SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Tecrit, can sıkıntısı ve yaratıcılık

Virüsten korunmak amacıyla hayata geçen tecrit uygulamasının ardından insanların evde sıkılmamaları için bir dizi önerilerde bulunuluyor. Bu öneriler arasında kitaplar, filmler, sanal müze ziyaretleri, yemek tarifleri yer alıyor. Oysa artık klişeleşmeye başlayan ifade ile “bu tecrit döneminde” belki de sıkılmak bizlere müthiş bir fırsat veriyor.

ABONE OL
GÜLDENER SONUMUT

 

Beynimizi bilgisayar, tablet, telefon, televizyon ve internet ile sürekli meşgul tutmamız sonucunda bir konuya veya kişiye odaklanma kabiliyetimizi kaybediyoruz. Hatta bazılarımızın ‘tablet bakışlı insanlara’ dönüştüğünü söyleyebiliriz. Ruhumuz ve düşüncelerimiz yoksullaşmışsa, sıkılmaktan korkar ve sürekli kendimizi meşgul tutmaya çalışırız. Oysa sıkılmak, insanın içindeki anlam dünyasını, mana çekirdeğini yeniden keşfetmesini sağlayabilir. Hatta yaşamına yeni manalar katabilir. Bu anlam dünyasının sürekli güncellenmesi ve taze tutulması da önemli.

Zira çocukluktan itibaren olayları ve insanları anlamlandırmaya çalışmamız sayesinde yaratıcılık yetisi gelişiyor. Beynin ortalama 86 milyar nörondan oluştuğunu düşünürsek, beynin aktif bir şekilde dinlenmesi için tecrit sürecinin belki de ideal bir fırsat olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye’nin çocuk ve yaratıcılık alanında yetiştirmiş olduğu, uluslararası iki ismin bu alandaki çalışmalarını hatırlatmakta fayda var.

AÇEV’in kurucusu, Koç Üniversitesi’nde uzun yıllar öğretim üyesi olarak çalışmış olan rahmetli Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın çocukların eğitimi konusunda yaratıcılığa ayırmış olduğu  çalışmalarını okumak gerekir. “Benlik Aile ve İnsan Gelişimi” adlı kitabı iyi bir kaynak. Keza sanat eğitim konusunda Türkiye’nin  bir başka ender değeri olan Prof. Dr. İnci San’ın kaleme aldığı “Çocuk ve Sanat” kitabında yaratıcılık ile düz zeka arasındaki bağlılaşım veya ölçünleşmiş düşüncenin dışına çıkmada yaratıcılığın katkıları konusunda önemli bulgular yer alıyor.

Buna göre, bu karantina döneminde bırakalım insanlar sıkılma lüksüne sahip olsunlar. Bu ‘sıkılma’ döneminde muhtemelen bazı sanatçılar, bilim ve iş insanları yeni fikirler, eserler ve yaklaşımlar yakalayacaklar. Karantina döneminin ardından muhtemelen “tecrit günlerim” konulu klişe kitaplar yayınlanacak. Ancak o ilk popüler furyanın ardından film, resim, heykel, müzik, çağdaş dans, bilim ve iş dünyasından çıkacak yeni fikirleri merak edebiliriz.

Bilim ve kontrol

Karantina döneminden kademeli olarak çıkmak için kullanılacak olan teknoloji kuşkusuz temel hak ve özgürlükler alanına getirilecek olan kısıtlamalar ile özel hayatın mahremiyetinin ihlali tartışmalarını da beraberinde getirecektir. Belçika ve Fransa’da cep telefonu üzerinden kişilerin izlenmelerine yönelik yasal ve teknik düzenlemeler yapılıyor. Almanya da yasal düzenleme hazırlığında. Avusturya’da hükümet tarafından yapılan bir kamuoyu araştırmasında halkın cep telefonu üzerinden izlenme fikrine sıcak bakmadığı görüşünün çıkması ardından hükümet şimdilik bu fikirden vazgeçti.

Burada konu teknolojik gelişimden korkmak değil. Teknolojinin hangi amaçla ve nasıl kullanıldığı hususunu tartışmak önemli. Belçika ve Almanya temel hak ve özgürlükleri ihlal etmeyecek düzenlemeler yapacaklarını ifade ediyorlar. Avrupa Komisyonu da bu çalışmaların denetçisi olacak. Temel hak ve özgürlükler konusunda bir ihlalin yaşanması halinde Avrupa Konseyi ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi de hak ihlaline uğramış kişileri koruyacak. İzlenmenin geçici bir düzenleme olduğunu unutmayalım. En azından şimdilik.

Pandemik tehdit ve finans dünyası

Pandemik tehdidin öngörülebilir olup olmadığı tartışılmaya devam ediliyor. Koronavirüs krizinin bir kara kuğu senaryosu olmadığı kesin. Zira 2000’li yıllardan bu yana önemli ülkelerin istihbarat ve düşünce kuruluşlarının pandemik riske yönelik raporları bulunuyor. Ancak çok öngörülü raporlar bile tehlike çanları çalmadıkça halk ve siyasiler tarafından pek dikkate alınmıyor. Finans dünyası ve bankaların bu tür raporları çok daha iyi değerlendirmelerinde fayda var. Çok uluslu holdingler ile kredi derecelendirme kuruluşlarının da... Zira gelecekte bir ülkenin olağanüstü hal konusunda hazırlıklı olup olmadığı, tehditleri kale alıp almadığının kredi notunda ve Kredi Temerrüt Takası endeksinde fiyatlanması gerekiyor. Bu sayede koronavirüs gibi bir krize karşı alınması gereken önlemler sadece halk, siyasiler veya STK’lar değil aynı zamanda çok uluslu holdingler ile kredi ve finans kuruluşları tarafından denetlenmiş olur. Ülkelerin ‘spread’lerine bu riskin dahil edilmesi de ülkelerin hazırlık derecesini tespit etmek için kullanılır.

Diğer Haberler

  1. Meksika, ABD sınırını kapatma kararını bir ay uzattı
  2. Koronavirüste ölüm fırtınası
  3. Son dakika! Bakanlık'tan Birleşik Arap Emirlikleri'ne tepki: Asla affetmeyecektir
  4. 14.7 milyon dolarlık ‘saray yavrusu’
  5. Görevimiz: Şanssızlık
  6. Saçına yetecek su akacak!
  7. Çocuk şiddetine karşı uyardı
  8. Yunanistan ve Fransa’dan Akdeniz’de ortak tatbikat
  9. İnstagram fenomeni
  10. Libya görüşmelerine ‘petrol’ damga vurdu

© Copyright 2020

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.