, hem uygulanan kişiyi hem de doktoru memnun ediyor. Ancak hemen her konuda olduğu gibi botoks konusunda da sapla sapan birbirine karıştı; işin ehli olmayan insanların gerçekten ihtiyaç olup olmadığına bakmadan yaptıkları bir iş haline geldi. Durum böyle olunca yine bu konuda tanıdığım en iyi uzmanlardan birine sorularımı yöneltmek istedim. Bu haftanın konuğu, ulusal ve uluslararası pek çok başarıya imza atmış Prof. Dr. Ayşe Akman. Ayşe Akman hocamı yıllardır başarılı çalışmaları ile Akdeniz Üniversitesi’nden tanıyorum, ancak artık İstanbul Florya Medical Park’ta hizmet veriyor olması hem benim için hem sizler için şans.

- Öncelikle tarihini sormakla başlamak istiyorum. Botoks ne zaman ve hangi amaçla kullanılmaya başlanmıştır ?

Botoksun kozmetik etkisi tesadüfen fark edildi diyebiliriz. İlk olarak 1970’li yıllarda şaşılık tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Ardından aynı vakalarda yüzdeki kırışıklıkların düzeldiğinin görülmesi ile 1980’li yıllarda estetik amaçla kullanılmaya başlanmıştır. O gün bugündür de hayatımızda.

- Estetik ve kozmetik dermatolojide en sık kullanılan uygulama olmasının nedeni nedir?

Etkisinin kısa sürede fark edilir olmasının yanında yıllardır güvenle uygulanan bu tedavinin yan etkilerinin doktorların gözetiminde önlenebilir olması ve düzeltilebilir olmasıdır.

- Botoks uygulaması neden kişiye özel olmalıdır?

Kişinin ihtiyacına göre uygulanacak alanlar ve uygulama şekilleri farklılık göstermektedir; ayrıca kişinin hayat tarzı da dikkate alınarak, istenirse kişinin ifadesi ve mimikleri değiştirilmeden bu uygulamanın kişi ve doktorunun ortak kararı ile şekillendirilmesi gerekmektedir.

- Botoks etkisinin kalıcı olması için bir yöntem var mı?

Güneşten korunma, ihtiyaca uygun deri bakımları gibi yaşlanma sürecini önleyecek yaklaşımların yanında, dört aydan önce olmayacak şekilde botoks uygulamasının tekrarlanması uygun olacaktır.

- Hangi amaçlarla botoks yapılır?

En yaygın kullanımı ciltte; kas hareketlerine bağlı oluşacak çizgilerin önlenmesi dışında halihazırda oluşmuş izlerin, yüzdeki ve boyundaki sarkmaların iyileştirilmesinde, kaşın ve göz kapağının kaldırılmasında, yüzdeki asimetrilerin düzeltilmesi, burun ucunun yükseltilmesi, üzgün ifadenin, dudak kenarı düşüklüğünün iyileştirilmesinde kullanılabilir, terlemeye bağlı kabartılar oluşmuşsa iyileşmesine katkıda bulunur, ciltte parlaklık sağlar, renginde ve görünümünde iyileşme sağlar. Gözenekleri küçültür. Ayrıca aşırı terlemenin engellenmesinde, saç dökülmesi tedavisinde, diş etlerinin görünmesinin düzeltilmesi, baş ağrısı, diş sıkma gibi tedavilerde sıklıkla kullanılmakta ve kişinin kendini iyi hissetmesi; depresyon, hipertansiyon gibi durumlarda da faydalarını belirten çeşitli yayınlara rastlanmaktadır.

- Botoks sonrasında gelişebilecek istenmeyen durumlar nelerdir?

İşlem sonrasında kızarıklık, kanama noktaları görülebilir. Kişide halsizlik ve baş ağrısı da gelişebilir. Bunun dışındaki yan etkiler nadir olmakla birlikte doktorun müdahalesini gerektiren durumların olabileceğini de düşünerek, botoks uygulamalarının bir sağlık kuruluşunda ve doktor tarafından uygulanması gerektiğini vurgulamak isterim.

- Botoks uygulaması sonrasında kişilerin dikkat etmesi ve bilmesi gereken durumlar nelerdir?

Uygulama sonrası botoksun istenmeyen kas gruplarına dağılma riskini en aza indirmek amacıyla hastalara 2-4 saat dik pozisyonda durmaları önerilmektedir. Yine işlemden sonra 2-3 gün alkol ve sigara içilmemesi istenmektedir. Beklenen etkinin iki hafta içinde gerçekleşeceği düşünülürse, bu süreçte beklentinin yüksek tutulmaması gerekmektedir. Hasta, bu süre sonunda ikinci bir düzeltme uygulaması için tekrar doktoruna gidebileceğini ve tedavinin etkisinin geçici olduğunu ve doktorunun önereceği diğer tedavi-yapılacak uygulamalar ile daha sağlıklı bir tene sahip olacağını unutmamalıdır.
Biliyorum bu gergin günlerde kendimizle bile barışık olmak zor. Ama yine de kendimizle olan bu küslüğü, kendimizi zora sokacak şişkinliklere, daha ciddi cilt deformasyonlarına izin vermeden atlatmaya çalışalım olur mu? Tabii ki daha güzel olmak hepimizin hakkı ama güzelliğimizi korurken, yaşanmışlık ve yıpranmışlık ayrımına dikkat edelim, güzelliğin heyecanıyla değerliliğin eşsizliğini gözden kaçırmayalım. Sağlıklı ve güzel kalın.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Kişiye özel beslenmede altın standart: Genetik testler
  2. Sağlık sektöründe anlamlı iş birliği
  3. Beyin tümörlerine biyoteknolojik çözüm
  4. BEYİN SAĞLIĞIMIZ İÇİN
  5. Her sigara içen kanser olur mu?
  6. Dolgu, körlük ya da kanser yapar mı?
  7. Ezber bozan bir kitap!
  8. Kentsel planlamaya bütünsel yaklaşım
  9. Malign melanom ve tedavi yöntemleri
  10. Sağlıklı bir gelecek için...