Dr. Jan Klod Kayuka

Dr. Jan Klod Kayuka

jan.klod@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Uyku apnesi, uyku esnasında tekrarlayan nefes durmalarıyla kendini belli eden, kanda oksijen oranının düşmesine ve uykunun bölünmesine neden olan ve ani ölüm riski taşıyan ciddi bir bozukluktur. Bazı insanlarda uyuma esnasında nedeni tam olarak bilinmeyen üst hava yollarında tıkanma, sinir sistemindeki bir problem ve hava yollarındaki daralma gibi faktörler uyku apnesine sebep olur.

Tipleri ve nedenleri

Uyku apnesinin üç temel türü mevcuttur: Tıkayıcı şekilde (obstrüktif), merkezi (beyindeki solunum merkezine bağlı) ve bu iki türün karışımı (mix tür). Çalışmalarda hastaların yüzde 84’ünde tıkayıcı, yüzde 1’inde merkezi ve yüzde 15’inde de mix tür uyku apnesi görüldüğü ortaya çıkmıştır.
Tıkayıcı tip uyku apnesi, en sık görülen tiptir. Her cinste ve her yaşta görülebilse de, özellikle orta yaş erkeklerde ve kilo problemi olanlarda daha sıktır. Nedeni, yumuşak damak kaslarının normalden fazla gevşemesidir ve buna bağlı olarak da solunum yolu tıkanır. Büyümüş bademcik (tonsil) ve geniz eti nedeniyle de olabilir.

Haberin Devamı

Merkezi uyku apnesinde, göğüs ve diyafram kasları kısa bir süre çalışmadığı için solunum durur. Bu durum genellikle sinir sisteminin, beyin sapı ensefaliti gibi birçok hastalığa bağlı olarak solunum kontrolünün bozulmasından kaynaklanır. Bu tip apne, bazı nöromusküler hastalıkları veya kalp yetmezliği bulunan kişilerde de görülebilir. Tedavisi, altta yatan nedenin düzeltilmesiyle olur.
Mix tip uyku apnesi ise hem merkezi hem de tıkayıcı tip uyku apnesine yol açan faktörleri veya bunlardan bazılarını içerir.

Belirtileri nedir?

Düzensiz solunum: Rahatsızlığın en önemli belirtisi, uyku boyunca görülen solunum duraklamaları, iç çekmeleri ve horlamalardır. Bu düzensizlikler, normal kişilerde görülenlerden farklıdır. Normalde sırtüstü yatanların horladığı bilinse de, bu rahatsızlıkta kişiler her pozisyonda horlamaya devam eder. Hastalar uyku sırasında el ve kol hareketleriyle rahatsız bir uykunun görüntüsünü çizer.
Uykuda nefes durması: Hastalarda sıkça tekrarlanan uzun süre devam eden solunum durması meydana gelir. Önemli belirtisi solunum durması, 10 saniyeden dakikalar boyu devam eden bir duruma gelebilir. Bu kişilerde oksijen yetersizliği ve uyku düzensizliği oluşmaktadır.
Gündüz aşırı uyku hali: Gece uyku düzeni bozulan hastalar, kendilerini yorgun hissettiklerinden, gündüz uyuklama durumları
yaşamaktadır.
Diğer belirtiler: Hastalarda bacak şişmeleri, mide yanmaları, gece koyu renk idrar yapma, uykuda terleme ve göğüste baskı duyma gibi belirtiler görülebilir.

Haberin Devamı

Tedavide cerrahi dışı yöntemler

Uyku apnesi, tanısı konulduktan sonra cerrahi ya da cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edilebilir. Öncelikle cerrahi dışı tedavi yöntemleri uygulanır. Davranış değişiklikleri, diş uygulamaları ve devamlı pozitif basınçlı hava yolu cihazı (CPAP) tedavisi, ilaç ve cerrahi yöntemler gibi tedaviler uygulanır.
Davranış değişiklikleri: Uyuma pozisyonunu değiştirme (yan ya da yüzüstü uyuma), uyuma ortamını değiştirme (yatak, ışık düzeyi ve sıcaklık derecesi), vücut yağını azaltma (yüzde 10 kilo vermek, uyku apnesi sendromunu yüzde 25 azaltır).
Diş uygulamaları: Alt çeneyi ileri iten ya da başka türlü hava yolunu açan diş uygulamaları hafif ve orta dereceli uyku apnesi sendromu tedavisinde uygun bir seçenektir ve ortalama yüzde 75 iyileşme sağlar.
Devamlı pozitif basınçlı hava yolu cihazı (CPAP): Her düzeydeki uyku apnesi için en uygun cerrahi dışı tedavi yöntemidir: Uyurken dokuları tutarak, hava yolu açıklığını sağlayabilmek için hava basıncını kullanır. 

Haberin Devamı

Teşhisi nasıl konur?

Uyku apnesi tanısı, uyku laboratuarında bir gece yatarak ve polisomnografi denilen işlemin yapılmasıyla konur. Polisomnografi, hastanın uyku sırasında solunum hareketleri, oksijen değerleri, kalp atım hızı takiplerini ve uyku evrelerinin süresini, kalitesini değerlendirmek için alınan EEG kayıtlarıdır. Polisomnografi, hastalığın tanınması, şiddetinin derecelendirilmesi ve tedavi seçeneklerinin planlanmasında yardımcı bir tetkiktir. Kulak burun boğaz uzmanı tarafından yapılan üst solunum yolu muayenesi de tanıda önemlidir. Hastanın ve hastalığın durumuna göre, nöroloji ve diğer branşlardan da destek gerekebilir.