SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

DEZENFEKTANLAR, EGZAMA VE KANSER

.

ABONE OL
Milliyet Haber

İnsan vücudu yaşadığımız coğrafya hatta gezegenimiz gibi... Her şey, her canlı türü bir denge içerisinde ve hiçbiri tam anlamıyla sütten çıkmış ak kaşık değil! Faydalı, faydasız milyonlarca mikroorganizma, hücre, bakteri, derimizde, bağırsaklarımızda, aklınıza gelebilecek bir sürü yerde dile getirilmemiş bir barış ve fayda alışverişi içinde yaşamlarını sürdürüyor. Onlar hep vardı, varlar ve var olacaklar.
“Nasıl olur?” dediğinizi duyuyorum ama dengeyle olur. Bu denge bozulduğunda ise malumunuz hastalıklar olur. Dengeyi bozan, bağışıklık sisteminin bozulmasıdır veya bünye içinde ya da dışardan müdahalelerle bazı mikroorganizmaların yok edilirken bazılarının sayısının artmasıdır. Örneğin, cildimizde hep olan Stafilokokus aureus bakterisi, bir yara oluştuğunda patojen hale gelebilir; özellikle de diyabet gibi, yara iyileşmesini geciktiren bir hastalık varsa geçmeyen bir yara haline dönüşebilir. Ya da bir antibiyotik kullandığımızda bazı bakterilerin sayısı azalırken bazılarına yer açılır ve gereğinden fazla çoğalmaya başlayıp, hastalık oluşturur. Tahmin ettiğiniz gibi lafı, bu aralar bir paranoyaya dönüşme ihtimali olan el hijyenine getirmek istiyorum.

pH dengesini bozuyor

El dezenfeksiyonu, hayatımızda hep olması gereken bir kavram. Ancak koronavirüs paniğiyle bu aralar en çok duyduğumuz şey, ellerimizi su, sabun veya dezenfektanlarla temizlememiz. Peki biz tertemiz ellerle güvenli bir karantina da beklerken, bizi neler bekler?
Koronavirüsün dışındaki zar, yağ yapısındadır ve su tek başına temizleyemez. Mutlaka sabun veya alkol derecesi yüksek bir kolonya veya dezenfektan öneriliyor. Burada kullandığımız sabunun ve dezenfektanların ne ihtiva ettiği çok önem taşıyor. Cildimizin yaklaşık 2 m2’lik yüzey alanı doğal bir bariyerdir. Belli bir nem, bakteri florası ve pH dengesi içinde olması gerekir. Sürekli kimyasallarla elimizi yıkadığımızda cildimizin pH dengesi bozulmakta, tahrişle birlikte enfeksiyon hücreleri toplanmaktadır. Artık kronik inflamasyonun kansere zemin hazırladığını çok iyi biliyoruz. Bu sebeple elimizi yıkarken kullandığımız malzemelerin onu tahriş etmemesi ve egzama dediğimiz kronik inflamasyona zemin hazırlamaması çok önemlidir. Oluşan egzamayı dikkate almadan ısrarla kullandığımız dezenfektanların selülit dediğimiz deri iltihabına (ki selülit tablosu ateş ve sepsise kadar gidebilir) ve ileride cilt kanserine sebep olacağı gerçeğini unutmayalım.

Ellerinizi nemlendirmeyi unutmayın!

Virüsü yüksek alkol ve sabunla bertaraf ettiğimizi biliyoruz. Ev hali dışında sabuna ulaşmamız da zor olabilir. Böylesi durumlarda kullandığımız dezenfektanların içinde metanol ve triklosan gibi bize zararlı onlarca bileşik bulunabilir. Tabii ki bunların hangilerinin bizim için zararlı olduğunu her zaman bilme lüksümüz yok. Ancak kullandığımız sabunun mümkün olduğunca doğal, cilt Ph’ını dengeleyebilen, kaşıntı, kuruluk şikayetlerine sebep olmayacak bir seçim olması önemli.
Bu tercihin doğru yapılabilmesi de, kullanılan malzemenin, bize ne yaptığının tarafımızdan gözlenmesine bağlı. Cildin bütünlüğünün bozulmaması çok önemli, çünkü karşılaştığımız zararlı madde ve mikroorganizmalar için ilk bariyer, cildimiz. Bunun için sık sık yıkadığımız ellerimizi ardından nemlendirmemiz gerekiyor.
Nemlendirici için internete sormak veya kişisel tercihlerimize devam etmek bir yöntem ama bu sefer de miktarlar aracılığıyla cildimize yüklenmememiz gerekiyor. Malumunuz bu gibi durumlarda neye maruz kaldığımız kadar önemli bir detay da; ne miktarda maruz kaldığımız. Bir de bu dezenfektanları kullandıktan sonra lütfen koklamayın; solunum yollarımızdaki mukoza bu kokulardan zarar görebilir ki, sağlam solunum yolları mukozasına bugünlerde her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Dezenfektanları eczaneler gibi güvenilir yerlerden alın, elinizi yıkarken de yeterli miktar ve sürede yıkayın.
Tekrar etmekte fayda görüyorum; vitamin takviyeleri, ilaçlar, sihirli reçeteler ve iksirlerle çözüm aramaya son! İyi ve derin nefes alın, bol su için, her şeyin azı karar çoğu zarar mottosuyla davranın ve her ne yiyor, içiyor ya da sürüyorsanız, az ve kararında kullanıp, çeşitliliğini artırın. Vücudumuzun kusursuz işleyen bir sistem olduğunu ve bir aksiliği en erken fark edecek uzmanın yine sizler olduğunu unutmayın.
Sağlıklı ve bugünlerde evde kalın.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. KANSERSİZ BİR YAŞAM MÜMKÜN OLACAK MI?
  2. AKCİĞER KANSERLERİ
  3. PROTONTERAPİ
  4. BÖLGESEL BİR TEDAVİ OLMAKTAN ÇIKIYOR MU?
  5. RADYOTERAPİ
  6. KOLON KANSERLERİ-2
  7. KOLON KANSERLERİ-1
  8. BİTKİLER VE KANSER-2
  9. Kanser tedavisinde bitkilerden şifa elde edilir mi?
  10. HPV virüsü ve aşısı

© Copyright 2020

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.