SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

‘Üç büyük’ balon

.

ABONE OL
Milliyet Haber

Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’a neden “Üç Büyükler” denir? Cumhuriyet evveline taşan ve bir asrı aşan yaşlarına hürmeten mi? Türk Futbolunun “kurucu babaları” sayıldıklarından mı?
Ya da her birinin sahip olduğu orta halli bir ülke nüfusu kadar taraftara yaranmak/eyyam yapmak niyetiyle mi tedavüle girmiştir bu paye?
Para mı, güç mü, itibar mı onları “lüks kamaraya” koyan manevi madalyanın sebebi?
Hepsi tamam, lakin esaslı bir neden daha var ortada.
Sadece tribünde, sokakta, camiada büyük olduklarından değildir onların büyüklükleri… Cüsselerini sahaya, skora, puan cetveline bire bir yansıttıkları ve bir yandan müzelerini tıka basa kupa doldururken bir yandan da futbolu domine ederek sektörün popülaritesini arttırdıkları için almışlardır bu unvanı.
Onlar futbolu sırtlarlar, futbol da onları.
Veya Pandemiye kadar öyleydi!..

FB, GS, BJK’SIZ “İLK ÜÇ” HİÇ OLMADI
60 yıllık lig tarihinde, ligi “ilk iki sırada” bitiren takımlardan ya birincisi, ya ikincisi veya ikisi birden Üç Büyüklerden oldu hep. Tek istisna 1980 darbesi ile başlayan sezon ki, onda da şampiyon Trabzonspor ile ikinci Adanaspor ardından üçüncü takım Üç Büyükler kategorisinden Galatasaray.
Yani ezelden beri Üç Büyüklerden hiçbirinin ilk üçe giremediği sezon olmamıştır.
Olursa şimdi!..
Sezonun bitmesine iki maç kala üçüncü sıra için kıyasıya mücadele ediyor “üç Büyükler”!
Bu hafta Sivasspor - Gençlerbirliği’ni yenerse o da zor ya…
Üç bölümde oynanan 2019-20 sezonu herkesin malumu… Fenerbahçe ve Beşiktaş öyle kötü başladı ki, pandemi arasından sonraki sekiz hafta düzeltmeye yetmiyor. Galatasaray ise pandemi ile birlikte başlayan çöküşün sonuçlarını yaşıyor. Son altı maçta iki puan kabus gibi.
Bundan böyle “üç Büyükleri” diğerlerinden ayıran tek “büyüklük” devasa borçları ve hayal kırıklıkları olacak gibi görünüyor.
Büyük başın derdi de büyük oluyor!
“Onların problemi” deyip geçmek mümkün değil ne yazık ki.

‘FELAKET’ ÜÇ BÜYÜKLER KADAR BÜYÜK OLUR
“Üç Büyük balon” patladıktan sonraki süreç korkutuyor insanı.
Şayet Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş birer algı yanılması değilse ve biz gözümüzde büyütmemişsek, onlar gerçekten çok büyükse, tam felaket…
Ne kadar büyüklerse o kadar küçülecek demektir futbol… Kaliteyi bilemem de kaynak açısından öyle.
Çünkü bizimki “futbol sevgisi” değil “rekabet tutkusu”.
Üç Büyükler erozyona uğradıkça tribünler de naklen yayın bütçesi de futbol endüstrisi de o kadar daralacak.
Bugünden yarına değil tabi…
Muhtemelen “Üç Büyüksüz” ilk üçlü ilk sezonumuz bu… Seneye belki ilk dört!..
Günahı, vebali kimin boynunda?
Pandemi demesin kimse.

“YABANCILAŞTIRMAYA” DEVAM EDİYORUZ
Bizim rekabet tutkumuzu restore edip futbol sevgisi haline getirmek yerine tutkumuza oynayıp bizi söğüşlerken bile ayağını yorganına göre uzatmayan yönetimlerdir sorumlusu.
Musluk kesilmez sanan, futbolu ülkenin kılcal damarlarına yaymayıp biletli müşteri haline getirdiği futbolseverden sağladığı finansla tarihi zaferler yazmak isteyen ve en dar boğazda pandemiye toslayan yöneticilerdir.
Dünya ile rekabet etmek için “dünya futbolcuları” yetiştirmek yerine “toplama dünya takımı” kurmak gibi bir saplantıları vardı; deniz bitti…
İşin daha beteri, her şey eskisi gibi olacak sanmaktalar hala…
Futbolu bu millete yabancılaştırdıklarını idrak edemiyorlar, hala yabancı kısıtlamasına engel olmaya çalışıyorlar.
Nasıl anlamıyorlar… Yabancı futbolcu sayısı artmasının “Üç Büyükler”den başka her takıma yarayıp, kendilerine yaramadığını?
Mütevazı bütçeli takımlar taraftar baskısından korkmadan ucuz yabancı transfer edebiliyorlar. İşi yaramayanlar kulübü batırmıyor… Ama içlerinden iyi çıkanlardan birkaç sene randıman aldıktan sonra beş-on katına “Üç Büyüklere’ satıyorlar.
Hizmet-gelir çarkı kusursuz dönse sorun yok. Ama aksıyor. Ya kişisel ya sosyal ya ekonomik ya da geldikleri büyük takıma özel sebeplerden, İstanbul’a gelen sıradanlaşıyor ve yeni bir masraf kalemi haline geliyor.
O zaman “ünlü yabancı” futbolcu transfer etme periyoduna geliyor sıra. Para yetmediğinden genellikle Van Persie/Falcao gibi yaşlı, kronik sakat veya Nouma gibi tuhaf oluyor “dünya çapında futbolcumuz”… Dön tekrar Anadolu takımlarında parlayan yabancılara. Tam bir fasit daire.
Kupayı geçtik; ilk üçe hasret Üç Büyükler.

SIRADAN OLMA HAKLARI YOK
Parasızlık sonuç… Covit-19 bahane…
Asırlık üç büyükler, gözümüzün önünde eriyip artık lig üçüncülüğü için mücadele edecek hale böyle sinsi bir süreçle geldi işte.
Açık konuşalım… Üç Büyükleri “büyük” yapan orta karar bir ülke nüfusu kadar taraftarlarıdır ama Üç Büyüklerin sorumluluğu futbolseverlik şemsiyesi altındaki tüm vatandaşlara, yani Türk futboluna karşıdır. Sıradan takım olma, mola alma, futbolu çeken rekabet lokomotifini raydan çıkarma hakları yoktur.
Hele bu şartlarda, hiç.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Aşı bulundu!
  2. Fenerbahçe jesti: “Dükkan sizin”
  3. Dikkat; ‘Kış şampiyonu çıkabilir’
  4. Beşiktaş’ın “şansı”!
  5. Fenerbahçeli Fenerbahçeliye karşı!
  6. Terim’e Arda’dan ikinci soğuk duş gelecek
  7. Biraz korona biraz zorlama; “TFF çok yaşa”!
  8. Emre’nin yokluğuna hazır mısınız?
  9. Sergen Yalçın’ı “nadasa bırakın”!
  10. Yarısı dolu Fenerbahçe yarısı boş Beşiktaş

© Copyright 2020

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.