SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

KAHVEDE PAYIMIZA DÜŞEN

.

ABONE OL
Milliyet Haber

Bakmayın lezzet kültürünü marka yapan İtalyanlar’a! Tüm dünyaya pazarladıkları enternasyonel pizzaları dahi Kral Umberto döneminden; en fazla 150 yıl geçmişi var! Hatta her restoranda ‘geleneksel’ diye yediğiniz tramisunun geçmişinin, bizim bir fincan kahvenin hatrı kadar olduğunu muhtemelen bilmiyorsunuz. Böyle bir algıyla müthiş bir ekonomi elde edilirken, yıllık 100 milyar dolar’ın üzerinde bir ekonomisi olan kahveden biz payımıza ne kadarını alıyoruz?

Çekirdek üreticileri bu ekonominin sadece yüzde 20’sini alırken, büyük payı markalaşan ülkeler paylaşıyor. Petrol ve doğal gaz savaşı verilirken, kahveden gelebilecek ekonomiyi hiç azımsamayın.

Telve lobisi!

Kahve çekirdeğinin içime dönüştürülmesi bir yana, servis olarak ilk halidir Türk kahvesi. Sadece içimiyle değil; fincanları, sunumu kültürün parçasıdır. Padişahın özel ikramları için kahvecibaşı konukların kıdemine göre raflı fincanlarla servisi yönetirdi. İmparatorluk geçmişinden dolayı baklava ve yoğurt gibi birçok üründe başta Yunan olmak üzere Ermeni, Arap ve İsrailliler’le sahiplenme kavgasını kahvede de yaşıyoruz.

Neyse ki telveli ilk sunum hali 5 Aralık 2013’te Türk kahvesi ismiyle UNESCO nezdinde tescillendi. Bu günün de yedi yıldır Dünya Türk Kahvesi Günü olarak kutlandığını ilk kez Türk Kahvesi Kültürü ve Araştırmaları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kolbastı’dan işittim. Kolbastı gibi önemli bir sanayicinin yanı sıra Osman Serim başkanlığında, Merve Serim, Nuri Çolakoğlu, Ahmet Örs, John Sitmen gibi önemli isimler bu lobi faaliyetlerinde çalışmalar yapıyor.

Evden restoranlara

Tabii bu lobi faaliyetlerinde çeşitli engellerle de karşılaşılıyor. Mesela Kaliforniya’daki Starbucks’larda yapılan kahve etkinliği, Amerika vatandaşı Ermeniler tarafından engellenmiş. Kolbastı, yurt dışı seyahatlerinde Türk kahvesini anlatırken, en şaşırtıcı deneyimin ‘fal’ olarak yaşandığını söylüyor.

Belki de lezzet kadar bu deneyim de Türk kahvesi için büyük faktör olabilir. Bence en büyük sorun Türk kahve markalarının bu tarihi renöve edecek şekilde bir konseptlerinin hâlâ olmaması. Halbuki Avrupa’nın ilk kahvehanesini Viyana’da, kuşatma sonrası Osmanlı’dan ayrılan Polonyalı bir yeniçerinin açtığı biliniyor.

İyi zincir markalarımız bulunsa da dünya markası konseptinde olduklarını söylemek, fazla iyimserlik olur. İşin sanayi kısmında da İtalyanlar’la yarışacak makinalarımız yeterli değil. Lüks restoranlarda La Marzacco, Cimbali gibi markaların yanında duracak tasarımda makinalara ihtiyacımız var. Arzum, Arçelik ve Karaca gibi markalarımızın bu konuda çalışmalarını biliyorum.

DİZİYLE ÖĞRENEN TOPLUMLAR!

Eve kapandığımızdan mıdır bilmiyorum ama sosyolojik olarak dizilerle öğrenen kitlelere dönüşüyoruz. Bir dönem, “Tarihini dizilerden öğreniyor” diyerek ötekileştirenler, şimdi izledikleri bir yapımı Türk sosyo-kültler röntgenini (!) çekmiş bir belgesel gibi benimsiyor. Dünyada da durum farklı değil aslında... Sağlık Bakanlığı, pandeminin ilk günlerinden bu yana iletişimde dizi oyuncularını hem de yapımdaki karakterleriyle kullanarak, maske ve mesafe mesajları veriyor. Diziler toplumlar üzerinde bu kadar etkiliyken tüm nedense çekimler dönemin gerçeklerinden kopuk! Dönem işleri dışındakilerde maske ve sosyal mesafe kuralları ekrana yansısa, kamu spotlarından daha etkili olmaz mı?

Yazarın Diğer Yazıları

  1. YENİ ‘YENİ NORMAL’
  2. TANIMLI İSKANDİNAV MUTLULUĞU!
  3. ÇAĞDAŞ ‘SANAL’ HAFTA SONU
  4. IŞILDAYAN KARANTİNA MEYDANLARI
  5. MAGAZİN TADINDA AŞI KONUSU
  6. KAHVEDE PAYIMIZA DÜŞEN
  7. Yeni Türk mutfağının öncüsü
  8. KARA KIŞ KAPIDA
  9. NE ARA BU KADAR SAMİMİYETSİZ OLDUK?
  10. TEMMUZ GİBİ EKİM

© Copyright 2021

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.