SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR
You are already subscribed to notifications.

Ezber bozan bir kitap!

.

Milliyet Haber

Bugünkü konuğum Prof. Dr. Saadettin Eskiçorapçı. Kendisi Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Uzmanlığını da aynı fakülteden aldıktan sonra iki yıl Amerika ve Almanya’da değerli çalışmalara imza attı. 250 civarında ulusal ve uluslararası yayını var. Üroloji alanındaki 25 yıllık deneyimini ‘Konuşulmayan Erkeklik’ adlı kitabında aktardı. Ezber bozan, işin profesyonellerinin bile bir şeyler öğrenebileceği bu kitap aslında erkekler kadar karşı cinsi anlamak isteyen kadınlar için de çok önemli bir kılavuz niteliğinde.

- Yazmaya nasıl karar verdiniz?

Hacettepe Üniversitesi’nden Sezer Hocamız, “Cinsiyetle ilgili meseleler, özellikle üroloji tarafı çok konuşulmuyor. Bunları anlatman lazım” dedi. Vefatından sonra vasiyet gibi oldu. Aslında daha çok kadınlar için yazdım. Erkeklerin kadınları ilgilendiren bölümleri var bu kitapta. Erkekler zaten sorunları konuşmaktan imtina eder. Kadınları uyandırmak istedim. İçeriğinde sdece tıbbı konular yok, biraz tarih, biraz sanat... Kısa kısa herkesin anlayabileceği dilden.

- Erkeklerin üstünde çok baskı yok mu? İşeme şekli bile erkekliğin göstergesi...

Evet haklısın. Bu, anne karnına uzanan süreçte bir ispat meselesi. Erkeklik gerçekten performans gerektiriyor. Aslında güçlü görünme gereksinimi hepimizde var ve bu bizim en kırılgan olduğumuz zamanlardır. Bunu rutin olarak cinsiyetiniz üzerinden yaptığınız zamanlar kırılganlığınız artıyor. Bana gelip sorunlarını anlatamadan gidenler var. Varoluşsal bir problem.

- Z kuşağı bu problemi aşıyor mu?

Evet. Hatta bazı bölümlerin onlara uymadığıyla ilgili geri dönüşler var. Bir süre sonra kitaba revize gerekebilir.

- Ürolog algısı sadece erkekleri tedavi eden doktor şeklinde ama aslında kadın hastalarınız da var. Kadınlar size en çok hangi şikayetlerle başvuruyorlar?

Hastalarımın dörtte biri kadın. En çok böbrek taşı ve kistleri ile geçmeyen sistitler (idrar torbası iltihabı) ile ilgili başvuruyorlar.

- Kendi sağlığınız için neler yapıyorsunuz? Bütün konuklarıma soruyorum ama bir üroloğun ne yaptığını daha çok merak edecekler...

Bütün hastalarımla sağlıklı yaşamı konuşuyorum. Ben günde 10 bin adım yürüyorum, Akdeniz diyeti hayatımın merkezinde. Yaşam enerjisi vermeleri için iş dışında hobilerim var, meditasyon da yapıyorum. Bunlar beyin sağlığı için de önemli.

- Uyku ile aranız nasıl?

Uykuyu çok önemsiyorum. Klinik gözlemimde de birçok kanser hastasının uyku problemi olduğunu gördüm. Ben de hastaları mutlaka uyku laboratuvarına gönderirim. Bir de uyku apnesi sendromu olanlar çok ciddi cinsel sağlık problemi ve kanser riski taşıyor. Uyku problemim benim genelde yok ama olduğunda yürüyüşü geç saate alıyorum ve meditasyon yapıyorum.

- Gelecek projelerinizi öğrenebilir miyiz?

‘Konuşulmayan Erkeklik’ adlı kitabım, daha çok temel bilgileri içeriyor. Erkeklerin neler yapması gerektiğine dair ikinci kitabım geliyor. Sağlıklı yaşama dair tavsiyeler de içerecek. Ayrıca kadın erkek ilişkileriyle ilgili başka bir kitap yazmak da planlarımdan biri.
Bizim konumuz ve tecrübemizdeki insanlar için bu kitaplar aslında bir nevi sosyal sorumluluk projesi. Ayrıca hastalarla olan iletişimizde bizi en çok zorlayan genellikle hastanın sorunuyla ilgili algısı ve uyumu. ‘Konuşulmayan Erkeklik’ konuşulamayan birçok sorunu öğrenmemizi sağlayacak. Bu kitapların devamının gelmesini ve ikinci kitap için çok beklememenizi diliyorum.

‘Bütüncül yaklaşmak gerekiyor’

- Cinsel problemler için başvuran kadınlar var mı?

Cinsel terapist değilim. Kadınlarda bu konuyla daha çok jinekologlar veya psikolog, psikiyatristler ilgileniyor. Ancak kadınların partnerleri ile yaşadıkları cinsel sorunlar varsa onları ellerinden tutup getiren genelde kadınlar oluyor. Kitabı kadınlara yazmamın sebebi de bu.

- Cinsel performans düşüklüğü bir erkek için kaçınılmaz son mu?

Yaşla birlikte kaçınılmaz ama yavaşlatmak mümkün. Kitapta ‘Mavi günahlara yolculuk’ bölümünde, anlattığım gibi mavi ilaç devriminden sonra artık erkekler de her yaşta cinsel performans gösterebiliyor.
Son 20 yılda menopoz ve andropoz sonrası da yaşam çok farklı şekillendi. Bir üroloğa rutin olarak gidip kontrollerini yaptırması gerekiyor. Önceden sadece PSA değerine bakardık kontrollerde ama artık insülin durumu, vitaminleri, damar sağlığı dahil her şeyini inceliyorum. Bütüncül yaklaşmak gerekiyor. Bir ürolog olarak kalp-damar hastalığı teşhisi koyuyorum sürekli klinikte...

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Nutrigenetik ve nutrigenomik
  2. Kişiye özel beslenmede altın standart: Genetik testler
  3. Sağlık sektöründe anlamlı iş birliği
  4. Beyin tümörlerine biyoteknolojik çözüm
  5. BEYİN SAĞLIĞIMIZ İÇİN
  6. Her sigara içen kanser olur mu?
  7. Dolgu, körlük ya da kanser yapar mı?
  8. Ezber bozan bir kitap!
  9. Kentsel planlamaya bütünsel yaklaşım
  10. Malign melanom ve tedavi yöntemleri