SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR
You are already subscribed to notifications.

Saklı kalmış lezzet noktaları

.

Milliyet Haber

Geçtiğimiz hafta değerli dostum Adnan Sarıdedeoğlu arayıp, “Yarın sabah hazır ol, Bahadır ve Scott ile programı yaptık, geçerken seni de alacağız” dedi. Keşfedilmemiş bir gurme Adnan. Programı o yaptıysa, işin işinde mutlaka yemek, hem de güzel yemek var demektir.
Bu arada artık meslektaş da sayılıyoruz kendisiyle. Pandemi dolayısı ile açılışını sürekli ertelediği, projesini Mimar Benal Kabaklı’nın yaptığı Selçuk’taki, No:10 isimli mini minnacık otelinin kapılarını sonunda bayramdan hemen önce açtı. Ben de yaz bitene kadar otelin bahçesini kendime ofis olarak seçtim.

Kahvaltıda çorba

Ertesi sabah Kuşadası’ndan yola çıktıktan yarım saat sonra İncirliova girişindeki Çorbacı Nalbant’taydık. Her ne kadar plaza cemaati burun kıvırsa da, kahvaltıda çorba besleyici ve doyurucu bir çözüm. Yurdum insanı boşuna yazmıyor lokantanın camına “Sabahları sıcak çorba bulunur” diye.
“Sabah kahvaltısında bir kâse sıcak çorba içen büyüklerimiz bu sayede güne hem sıcak hem de besleyici ve sindirimi kolay bir başlangıç yapıyorlardı” diye yazmıştı bir yazısında Sayın Osman Müftüoğlu. Kesinlikle katılıyorum.

Atça, küçük Paris

Çorbaları içince çenemiz de düştü Atça’ya nasıl vardığımızı anlayamadık. Atça ilginç bir yerleşim. Birbiri ile 45 derece açı yapacak şekilde düzenlenmiş sekiz ana caddesi ve bunları dik kesen sokaklarıyla planı Paris ile nerdeyse aynı.
Atça’ya varmadan hemen önce ise 2019 Ağustos’unda yazdığım, Dionysos’un şehri, dünyaca ünlü Nysa bulunmakta. Gelmişken gezmeyi unutmayın.
Bu arada bugüne kadar gördüğüm en lezzetli çileklerin de memleketi burası. Geçtiğimiz sene Atça çilekleri beni tanıştıran Muharrem Ertan’a da uğradık gelmişken. Muharrem yurdumun genç nüfusuna boşuna güvenmediğimin canlı kanıtı.
Atça merkezli şirketi MerTar taze sebze ve meyveyi üretiyor, işliyor, paketliyor ve dünyanın dört bir yanına ihraç ediyor. Bu yıl sonunda devreye girecek olan kaynak suyu şişeleme fabrikası ile de Atça’ya yatırım yapmaya devam ediyor.

Rahvan atları

Tüm bunlarla uğraşırken ata yadigârı rahvan atlarına da zaman ayırıyor Muharrem kardeşim. Kurduğu tesiste kendine ait 10 atın yanı sıra, konuk ettiği atlarda mevcut.
Ata sporumuz rahvan binicilik. Osmanlı’da da çok önem verilmiş. Bugün de Anadolu’da hâlâ devam etmekte ve Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu bünyesinde yarışlar da düzenlenmekte.

Tandırın peşinde

Atça’dan çıkmadan Selahattin Ağabeyin kahvesinde verdiğimiz mola sonrası bu kez kokoreç ve tandır için düştük yollara ve cennet gibi bir coğrafyadan geçerek, yavaş yavaş bin 300 metre yükseklikteki Ovacık Yaylası’na tırmanmaya başladık.
Kokorecin Homeros destanlarına varan bir geçmişi var ama biz de popüler olması cumhuriyet sonrasına rastlıyor. Yunanistan’da pek bir sevilen kokoreç, bizde de İzmir’den başlayıp, sonra tüm yurda yayılmış.
45 dakikalık bir yolculuk sonrası Adnan’ın yer ayırttığı Kılıç Kasaplar Restoran’daydık. O kadar yola değdi mi derseniz, değdi. Kokoreç de tandır da lezzetliydi.

Candan biri: Kemal Amca

Dönüş yolunda Dershane mevkiine yaklaşmıştık ki, sağda bir çeşme görünce hem serinleyelim hem de şişeleri dolduralım diye durduk ve Kemal Amca ile de böylece tanışmış olduk.
Kemal Amca yazları hemen çeşmenin arkasında, yol ile ağaçlar arasına yaptığı ve püfür püfür esen ufak terasta geçiriyormuş. “Gelin bir soluklanın” dedi, biz de ikiletmeden attık kendimizi terastaki minderlerin üzerine, Kemal Amca ve eşiyle, demledikleri tavşankanı çayın eşliğinde tatlı bir sohbete daldık ağaçların altında.

Bu pide başka pide! 

Dönüş yolunda 24 Nisan 1921’de Yunanlar tarafından katledilen 12 Atçalı için yapılmış olan Şehitler Abidesi’ne uğramamak olmazdı. Biz de uğrayıp dualarımızı ettikten sonra, Donduran üzerinden Yenipazar’a doğru devam ettik yola. Gün batımına yakın meşhur Yenipazar pidelerinin tadına bakmak için Murat Ağırtaş’ın Çarşı mahallesindeki pide salonundaydık. Ufacık Yenipazar’da tam 17 tane pideci varmış. Unutmadan; perşembeleri üç nöbetçi pideci hariç diğerleri kapalıymış, aklınızda olsun. Bir de Tekeli İbrahim Efe’nin hikayesi vardı anlatacağım, ama yer kalmadı. Dolayısı ile haftaya Atça ve Tekeli İbrahim Efe var Seyyah-ı Alem’de...

Yazarın Diğer Yazıları

  1. KARADENİZ’İN PLAJLARI SİZİ BEKLİYOR
  2. Güneşin gökyüzünü terk etmek istemediği gün
  3. BİRAZ KUM BİRAZ GÜNEŞ...
  4. Yurt dışı tatiline hazırlık
  5. SELÇUK NAM-I DİĞER EFES
  6. DÜNYANIN SEKİZİNCİ HARİKASI...
  7. Nemrut Gastronomi Buluşmaları
  8. Restoran Haftası
  9. Kruvaziyer yolcusuna İstanbul bir eziyet!
  10. Rehberlerimize sahip çıkma zamanı!