SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu Milliyet’e telekonferans ile konuştu: Çevrimiçi  Gençlik Merkezi

Gençlik ve Spor Bakanı Kasapoğlu ile koronavirüs ile mücadeleyi ve gençlere yönelik yeni projelerini konuştuk. Kasapoğlu, gençlerin bu zor sürecin en kritik misyonunu üstlendiğini kaydetti. Kasapoğlu, evde kalan gençlere yönelik hayata geçirdikleri ‘Çevrimiçi Gençlik Merkezi’ Projesini Milliyet’e anlattı: canlı müzikler, bilgi yarışmaları, ünlülerle sohbetler...

Koronavirüs ile mücadelede gençler de çok önemli.

Okullar tatil edildi.

20 yaş altındakilerin sokağa çıkması yasaklandı.

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ile koronavirüs ile mücadeleyi, gençlere yönelik yeni projelerini, lig ve spor konularını telekonferans yoluyla konuştuk. Kasapoğlu, gençlerin bu zor sürecin en kritik misyonunu üstlendiğini kaydetti. Kasapoğlu, evde kalan gençlere yönelik hayata geçirdikleri ‘Çevrimiçi Gençlik Merkezi’ Projesini Milliyet’e anlattı. Kasapoğlu, “Gençler neredeyse biz oradayız. Gençler şimdi evlerinde, biz de online faaliyetlerle onların evine konuk oluyoruz. Sosyal medya hesaplarımız, Youtube kanalımız vasıtasıyla, hazırladığımız zengin içerikleri gençlerimize sunuyoruz. Bu içerikler, interaktif materyallerle internet ortamına taşınarak gençlerimize sunuluyor. Bilgi yarışmaları, canlı müzik performansları, ünlü isimlerle sohbetler, atölye çalışmaları gibi pek çok başlıkta yine gençlerle olmaya devam ediyoruz. Ayrıca evlerine kitap yolluyoruz” dedi.

Bakan Kasapoğlu Milliyet’in sorularını şöyle yanıtladı:

SINAVDAN EL BİRLİĞİ İLE ÇIKACAĞIZ

- Koronavirüs ile mücadele konusunda neler söyleyeceksiniz?

Hem ülkemiz hem de dünya çok önemli, çok kritik bir süreçten geçiyor. İnsanlık, tarihin en büyük sınavlarından birini veriyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; Sağlık Bakanlığımız ve Bilim Kurulumuz başta olmak üzere devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarıyla, milletimizle, gençlerimizle, bu süreci çok güçlü bir şekilde yönettiğimizi düşünüyorum. Devletimiz bu süreçte tüm tedbirleri en ince ayrıntısına kadar alıyor. İş birliği, güç birliği, fikir ve gönül birliği yaparak bu süreci en güçlü şekilde atlatacağımıza inanıyorum. Bu sınavdan el birliğiyle en güzel şekilde çıkacağız. Sizin aracığınızla vatandaşlarımıza, bireysel tedbirlerini almaları gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Biz bu zorlu süreçte elimizden geleni yaparken, vatandaşlarımızın da üzerine düşeni yapmasını bekliyoruz. Bu kapsamda da vatandaşlarımıza ısrarla zorunlu haller dışında, ‘evde kal’ ve ‘sosyal mesafeni koru’ diyoruz. Bu kritik süreci toplum olarak en müspet şekilde atlatacağımıza inanıyorum. Allah ülkemizi, milletimizi, insanlığı tüm felaketlerden korusun.

YURTLARIMIZDA KALANLAR ÇOK MEMNUN

- Dünyanın birçok yerinden Türkiye’ye dönenler yurtlarınızda karantinada. Kalanlar memnun mu, geri dönüşler nasıl?

Türkiye, devlet millet iş birliğiyle bu beladan kurtulmaya çalışıyor. Devletimizin tüm kurumları elini taşın altına koyuyor. Biz de bakanlığımız yurtlarını, yurtdışından ülkemize dönen vatandaşlarımızın 14 günlük gözlem altında kalma süreçlerini geçirmeleri için hazırladık. Şu anda ülkemizin dört bir yanında rahat ve huzurlu bir ortam sunan yurtlarımızda, dünyanın dört bir yanından ülkemize dönen 20 binden fazla vatandaşımızı ağırlıyoruz. Vatandaşlarımızdan aldığımız geri dönüşler bizleri mutlu ediyor, gurur ve sevinç kaynağımız oluyor. Vatandaşlarımızın dile getirdiği memnuniyet mesajları, bizlere ayrı bir heyecan, ayrı bir güç veriyor. Şimdi ‘karantina günlükleri’ diye bir kavram oluştu. O yurtlarımızda kalan genci, yaşlısı tüm vatandaşlarımızın bana direkt yazdıkları mesajlar, sosyal medyada, diğer ortamlarda ifade ettikleri düşünceler, hakikaten bu süreçteki çabaların ne kadar önemli, ne kadar anlamlı olduğunu da gösteriyor. Dedim ya… Öyle güzel mesajlar alıyorum ki. Mesela bir gencimiz, Paris’te okuduğu üniversitenin yurdunun bizim yurdumuzla kıyaslanmayacak derecede olduğunu ifade ediyor. Yine Kanada’da okuyan bir öğrencimiz, Kanada’daki yurduyla bizim Sivas’taki yurt arasındaki farklılıkları ortaya koymuş. Ve eğitim hayatına tekrar döndüğünde bu durumu Kanada’da anlatacağını söylüyor.

1.5 YIL İÇİNDE 850 BİNE ÇIKARACAĞIZ

- Yurtların kapasiteleri yeterli mi?

Bugün öğrencilerimize yuva olan yurtlarımızın, günü geldiğinde milletimizin her bir ferdine yuva olabileceğini görmek de bizim için ayrı bir gurur kaynağı. 2002 Türkiye’sinde yaklaşık 190 bin yatak kapasitesinden bugün 700 bin kişiyi güvenli, aile sıcaklığıyla, her şeyiyle dört dörtlük bir şekilde ağırlamanın sevincini yaşıyoruz. Bu anlamda da bu kritik süreç bizlere yeni bir tecrübe yaşatıyor. İnşallah bu 700 bin kişilik kapasitemizi, Cumhurbaşkanımızın önderliğinde 1,5 yıl içinde 850 bine çıkaracağız.

KREDİ VE BURS ÖDEMELERİNE DEVAM

- Öğrenci kredi ve bursları ne durumda?

Üniversitelerde eğitim öğretime ara verildi. Üniversite öğrenimine devam eden öğrencilere ödediğimiz kredi ve burs ödemelerinde de hiçbir kesinti olmayacak ve ödemelere devam edeceğiz. Geri ödeme aşamasındaki gençlerimiz için erteleme yapıyoruz ve bu kardeşlerimizin kredi borçları kapsamındaki Nisan, Mayıs ve Haziran ayı kredi geri ödemelerini TEFE uygulanmadan, yani ilave bir maliyet yansıtılmadan erteliyoruz.

GÜNDE 40 BİN MASKE ÜRETECEĞİZ

- Gençlik Merkezlerinde özel çalışmalar var mı?

Şunu sevinçle ifade etmek isterim ki; bu ülkenin gençleri her durumda iftihar edilecek gençlerdir. Elini taşın altına koymaktan geri durmayan, cesur, akıllı, üretken, merhametli bir gençliğimiz var. Bu süreçte de hızlı bir şekilde yeni ve çok önemli bir çalışmaya daha imza attılar. 81 ilimizdeki 81 gençlik merkezimizde, sağlık çalışanlarımız için hayati önem taşıyan korumalı maske üretimine başladılar. Geçen hafta ben de Keçiören’deki gençlik merkezimizi ziyaret ettim ve gençlerimizin çabasına şahitlik ettim. Onlarla birlikte üretime katıldım. Gördüklerim beni çok duygulandırdı. Gençlerin fayda sağlamaya çalışmaları, ihtiyacı olanlara maskeleri bir an evvel ulaştırma çabaları, heyecanları beni çok etkiledi. Her biriyle gurur duyuyorum. Bu gençlerin yol arkadaşı olmak benim için bir iftihar vesilesidir. 3D yazıcılarda yapılan bu maskeler 81 ilde gençlik merkezlerimizde üretiliyor. Seri üretim şeklinde her bir gençlik merkezimizde yaklaşık 500 maske üretiliyor ve hedefimiz günlük 40 bin maske.

20 BİN KİŞİYE KİTAP

- Karantinadaki vatandaşlara yönelik ne gibi projeleriniz oluyor?

Biz bu süreci fırsat bilerek kitap okuma alışkanlığını geliştirmek adına bir kampanya başlattık. Bakanlık olarak kültür yayınlarımızdan yurtlarımızda kalan misafirlerimize kitaplar gönderiyoruz. Çünkü ‘oku’ medeniyetinin evlatları olarak bu zorlu süreçleri okuma alışkanlığını yaygınlaştırmak adına bir fırsat olarak görüyoruz. Bizzat yürüttüğümüz proje çerçevesinde 20 bine yakın vatandaşımıza kültür çalışmalarımızı armağan ediyoruz.

CANLI MÜZİKLER, BİLGİ YARIŞMALARI, SOHBETLER...

- Evdeki gençlere yönelik neler yapıyorsunuz?

Gençlerin bu süreçte evde olması hem kendi hem de büyüklerin sağlığı açısından önemli. Biz gençleri yalnız bırakmayız. Gençlik merkezlerimiz, sağlık tedbirleri kapsamında kültür sanat faaliyetlerine ara vermiş durumda. Fakat biz gençlerin merkezlerimizde gerçekleştirilen atölye, kurs ve diğer tematik faaliyetlerden mahrum kalmasını istemedik. Gençler neredeyse biz oradayız. Gençler şimdi evlerinde, biz de online faaliyetlerle onların evine konuk oluyoruz. Sosyal medya hesaplarımız, Youtube kanalımız vasıtasıyla, hazırladığımız zengin içerikleri gençlerimize sunuyoruz. Bu içerikler, interaktif materyallerle internet ortamına taşınarak gençlerimize sunulmaktadır. Bilgi yarışmaları, canlı müzik performansları, ünlü isimlerle sohbetler, atölye çalışmaları gibi pek çok başlıkta yine gençlerle olmaya devam ediyoruz. Evdeki gençlerimize ayrıca kitaplar göndereceğiz.

GENÇLER KRİTİK MİSYON ÜSTLENİYOR

- Koronavirüs salgınıyla ilgili gençlere sizce ne gibi görevler düşüyor?

Gençlerimiz bu zor sürecin en kritik misyonunu üstlenmiş durumdalar. Yaşadığımız bu süreç bize dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu bir kere daha gösterdi. O yüzden ben her fırsatta gençlerimizden ‘en büyük varlığımız, en büyük imkânımız’ diye bahsediyorum. Geçtiğimiz yıl ‘gönüllük yılı’ ilan etmiştik ve gençlerimiz çok önemli gönüllülük faaliyetlerine imza atmışlardı. Atmaya da devam ediyorlar. Gençlerimiz bu zor ve kritik süreçte de çok önemli görevler üstleniyorlar. Örnek vermek gerekirse bu süreçte gönüllü geçlerimiz, gençlik liderlerimiz ‘Vefa Sosyal Destek Gruplarında’ görev almaya başladılar. 65 yaş ve üstü ile kronik rahatsızlığı olan vatandaşlarımıza yardımcı oluyorlar. Biz de gerek büyüklerimizin, gerek diğer vatandaşlarımızın sosyal anlamda ihtiyaçlarına çözüm üretmek adına gençlerimizin bu konuda çaba göstermesini istedik. Gençlerimizin her alanda ortaya koyduğu fedakârlığı bu gönüllük çalışmaları kapsamında, özellikle de koronavirüs salgını sürecinde de görmek bizleri çok mutlu etti.

UEFA’NIN GÖRÜŞÜ ÖNEMLİ

- Ligler ve spor müsabakaları ne zaman başlayacak?

Spor kamuoyunda son dönemde cevabı en çok merak edilen soruların başında liglerin ne zaman başlayacağı konusu geliyor. Koronavirüs tehdidinin ardından Futbol, basketbol, voleybol ve hentbol liglerinde müsabakaların durdurulması kararı verdik. Biz tüm bu kararları, Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu ile yaptığımız görüşmeler sonucunda aldık. Dolayısıyla, müsabakaların ne zaman başlayacağı, takvim konusu, bugüne kadar olduğu gibi Sağlık Bakanlığımız ve Bilim Kurulumuz ile yürüttüğümüz istişareler sonucunda şekillenecektir. Kaldı ki bu konuda UEFA’nın görüşü de önem arz ediyor. UEFA Avrupa futbolunda liglerin akıbetini federasyonlar ile değerlendirecek. Bu görüşmelerde UEFA organizasyonlarının akıbeti de belli olacak sanıyorum. Bu sezonki Şampiyonlar Ligi finali de İstanbul’da oynanacak. Dolayısıyla bu karar ülkemizi de yakından ilgilendiriyor.

KULÜPLERİMİZDEN KİRA ALMAYACAĞIZ

- Spor camiası için ne gibi ekonomik önlemler aldınız?

Koronavirüs ile mücadele kapsamında ertelenen futbol, voleybol, basketbol ve hentbol karşılaşmalarının yapılacağı stadyum ve spor salonları ile faaliyetleri durdurulan spor tesisleri içerisinde bulunan ve gelirini yalnızca bu karşılaşmalardan, organizasyona katılanlardan ve seyircilerden elde eden kulüplerimizden kira bedeli almama kararı aldık. Bununla ilgili genelgeyi il müdürlerimize gönderdim. Yani, stadyum ve spor salonlarımız ile faaliyetleri durdurulan spor tesisleri (yüzme havuzları vs.) içerisinde bulunan ve gelirini yalnızca bu karşılaşmalardan, organizasyona katılanlardan ve seyircilerden elde eden ticari ünitelerin kira ödemelerini 13 Mart tarihinden başlamak üzere faaliyete başlayacakları tarihe kadar almayacağız. Faaliyetlerine devam eden, ancak alınan tedbirler kapsamında etkilenen ticari ünitelerin Mart-Nisan-Mayıs-Haziran 2020 aylarına isabet eden kira bedelleri ise ilgilisinin talebi halinde 4 ay süreli ve faizsiz olarak ertelenecek.

Yazının devamı...

Rehavet yok dayanışma çok

Dünya koronavirüse karşı büyük bir mücadele veriyor.

Türkiye hem kendi mücadelesini veriyor hem de dünyaya yardım yapıyor, örnek oluyor.

İtalya ve İspanya’ya gönderilen yardımların üzerindeki Mevlana’nın sözleri umut aşılamak için çok anlamlıydı: Karanlığın ardında nice güneşler var...

Her şey umuttur.

Umutsuzluğa ve rehavete kapılmadan mücadeleye, dayanışmaya devam.

İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a, vatandaşın devletin aldığı tedbirlere uyma durumunu sordum.

Altun, birlik ve beraberlik içinde dayanışmanın güçlü tutulduğunu söyledi.

Altun şunları kaydetti:

“Milletimiz, devletin aldığı kararları doğrudan uyguluyor. Elbette bu süreçte gerek sosyal medyada gerek geleneksel medyada birçok kez dezen-formasyonla karşılaşıyoruz. Ancak milletimiz bu dezenformasyon karşısında da her zaman olduğu gibi yetkililerin açıklamalarını takip ederek ve devletimizin koyduğu tedbirleri uygulamaya gayret göstererek var gücüyle mücadeleye katılıyor. Gelinen noktada milletimizle birlikte rehavete kapılmadan, birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, dayanışmamızı güçlü tutuyoruz. Yeni bir durumla karşı karşıyayız, dolayısıyla buna karşı mücadeleye ayak uydurmak da kolay olmayabilir. Yıllardır geliştirdiğimiz alışkanlıklarımız var. Bunlardan kolay vazgeçemiyor insanlar. Ancak olayın ciddiyetinin de artık farkındayız toplum olarak. Dolayısıyla büyük ölçüde kurallara uyulduğunu görüyoruz.”

Virüs yürümüyor biz yürüyoruz

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca her fırsatta ‘izalosyon, sosyal mesafe ve temassızlık’ diyor.

‘Herkes kendini şüpheli görüp izole etsin’ diyor.

Niye mi?

Çünkü virüs dünyada hızla yayılıyor.

İzole olmayan insanlar birbirlerine bulaştırıyor.

Hiç kimsenin beklemediği şekilde sayı artıyor.

Dünyada vaka sayısı 1 milyona yaklaştı. 

Bir çok ülkede günde yüzlerce kişi ölüyor.

Bazı ülkelerde bini buluyor günlük ölümler.

Ne yapmalı?

Herkes kendinde koronavirüs varmış gibi izole etmeli.

Virüs yürümüyor.

İnsanlar yürüyor ve birbirine bulaştırıyor.

Evde kalınca hatırladıklarımız...

- Telefonun bir fazla çalmasının ne kadar anlamlı olduğunu

- Dostlarla, arkadaşlarla sohbetin ne kadar kıymetli olduğu

- Bir kafede kahve içmenin insanı ne kadar mutlu ettiğini

- 2 günde kitap bitirmenin hazzını

- Yüz yüze iletişimin önemini

- Kaybettiklerimiz ve göremediklerimizin değerini...

Yeni dönem, yeni yaşam

Yeni bir dünya düzeni oluşacak.

Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Eski alışkanlıkları bırakmak zorunda kalacağız.

Yeni yaşama alışmak gerekiyor.

Yeni yaşam... Yeni dönem...

Herkes üzerine düşeni yapmalı.

Şimdi ise dayanışma ve daha çok fedakarlık zamanı.

HAFTANIN ALKIŞI KİME?

Bu haftanın alkışı, ihtiyacı olan kişilere yönelik dayanışma için yardım kampanyasına destek olan herkese gelsin.

En büyük alkış her zaman sağlık çalışanlarına tabiki.

Kalın sağlıcakla...

Yazının devamı...

'Zor günleri birlik olup atlatacağız'

İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile telekonferansla koronavirüs ile mücadeleyi konuştuk. Krizin üstesinden gelebilmek için daha çok fedakârlık yapılması gereken bir döneme girildiğini ve mutlaka evde kalmaya devam edilmesini isteyen Altun, “Türkiye aldığı tedbirler sayesinde inşallah kısa sürede bu krizi atlatacaktır” dedi.

Koronavirüs tüm dünyayı etkiledi.

Türkiye tedbirlerini önce aldı ve sürekli en az etkiyle atlatmak için yeni önlemler alınıyor.

Koronavirüs ile ilgili mücadelede hangi aşamadayız ve ne gibi tedbirler alınıyor, alınacak?

Biz de EVDE KALDIK ve bu gibi konuları İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile telekonferans ile konuştuk. 

Vatandaşlardan Cumhurbaşkanı, İletişim Başkanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nın açıklamalarını dikkatle takip etmelerini ve uyarılara harfiyen riayet etmelerini beklediklerini dile getiren Altun, bu insani krizi kötü emelleri için fırsata çevirmek isteyen Türkiye düşmanlarına karşı da uyanık olunmasını istedi. Altun, “devletimiz şimdiye kadar olduğu gibi bu krizi de aşacak kudrettedir. Tüm imkanlarımız seferber edilmiş ve yeterli durumdadır. Dışarıda yapacak bir işi olmadan bulunan her insanın hastalığa davetiye çıkardığı unutulmamalı. ‘Bana bir şey olmaz’ gibi bir mantık asla kabul edilemez. Bu yaklaşım, küresel salgına karşı verdiğimiz özverili ve etkili mücadeleyi zayıflatmaktan başka bir işe yaramaz ne yazık ki” dedi.

Altun Milliyet’in sorularını şöyle yanıtladı:

DAHA ÇOK FEDAKÂRLIK YAPMAMIZ GEREKEN BİR DÖNEM

- Koronavirüs ile mücadelede ne aşamadayız?

Bildiğiniz gibi henüz bu virüse ilişkin Türkiye’de vaka tespit edilmeden gerekli önlemleri almaya başladık. Bu doğrultuda ilk olarak Sağlık Bakanlığı tarafından 10 Ocak’ta Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden, alanında yetkin enfeksiyon, mikrobiyoloji, viroloji, iç hastalıkları, yoğun bakım ve göğüs hastalıkları uzmanı akademisyenlerden Bilim Kurulu oluşturuldu. Bilim Kurulu, bugüne kadar birçok konuda tavsiye niteliğinde kararlar aldı ve bu kararlar, Cumhurbaşkanlığı tarafından uygulamaya koyuldu. Türkiye’de ilk vakanın görülmesinin ardından, çok önemli tedbirlerle salgının hızını yavaşlattığımıza inanıyorum.

Gelinen noktada, bu krizin üstesinden gelebilmek için daha çok fedakârlık yapmamız gereken bir döneme girdik. Ancak Türkiye aldığı bu tedbirler sayesinde inşallah kısa sürede bu krizi atlatacaktır. Alınan tedbirler neticesinde şu anda ilaç ve gıda konusunda sıkıntımız bulunmamaktadır. 100 bin kişiye düşen yoğun bakım yatak sayısında ABD, Almanya, İtalya İngiltere gibi gelişmiş ülkelerden çok daha iyi durumdayız. Solunum cihazı üretimi konusunda hızlı mesafe kat ediyoruz.

Milletimiz her zaman olduğu gibi devletimizin yanında durmaya devam ediyor. Bu sayede bu krizi de çok hızlı bir şekilde atlatacağımıza inanıyorum. Gelinen noktada milletimizle birlikte rehavete kapılmadan, birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, dayanışmamızı güçlü tutuyoruz.

ALGI OPERASYONLARI İÇİN ÖZEL EKİP

- Kaoscu ve fırsatçılara yönelik neler söyleyeceksiniz?

Milletçe daha çok kenetlenmemiz ve herkesin üzerine düşeni yapmasının gerektiği bir dönemde, bu durumdan kazanç elde etmeye çalışanlar ve buradan hükümete karşı nasıl bir algı oluştururum derdine düşenler var maalesef. Ancak bu kesimlerin operasyonlarına anında müdahale ediyoruz ve bunlara asla fırsat vermeyeceğiz. İletişim Başkanlığı olarak bu konuda özel bir ekiple çalışmalarımızı yürütüyoruz. Gerek yurt içinde gerekse de yurtdışında Türkiye’ye karşı kurulmak istenen algı operasyonlarına karşı teyakkuz halindeyiz. Devletimiz bütün organlarıyla birlikte, salgının yanında bu tür operasyon odaklarıyla da baş edecek güçtedir. Bu kapsamda, gerek internet üzerinden dezenformasyon yayan kişilere gerekse stokçuluk yapan ve fiyatları yükselterek piyasayla oynamaya çalışanlara karşı her türlü yasal önlemlerde süratle alınmaktadır.

‘BANA BİR ŞEY OLMAZ’ DEMEYİN

- ‘Bana bir şey olmaz’ diyenler var. Salgının büyümemesi için mesajlarınız ne olacak?

“Bana bir şey olmaz” gibi bir mantık asla kabul edilemez. Bu yaklaşım, küresel salgına karşı verdiğimiz özverili ve etkili mücadeleyi zayıflatmaktan başka bir işe yaramaz ne yazık ki. Bu noktada devletimizin aldığı önlemlere herkes uymalı. Birçok genç de bu hastalıktan etkilendi ve hayatını kaybetti. Dolayısıyla istatistiklere bakarak karar vermemek lazım. Topluma karşı herkes sorumluluk bilinciyle hareket etmeli. Özellikle dışarıda yapacak bir işi olmadan bulunan her insanın hastalığa davetiye çıkardığı unutulmamalı. Virüsten çok etkilenmeseniz bile taşıyıcı olup başka insanların hayatını kaybetmesine sebep olabilirsiniz. Bu yüzden herkes doğru olanı yapmalı. Bu salgını ancak devletimizin aldığı güçlü tedbirlerin yanında vatandaşımızın azmi ve ferasetiyle yenebileceğimiz unutulmamalıdır.

TÜM İMKANLAR SEFERBER EDİLİYOR

- İletişim Başkanlığı olarak vatandaştan beklentiniz nedir?

Öncelikle vatandaşlarımızın, Sayın Cumhurbaşkanımızın, İletişim Başkanlığımızın ve Sağlık Bakanlığımızın açıklamalarını dikkatle takip etmelerini ve uyarılara harfiyen riayet etmelerini bekliyoruz. Tüm uyarılarımızın vatandaşımızın kendi iyiliği için, sevdiklerimizin yarınları için yapıldığını asla unutmamaları gerekiyor. İkinci bir önemli husus, bu insani krizi kötü emelleri için fırsata çevirmek isteyen Türkiye düşmanlarına karşı uyanık olmamız gerekiyor. Sosyal medya üzerinden kaynağı belirsiz, provokatif, gerçek dışı bazı bilgiler yayılmak suretiyle halkımız paniğe sürüklenmek isteniyor. Bu paylaşımların neredeyse tamamının FETÖ, PKK ve DHKP-C gibi terör örgütlerinden geldiğini de ilgili birimlerimiz tespit etmiş durumda. Bunlara asla prim vermiyoruz.

Biz, vatandaşımızdan resmi ve güvenilir kaynaklar dışında hiçbir açıklamaya itibar etmemelerini ve özellikle de teyit edilmemiş hiçbir bilgiyi paylaşmamalarını bekliyoruz. Devletimiz şimdiye kadar olduğu gibi bu krizi de aşacak kudrettedir. Tüm imkanlarımız seferber edilmiş ve yeterli durumdadır. Milletimizden bilgi saklamak gibi bir durum asla söz konusu olamaz, müsterih olsunlar.

DEVLETİMİZ HİÇ BİR VATANDAŞINI YÜZÜSTÜ BIRAKMAZ

- Yaşlı vatandaşlara yönelik ne tür uyarılarınız olacak?

Yaşlı vatandaşlarımız bizim büyüklerimiz, annelerimiz, babalarımız. Onları çok seviyoruz, kıymet veriyoruz. Devletimizin aldığı tüm önlemlerin onların sağlığı için olduğunu unutmasınlar. Kurallara harfiyen uysunlar. Bildiğiniz gibi virüs belli yaş gruplarını daha çok etkiliyor. Bizim tek meselemiz bu salgını milletçe en az hasarla atlatmak. Sağlıkları için evden çıkmasınlar. Devletimiz onların tüm ihtiyaçlarını karşılayacaktır. 65 yaş ve üstü ile kronik rahatsızlığı bulunanların ihtiyaçlarının ikametlerinde giderilmesi amacıyla, AFAD koordinasyonundaki Vefa Sosyal Destek Grubu ekipleri ve belediyelere bağlı ekipler çalışıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu salgında hiçbir vatandaşını yüzüstü bırakmayacaktır, içlerini ferah tutsunlar. Bu noktada büyüklerimize karşı son zamanlarda gelişen olumsuz birkaç hadise de bizleri son derece üzdü elbette. Onlara yaklaşımımız saygı, sevgi, hürmet çerçevesinde olmalı mutlaka.

ÜMİTSİZLİĞE KAPILMAYIN DEVLETE GÜVENİN

-  Birlik ve beraberlik içinde olma zamanı. Buna yönelik mesajınız ne olacak?

Kovid-19 küresel bir salgın. Ülkelerin ne hale düştüğünü hep birlikte görüyoruz ve yine şahit oluyoruz ki bu mücadele, yalnızca kamu kaynaklarının seferber edilmesi ile kazanılamaz. Her bir birey sorumluluk hissetmeli ve buna göre davranmalıdır. Yani ısrarla vurgulanan; evde kalma ve sosyal mesafeyi koruma kurallarına kati bir surette bütün vatandaşlarımız uymalıdır. Bu hayati derecede önemli. Vatandaşlarımızdan istediğimiz diğer bir konu ise asla ümitsizliğe kapılmamaları ve devletimize güvenmeleridir. Yani hep birlikte ele ele verirsek, kuralları eksiksiz uygularsak Allah’ın izniyle bu süreçten daha az hasarla çıkacağımızı unutmasınlar.

Yaşanan gelişmelere ve ihtiyaçlara yönelik milletin beklentilerini karşılayacak yeni uygulamalar da olacaktır kuşkusuz. Sağlık alanında ve sosyal hayatta alınan önlemler sıkılaştıkça vatandaşların hayatını kolaylaştıracak ve evden çıkmadan işlerini halledebilmelerini sağlayacak önlemler de alınacaktır. Bu konuda tüm vatandaşlarımızın içi rahat olsun.

SAĞLIK SİSTEMİMİZ İYİ DURUMDA

- Türkiye başta Avrupa olmak üzere birçok ülkeden önce tedbirlerini aldı. Dünyaya baktığımız zaman sağlık alanı ve tedbirler açısından hangi noktadayız?

Esasında Türkiye, sağlık sistemi açısından oldukça iyi durumda. Kişi başına düşen yoğun bakım yatak sayısı, ABD, İngiltere dahil birçok gelişmiş ülkenin üstünde bulunuyor. Maske, dezenfektan ve kit noktasında herhangi bir eksikliğimiz de yok. Solunum cihazı konusunda ise yoğun çalışmalarla eksiklerimiz kapatılıyor. Ayrıca milletimizin ortalama temizlik düzeyi dünya standartlarının üstündedir. Toplumumuzda el yıkama, kolonya ikramı ve sık yıkanma gibi alışkanlıkların olması, esasında sağlık sistemimizi rahatlatan uygulamalardır.

KEYFİ OLARAK SOKAĞA ÇIKILMAMALI

-Bazı vatandaşların ısrarla sokağa çıkmasına yönelik değerlendirmeniz nedir?

Sokağa çıkma konusunda şu anda ölçümüz zarurettir. Biz, gerekli olmadıkça vatandaşımızın hiçbir hürriyetinin kısıtlanmasına taraftar değiliz. Ancak salgın gibi ciddi bir kriz karşısında da bazı tedbirleri yürürlüğe koymak zorundasınız. Zorunluluk olmadıkça insanımızın evde kalmasını ve sosyal mesafeyi korumasını istiyoruz. Halkımızın ferasetine güveniyoruz ve bu sürecin devlet-millet birliğiyle en güçlü şekilde üstesinden geleceğimize inanıyoruz.

Yazının devamı...

Koronavirüs salgını ne zaman azalır?

Bugünlerde en çok tartışılan soru bu: Ne zaman, ne zaman bitecek?

Bütün uzmanlara bu soruluyor.

‘2-3 ayda biter’ diyen de var daha uzun sürer diyen de var.

Bu sorunun yanıtını ben de Bilim Kurulu’na sordum.

Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Hasan Tezer bakın ne diyor:

“1 kişinin kaç kişiye bulaştıracağına bağlı. Ve tedbirlere uyulması ile evde kalınmasına.

Normal gripte 1 kişi 1 kişiye bulaştırıyor. Koronavirüste ise bulaştırma ortalama 3 kişi. Koronavirüs salgınının azalması için 1 kişinin bulaştırma sayısının 1’in altına düşmesi gerekiyor.”

YANİ EVDE KAL. YANİ EVDE KAL.

Özetle kendini izole et ve kendi OHAL’ini kendin uygula.

Kızılay’ın bu konu ile ilgili verdiği bilgi de önemli:

İnsanlar evde oturmazsa ve sosyal mesafeyi korumazsa enfekte olan 1 kişi 5. günde 2.5 kişiye bulaştırıyormuş. 30. günün sonunda bu bulaşan 2.5 kişi ve onların bulaştırdıklarıyla birlikte toplam enfekte sayısı 406’a yükseliyor.

Enfekte olan 1 kişinin teması yüzde 50 azalırsa 5. günün sonunda 1,25 kişiye bulaşmış olacak. 30 günün sonunda ise toplam rakam 15 kişiye çıkıyor.

Enfekte olan 1 kişinin teması yüzde 75 azalırsa 5. günün sonunda 0,65 kişiye bulaştırıyor. 30 gün sonunda ise toplamda bulaştırma sayısı 2,5’a düşüyor.

Rakamlar ortada ve evde kalmaya devam ediyoruz...

LÜTFEN, LÜTFEN, LÜTFEN

- Lütfen, zorunlu olmadıkça evden çıkmayalım.

- Lütfen, devletin uyarılarına uyalım, tedbirlerini harfiyen yerine getirelim.

- Lütfen, yaşlılarımıza kötü davranmayalım.

- Lütfen, gençlerimiz ‘bana bir şey olmaz’ demesin.

- Lütfen, gençler virüsü daha çok yayacaklarını unutmasın.

- Lütfen, birlik ve beraberlik içinde olalım.

- Lütfen, sağlık çalışanlarına daha çok destek olalım.

Türkiye ile Avrupa’nın farkı

Koronavirüs öncesi ve sonrası.

Dünyada artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.

Yeni bir dönem başlayacak.

Türkiye tedbirleri önce aldı.

Avrupa’nın hali ortada.

Avrupa için vahim bir tablo var.

Bir çok açıdan eleştirdikleri Türkiye tedbirleriyle Avrupa’ya örnek oldu.

Bu salgın sonrasında da artık Avrupa Türkiye’nin kıymetini bilmeli.

Türkiye’nin kendilerine yük değil kendilerinin yükünü alacağını anlamalı...

Gözü gümrük kapılarında kulağı telefonda


Tüm dünyayı etkileyen koronavirüsün ticaret üzerindeki olumsuz yansımalarını en aza indirmek için gece gündüz çalışan ve temassız ihracat yöntemiyle bir çok ülkeye örnek olacak ticarette yeni bir dönem başlatan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, yoğun bir görüşme trafiğinde.

Mesaiye günlük dış ticaret rakamlarını takip ederek başlayan Pekcan, gümrük kapılarındaki gelişmeleri, kapılardan geçen tır sayısını ve alınan güvenlik önlemlerini de an be an bakanlığın bilgi sisteminden ve odasındaki ekranlardan takip ediyor.

Bürokratları, gümrük müdürleri ve sektör temsilcileri ile de sürekli iletişim içinde. 

Daha çok telefonda ve görüntülü telekonferans yöntemiyle görüşmeler gerçekleştiren Pekcan, diğer ülkelerin bakanlarıyla sorunları çözmek için her zamankinden daha sık görüşüyor.

Pekcan, gün içinde yüzlerce mesaj alıyor ve çok sayıda telefon görüşmesi gerçekleştiriyor.

Haftanın alkışı kime?

Haftanın alkışı 65 yaş üstü sokağa çıkamayan büyüklerimizin ihtiyaçlarını karşılayanlara gelsin.

Yaşlılarımıza yönelik evlere servis artmalı.

Ordu’daki görevli gibi, Burhan Amca’nın ‘poğaça alır mısınız?’ sorusuna ‘neyli poğaça?’ diyenlere gelsin alkışlarımız...

Yazının devamı...

Milliyet Koronavirüs Bilim Kurulu üyeleri ile bir araya geldi: ‘Bana bir şey olmaz’ demeyin

Sağlık Bakanlığı koronavirüsün yayılmaması için bütün uyarılarını yaptı. Vatandaşın nasıl davranması ve nelere dikkat edilmesi gerektiği tek tek anlatıldı. Sıra uygulamada ve sonuçlarında...

Sağlık Bakanlığı’nın oluşturduğu Koronavirüs Bilim Kurulu üyeleri ne yapıyor? Gelişmeleri nasıl değerlendiriyor? Sonuçlar hangi aralıklarla masaya yatırılıyor? Bu gibi konuları Bilim Kurulu üyeleri ile bir araya gelerek konuştuk.

Prof. Dr. Firdevs Aktaş ve Prof. Dr. Hasan Tezer ile Sağlık Bakanlığı’ndaki çalışmaları sırasında buluştuk. Virüsün hafife alınmamasını, ‘Bana bir şey olmaz, ben hastalanmam’ yanlışından vazgeçilmesini isteyen iki bilim insanı, rehavete girilmemesini özellikle de virüsü yayma potansiyeli yüksek olan gençlerin daha dikkatli olmasını önemle vurguladı.

"Avrupa’ya göre 1.5 ay önde gidiyoruz"

Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Hasan Tezer’in yanıtları şöyle:

Bilim Kurulu olarak neler yapıyorsunuz? Virüsle mücadelede şu an ne aşamadayız?

Ocak ayı başında Çin’de başlayan bir salgın var. Yeni bir virüs bu. Ocak ayının ortasında Türkiye’de bilim kurulu oluşturuldu. Bizim kırım kongo ve eboladan tecrübelerimiz var. Griple yıllardır süren mücadelemiz var. Bilimsel çalışmalarımız var. Hocalarımızla hızlıca bir grup oluşturuldu. Bu tür durumlarda olası vaka tanımınızı, kesin vaka tanımınızı yapacaksınız. Rehberler oluşturuldu. Yavaş yavaş tedavi algoritmaları oluşturuldu. Dünyadaki makaleler inceleniyor. Çin nasıl mücadele etmiş, hangi yollarla yapmış, karantinasını nasıl uygulamış? Hangi tedaviler uygulanmış? Mikroorganizmanın genetim analizini verdi Çin. Kaç gün yüzeylerde yaşıyor, kuluçka süresi ne? Bilim Kurulu olarak bunları değerlendiriyoruz. Olası vaka sayısı. Son olası vaka tanımı; 14 gün içerisinde yurtdışından gelmiş olmak, ateş, öksürük, kas ağrısı gibi bulgulara sahip olmak ve ya son 14 gün içerisinde yurtdışından gelen bir hastayla temas etmiş olmak. Rehberde yer alanlar bu.

İlaç ve aşıda ne aşamadayız?

Bunun şuanda herhangi bir aşısı yok. Etkili yüzde 100 gösterilmiş bir tedavisi yok. Sadece benzer şekilde AIDS, grip ve sıtmada kullanılan ilaçları kullanıyoruz. Çin’deki verilerden yararlanılıyor. Tam bir tedavi, ilaç olmadığı için korunma çok önemli. İki hafta öncesine kadar bizde vaka yoktu. Avrupa’nın bir çok yerinde ocak ayının sonundan itibaren vakalar görülmeye başlandı. Ne kadar önde olduğumuzu görüyorsunuz. Büyük oranda hepsinden daha öndeyiz. İtalya’da ilk vakalar şubat ayının başlarında görüldü. Avrupa’ya göre 1.5 ay önde gittik. Avrupa hâlâ bizim önlemlerimizi alamadı.

Sakın hafife almayın

Gördüğünüz yanlışlar neler?

2-3 hafta bizim için çok önemli. 70 yaşın üstünde ölüm riski artıyor. Gençler daha hafif geçirebilir bağışıklık sistemlerinin kuvvetli olması nedeniyle. Özellikle gençlerimiz dikkat etmeli. Gençlerin, ‘ben hastalanmam, grip gibi atlatırım’ gibi bir algısı var. Gençler en fazla sosyal teması oldukları için gezen ve hareket eden oldukları için virüsü etrafına en fazla yayma potansiyeli olan grup. Çocuklar da öyle. Bunun özellikle önemle üzerinde duruyoruz. Size bir şey olmayabilir ancak çevrenizde anneniz, babanız, yaşlılarınız var. Kanser hastası ve kronik hastalar var. Onlara virüsü taşıyıp hasta edebilirsiniz. O yüzden sizler de kurallara uyun. Gençler daha dikkatli olmalı. Çocuklar açısından okulları tatil edildi. Amaç teması azaltmaktı yine. Yaşlılarda hastalık yapıcı reseptörler daha yoğun bulunuyor. O yüzden daha dikkatli olmaları gerekir diyoruz... Ama insanlarımızın tamamen bu olguyu kanıksamış olduklarını düşünmüyorum ben. Hâlâ hafife alıyorlar. Hâlâ ‘bende hastalık olmaz. Bize gelmez’ yaklaşımı var. Ama herkes hasta olabilir. Çünkü gripten farklı bu. Ben size enfekte edebilirim. Bu 3 kişiyi daha etkiliyor. O 3 kişi de başkalarına bulaştıracak ve böylece artıp gidecek. Biz bunu kesmeye çalışıyoruz. Bizim isteğimiz. Bana bir şey olmaz mantığını bırakalım.

Paniğe gerek yok

Nelere dikkat etmeleri lazım?

Bütün belirtileri taşımayanlar, çok ciddi şikayeti olmazsa acil servislere, polikliniklere gelmesin. Çünkü en fazla bulaşların hastaneden olabileceğini biliyoruz. Gereksiz yere virüs ile ilgili telefon hattı meşgul edilmesin. Ve bulaşmamasına yönelik tedbirlere dikkat edilirse bu süreyi rahat bir şekilde atlatırız. Bu iş bizim elimizde. Paniğe, korkuya gerek yok. Biz günlük takibi yapıyoruz. Bundan sonraki görev vatandaşta. Gerekeni görüp yapacaktır diye düşünüyoruz. Rehberi nasıl güncelleriz, nasıl korumayı artırırız diye konuşuyoruz biz. Her gün toplanıyoruz ve gece geç saatlere kadar çalışıyoruz. Evde de çalışıyoruz.


"Nasıl korunacağını herkes biliyor ama... "

Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Firdevs Aktaş’ın açıklamaları şöyle:

Toplumda gördüğünüz yanlışlar neler? Hangi konularda uyarılarınız olacak?

Ülkemizde hastalık görüldükten sonra toplumda korku ortaya çıktı. Bu korku da daha fazla bilgiyi alma özelliğini artırabilir insanların. Kriz anında insanlar daha iyi alırlar bilgileri. Herkes koronavirüsten nasıl korunacağını artık biliyor. Ama bunu eyleme dönüştürmek önemli. Bilirsiniz yapmazsınız. Ben bu konuda bilgilerin eyleme dönüşmesini bekliyorum. Çünkü nasıl korunması gerektiğini ayrıntılı olarak anlattık. Ne zaman maske kullanmaları gerektiğini vs. Şimdi bu uygulamanın başarıya ulaşıp ulaşmadığını göreceğiz. 

İnsanlar kurallara uyuyor mu?

Marketlere gidiş biraz korku ve panik nedeniyle. Stok olayı var. Aslında olay artık hasta olmaktan çok hastalık olur da OHAL olursa ben ne yapacağım korkusu. Farklı bir alana evrildi bu konu. Ben toplumun takibinden onu izliyorum. Ama ben güveniyorum. Hastalığı önemsediklerini düşünüyorum. Uygulamaları da başarılı olursa çok iyi olur. Çok detaylı konularla ilgili bize sürekli sorular geliyor. Onların da bu konuya hassasiyet gösterdiklerini biliyorum. Bir takım önlemlerin hastalığı durdurduğunu gördük. Gecikti hastalık. Bunun işe yaradığını biliyoruz. Bundan sonraki olay şöyle olacak. Bu tedbirlerin ne kadar başarılı olduğunu göreceğiz. Önümüzdeki günler bunu gösterecek. Dünyada değişik örnekler var. Biz de bu örnekleri takip ediyoruz. Bunu yapanlar ne oldu yapamayanlar ne oldu. Bunları uzun uzun irdeledik bilim kurulu olarak. Çin sıkı önlem aldı. Ve başarılı oldu. Diğer şehirlere hiç geçmedi. İtalya’da çok önlem alınmadı ve hızla ilerledi. İran’da çok tedbir alınmadı. İngiltere ‘ben oluruna bırakacağım, hastalık yayılsın’ dedi. Bu da bir yöntem. Belirli bir doyuma ulaşınca, hasta artınca hasta sayısı azalır ve düşer. İngiltere Başbakanı şöyle bir mesaj verdi. Halkına güvendiğini, kendi kontrollerini kendilerine bıraktığını, gerekli eğitimlerin verildiğini, bundan sonra hasta olup olmamayı kendilerinin belirleyeceğini söyledi. Anlamlı bir mesaj verdi. Demek ki her ülkenin kendi insanını tanıyarak ona göre davrandığını düşünüyorum. Biz de bilgi vermek ve önlem almayı birlikte yürüttük. Başarılı olursa bu ikisinin yapılmasını bundan sonra öngörebiliriz. 

Sağlıkçıya motivasyon

Sağlık çalışanları da zorlu görev yapıyorlar...

Sağlık çalışanlarını motive etmemiz lazım. Zor bir görev yükleniyorlar. Onları korumamız lazım. Bazı önlemler de sağlık çalışanlarının elini rahatlatmak için alındı. Ertelenebilir ameliyatlar kısıtlandı. Bunlar sağlık çalışanlarının kendini bu hastalara kanalize etmesi içindi. Bir de işleri azalan bölümlerdeki sağlık çalışanlarını buralara transfer etmek içindi. Sağlık çalışanlarının azalmaması için çaba gösterildi. Sağlık çalışanlarının değerli olduğu bir dönemdeyiz.

Vatandaşa tavsiyeleriniz neler?

Hastalıktan korunmak için gerekli önlemlere dikkat etsinler. Hastalar evde kalsın, kalabalık ortamlara girmesinler. Zorunlu olarak gitmesi gerekenler öksürükleri varsa, maske kullansın. Gereksiz yere telefon hattını meşgul etmesinler. Ateş hissi olmadan kendinizi ölçmeyin. Ateş önemli bir histir. Paniğe gerek yok. Bazıları ateş hissetmiyor onlarda baş ağrısı oluyor, benim gördüğüm. Aşırı üşüme oluyor. ‘Kendini takip et ve kendini izole et’ diyoruz. Bazı şeylere vatandaşlarımız kendileri karar vermesi gerekir. Kimse yurtdışından geldiğini ya da yurtdışından gelen biriyle temasını saklamasın. Çünkü saklarsa başkalarına da bulaştırır.

Virüsü ne öldürür, ne öldürmez?

Virüsle ilgili ‘kar öldürür, sıcak öldürür, sarımsak yiyin’ gibi bir çok şeyler konuşuluyor. ‘Ne etkili olur, ne olmaz?’ diye sorunca hocalar şu mesajları verdi?

Sıcak bir şeyler içmek virüsü öldürmez

Virüsü kar öldürmez

Sıcak havada da olabilir

Bir aşısı yok, çalışmalar var

Sıcak banyonun bir etkisi olmaz

Sivrisinek ısırığıyla bulaşmaz

İlacı da yok. Ama bazı kullandığımız ilaçlar var

Zatüree aşısı da korumaz

Sarımsak bağışıklık sistemine faydalı ama koronavirüse faydası olmaz.

Yazının devamı...

Kovid-19’u en çok kimler yayar?

Kovid-19’u bütün ülkeler kontrol altına almaya çalışıyor.

Şimdi salgının bulaşma dönemi.

Devlet tedbirlerini iyi aldı. Şimdi sıra bizde.

Salgın riski ortadan kalkana kadar evde kalma zamanı.

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı tedbirlere hassasiyetle uymak gerekiyor.

Kovid-19’u en çok kimler yayar? Tabii ki tedbirlere uymayanlar ve rehavete kapılanlar.

Koronavirüs Bilim Kurulu üyeleri ile konuştum.

En hassasiyetle üzerinde durdukları konu rehavete kapılınmaması ve tedbirlere dikkatlice uyulması.

Aman ha rehavete kapılmayın.

1-2 ay dayanma zamanı.

Salgını en az etkiyle geçirmek için herkes üzerine düşeni yapmalı.

Bilim Kurulu üyelerinin altını çizdiği nokta; önemli bir dönemdeyiz ve salgının yayılmasını önlemeliyiz.

Virüs yaşlılar için tehlikeli ama gençlerin de dikkatli olması gerekiyor.

Bunun nedeni ise gençlerin ve çocukların yayma potansiyellerinin yüksek olması.

Bilim Kurulu üyeleri, en fazla gezen ve sosyal teması olan gençlerin virüsten az etkilendiğini ama farkına varmadan aldıkları virüsü yayabileceklerini dile getiriyor. Yani gençler virüsü aldığını farkına varmadan çevresine bulaştırabilir.

Bu nedenle, az temas, az tehlike.

Özetle; Cumhurbaşkanı Erdoğan herkesi evde kalmaya çağırıyor.

Özellikle İtalya’nın yaşadıklarını görüp bu çağrıya hassasiyetle kulak verilmeli...

Fırsatçılar, kaosçular, panikçiler...

Birlikte bu virüsü yeneriz de bazı kafaları nasıl yeneriz acaba?

Tüm dünyanın neler yaşadığını görüp sanki başka gemideymiş gibi hâlâ panik yaratmaya çalışanlar var.

Felaket senaryolarıyla hâlâ milletin moralini bozmaya çalışanlar var.

Kaos beklentisi içinde olup hâlâ dedikodu çıkaranlar var.

Fırsatçılık yapıp hâlâ fahiş fiyatlarla satış yapanlar var.

Zaman birlik ve beraberlik olma zamanı.

Sağlık Bakanı kaç saat uyuyor?

Dünyadaki salgın nedeniyle Sağlık Bakanı Fahrettin Koca gece gündüz çalışıyor.

Birkaç gün önce Sağlık Bakanlığı’ndaydım.

Bakan Koca’nın çalışma temposunu sordum. 

Pek uyumadığı izlenimi aldım.

Günde 3-4 saat bile uyumuyormuş.

Sürekli tedbirlerle ilgili çalışıyormuş.

Bazen sabaha karşı bakanlıktan ayrılıyormuş ve tekrar erkenden geliyormuş.

Ev hali ve seçtiğim kitap

Birkaç gündür evdeyim.

Zorunlu olmadıkça çıkmıyorum.

Ama telefon görüşmeleri bitmiyor.

Ev halinin en iyi yanı ise bol kitap okuma ve film izleme.

Seçtiğim kitap, Amin Maalouf’un ‘UYGARLIKLARIN BATIŞI’.

Kitaptan bir bölüm: “Her ne kadar hâlâ süper güç olarak anılsa da ahlaki inandırıcılığını kaybetmekte olan Amerika; çağımızın en umut verici projelerinden biri olarak sınırları kaldırmayı amaçlayan, ancak bugün parçalanmanın eşiğine gelmiş Avrupa Birliği, umutsuzluğa kapılmış ve herkesin kendisinden nefret ettiği yanılsaması içinde dünyaya sırt çeviren Arap-Müslüman âlemi, yeni süper güç olma yolunda silahlanma da dahil her alanda büyük adımlarla birbirleriyle yarışan Çin, Hindistan, Rusya... Ve çağımızın yaşadığı muazzam teknolojik ilerlemenin büyüsü ardına saklanmış iklim felaketleri, etnik düşmanlıklar, kaybolmuş özgürlük hayali ve pusulasını yitirmiş insanlık.

Koronavirüs ev günlerinde başka bir kitap mı okusaydım acaba?

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

18 Mart 1915.

Kahramanlık destanı.

Çanakkale Deniz Zaferi’nin 105. yıl dönümü.

Şehitlerimize şükran borcumuz var.

Çanakkale ruhu dünyaya gereken dersi verdi.

Ve tarihe altın harflerle yazıldı birlik ve beraberliğimiz:

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ...

 

Yazının devamı...

KORONAVİRÜSE KARŞI TEMASSIZ İHRACAT

Türkiye, koronavirüsün etkilerine yönelik gerekli tedbirlerini aldı. Bu önlemler konuşulurken, Türkiye’nin dış ticareti önümüzdeki dönem nasıl bir seyir izleyecek?

Ticaret Bakanlığı, gece gündüz hummalı bir çalışma içinde. Kısa ve orta vadede uygulanacak planlar hazırlanmış.

Ticaret Bakanlığı’nın “temassız ihracat dönemi” başta olmak üzere yeni yol haritasını Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ile konuştuk.

Bütün tedbirleri aldıklarını belirten Pekcan, Irak ve İran başta olmak üzere yeni çözümleri Milliyet’e açıkladı. Irak’ta tampon bölgede şoför değişimi formülü uyguladıklarını anlatan Pekcan, İran ile ise konteyner değişimi formülünü bulduklarını belirtti. Bakan Pekcan Milliyet’in sorularını şöyle yanıtladı:

Alternatif yollar...

Yeni tip koronavirüsün ticaretimize etkisi nasıl? Türkiye’nin etkilenmemesi için hangi önlemler alındı?

Çin’de görülen koronavirüs salgını gerçekten tüm dünya için çok üzücü. 

Bu süreçte Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde Bakanlık olarak başta Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı olmak üzere tüm bakanlıklarımız, kamu kurum ve kuruluşlarıyla koordineli bir şekilde çalışarak, gerçekten çok önemli tedbirler aldık ve almaya devam ediyoruz. Bu kapsamda öncelikle İran ve Irak sınır kapılarımızı geçici olarak kapattık.

Gümrük ekiplerimiz de maske ve koruyucu kıyafetlerle hijyen ve sağlık kurallarına sıkı bir şekilde uyarak hizmet veriyor.

Gümrük kapılarımızı dezenfekte ettik. İran kapılarımızı kapatmamız sonrası tabii ki İran ile yapılan ihracatımız etkilendi. Bunun dışında en önemli partnerlerimizden Irak’la ticaretimiz de etkilendi. Orta Asya’ya yaptığımız ihracatın yüzde 50’si İran üzerinden gidiyordu.

Sarp gümrük kapımızı hemen o dönemde İran kararı ile aynı günde Tarım ve Orman Bakanlığımızla koordineli olarak 24 saat çalışır hale getirdik.

Geçiş dönemi için ne gibi ara formüller planlanıyor?

Geçiş döneminde biz İtalya ve Irak gibi ülkelere ihracatımızı kapatamayız. Bunlar başlıca ticari partnerlerimiz. Yani Irak’a 10.2 milyar doların üzerinde ihracatımız var, beyaz et, yumurta gibi bazı ürünlerin ihracatının yüzde 70’i Irak’a gidiyor. Bakanlığımız koordinasyonunda ilgili bakanlıkların bakan yardımcıları, UND, TİM ve TOBB temsilcileri ile bir araya geldiler.

Irak’la ticareti tampon bölgede şoför değişimi ile formüle ediyoruz. Bizim şoförlerimiz aracı tampon bölgede bırakıp dönüyor, karşıdan şoför gelip TIR’ları alıyor yani insan teması olmuyor, ön bölümü dezenfekte ederek giriş çıkış yapıyorlar.

Dorse çekicilerle günlük TIR sevkiyatımızın 1500 - 1700’e ulaşması için çalışıyoruz. İran ile bir tampon bölgemiz yok, orada da bir konteyner değişimi yönünde çalışmamız var.

Dolu konteyner verip boş konteyner alma yönünde bir çalışmamız var. Diğer taraftan İran Kapıköy sınır kapısından demiryolu ile yapılan sevkiyatları Türkiye tarafında insan teması olmaksızın lokomotifle ittiriyoruz, İran tarafında da lokomotif çekici olarak vagonları alıyorlar.

Kapıköy’den demiryoluyla lokomotif ile Türkiye tarafından ittirecek İran tarafından çekerek insan teması olmaksızın, günde 80 vagon (yaklaşık 160 TIR) sevkiyat yapabiliyoruz, ihtiyaç halinde bu kapasitenin günlük 150 vagona (300 TIR) çıkarılması da mümkün. Boş vagonlar geri geliyor ve dezenfekte ediliyor.

İtalya’nın durumu

İtalya’ya 9.8 milyar dolar ihracatımız var. İtalya’da Trieste ve Bari’ye yılda 170 bin araç gidiyor. Türkiye’den de İzmir - Çeşme - İstanbul - Pendik (Tuzla) - Yalova, Ambarlı ve Mersin’den 5 limandan Trieste’ye sevkiyat yapıyoruz. İhtiyaç olursa bu güzergaha alternatif hangi limanlar kullanılabilir konusunda sektörle beraber çalışıyoruz.

Ayrıca Fransa Tulon ve Sete limanlarına feribotla 50 bin araçlık sevkiyatımız var. İtalya ve Fransa’ya Ro - Ro ile giden araçlar o ülkedeki çekiciler ile yine insan teması olmaksızın sevk ediliyor.

Kapıkule’den karayolu dışında yılda 35 bin 800 vagon sevkiyatımız var bunu 50 bin vagona çıkarabilecek durumdayız. Gerekirse Karasu - Köstence Ro - Ro hattını devreye alır, bu hatta da 120 bin araca ulaşabiliriz.

İran yerine Hazar geçişi

Yeni güzergâhlar ve geçişler planlanıyor mu?

İran üzerinden Orta Asya’ya giden yıllık yaklaşık 35 bin aracımız, Sarp Kapısı ile beraber kapasiteleri artırılan Çıldır, Aktaş ve Türkgözü kapılarına yönlendirildi.Ayrıca Gürcistan tarafı ile de iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Bakü - Tiflis - Kars tren yolu da ele alındı. Bu hatta günde 40 vagonluk bir tren hizmet veriyor. Bunun öncelikle iki trene çıkarılması üzerine Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız ile çalışıyoruz. Gerekirse vagon sayısını da 60’a çıkarabiliriz.
Cumhurbaşkanımız riyasetinde yüksek düzeyli stratejik iş birliği çerçevesinde Azerbaycan ziyareti gerçekleştirdik. Burada da İran üzerinden olan trafiğimizi Gürcistan - Azerbaycan - Hazar geçişi üzerinden değerlendirme gündemimizdeydi. Bu geçiş döneminde kotalar ile ilgili bir sıkıntımız vardı. Bunları yönetmek üzere Azerbaycanlı muhatabımız ile anlaştık. Bunların dışında geçiş ücretlerinde ne indirim olabileceğini tartışıyoruz. Çünkü İran geçişi çok daha ekonomik kalıyor. Hem fiyatların aşağı çekilmesi hem de Hazar denizi üzerinden TIR ve yük geçişi kapasitesinin artırılması konusunda çalışmalarımız var.

Orta vadede beklenti ne?

Koronavirüs nedeniyle talep kayması görülebilir mi?

Ticaretimizin olumsuz etkilenmemesi için üstün çaba sarf ediyoruz. Ancak ister istemez yavaşlama var. Orta vadede beklentilerimiz var. Çin’e ihracatımız etkilendi. Özellikle mermer, krom, kurşun, metal cevherler gibi bazı ürünlerde ihracatımızın yüzde 70’ini Çin’e yapıyorduk.

Çin’in ekonomisinin ayağa kalkması ile ihracatımız devam edecek. Kademe kademe ticaretin artmasını öngörüyoruz. Salgının Çin’le ticaretimizi etkilemesi beklenmekle birlikte gelişmelerin süre ve yoğunluğuna bağlı bazı lokomotif sektörlerimizde ihracatımız lehine ticaret kayması ihtimali de var.

Ticaret akışı şart...

2020, dünya ticaretinde nasıl olacak?

Geleneksel olarak en önemli ihraç pazarımız olan AB ülkeleri başta olmak üzere gelişmiş dünya ekonomilerinde yaşanan durgunluk ve ticaret savaşları nedeniyle oluşan konjonktürde, uluslararası piyasalarda artan rekabet koşulları ve korumacılık önlemleri altında, fırsatları ve tehditleri en iyi biçimde değerlendiriyoruz.

İhracatçılarımızın mevcut pazarlarındaki konumlarını sürdürmesinin yanı sıra küresel ticaretten daha fazla pay alması, mevcut pazarlarımızdaki payımızın artırılması ve yeni pazarlara girilmesi hedefler arasında.
Bu kapsamda 2019’da dünyanın en çok ihracat yapan ilk 50 ülkesinin ihracatı yüzde 2.7 düşerken, biz ihracatımızı yüzde 2.2 artırdık. Geçen sene ihracat artışında, 2019’da dünyada 7’nci sıradayız, değer bazında artışta da 6’ncı sıradayız.

Büyümeye önemli katkı

2019’daki yüzde 0.9 büyümenin 2.3 puanı net ihracattan kaynaklanmış olup büyümeye en önemli katkıyı net ihracat verdi. Geçen yıl yüzde 86 ile son 62 yıldaki en yüksek ihracatın ithalatı karşılama oranını yakaladık.
Küresel ekonomide tüm çalkantı ve belirsizliklere rağmen Türkiye olarak dinamizmimizi koruyoruz. Bunu da özellikle ihracatımız ve ihracatçılarımız sayesinde yapıyoruz.

Zorlu bir sene yaşanıyor

2020’ye çok daha büyük beklentilerle girdik ancak koronavirüsün etkisiyle de küresel ekonomide zorlu bir sene yaşıyoruz. Daha fazla tedbirli ve öngörülü olmamız gereken bir zamandan geçiyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliği ve kararlılığı ile Türkiye bütün kurumları ile beraber gereken her türlü tedbiri aldı. Dış ticaretin önündeki engelleri de kaldırmak için çalışıyoruz. Önceliğimiz tabii ki insan sağlığı ama her türlü önlemi alarak, ticaretin kesintisiz akışını sağlamak zorundayız.

FIRSATÇIYA GEÇİT VERİLMEYECEK

Haksız kazanç için maske ve gıda başta olmak üzere fiyat artıranlara yönelik neler yapılıyor?

Ticaret Bakanlığı olarak gerek maske, eldiven ve sıhhi malzemeler gerekse gıda ürünlerinde fahiş fiyat artışlarına yönelik 81 ilde denetimlerimizi başlattık. HFA mobil uygulamamızdan da 12 bin 809 şikâyet aldık, tek tek değerlendiriyoruz.
Maskede fahiş fiyat artışı ile ilgili 13 firma incelendi ve 9 firmaya Reklam Kurulumuz tarafından 943 bin lira ceza verildi. Diğer taraftan 2 bin 530 firma soruşturma kapsamına alındı, savunmaları alınacak.

Reklam Kurulumuz bu ayın 25’inde tekrar toplanarak gelen şikâyetler ya da resen başlattığımız incelemeleri değerlendirecek. Fırsatçılara geçit vermeyeceğiz. HFA uygulaması, ALO 175 ve CİMER üzerinden şikâyette bulunan bütün vatandaşlarımıza da teşekkür ediyoruz.

81 ilde hem fiyat artışı hem ürün stoklarının kontrolleri için eş zamanlı denetimi başlattık.

 

Yazının devamı...

Panik yapmayın tedbirlere uyun

Koronavirüs tüm dünyayı etkiledi.

Dünyada virüs yaklaşık 120 bin kişide görülmüş. 68 bin civarında kişi ise iyileşmiş.

4 bin 300 kişi ölmüş.

Hangi ülkeler hazırlıklı kimler hazırlıksız tablo ortada.

Türkiye büyük bir hazırlık sergiledi virüs ile ilgili.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’yı alkışlamak gerekiyor.

Hem tedbirler nedeniyle hem de açıklığı nedeniyle.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da gelişmeleri yakından takip ediyor ve sürekli Sağlık Bakanı Koca ile görüşüyor. 

Virüs Avrupa’dan Türkiye’ye de geldi. 

Panik yapmamak gerekiyor. Tüm uzmanlar bunu söylüyor.

Marketleri boşaltma zamanı değil, hijyen tedbirlerini artırma zamanı.

Tedbirler açık ve uygulamak lazım.

Uzmanların önerileri şöyle:

- El hijyenine dikkat

- Tokalaşmayın

- Kalabalıklardan        uzak durun. Özellikle yaşlılar buna dikkat etmeli

- Kapalı alanları sık sık havalandırın

- Kirli ellerle ağız, burun ve göze dokunmayın

- Sağlıklı beslenin

- Belirtiler varsa bulaştırmamak için maske takın

- Yurt dışından gelenler 14 gün evde dinlenmeli.

İHA’lar ateşkesi gözetliyor

Türkiye’nin çabasıyla İdlib’de ateşkes ilan edildi.

Ama İHA’lar, SİHA’lar yine havada.

Hem ateşkesi hem bölgedeki hareketleri izliyor.

Bölgede 17-25 arasında insansız hava aracı dolaşıyor.

Yani İdlib her gün gözetleniyor.

Ayrıca Irak’ın kuzeyi de gözlem altında.

Türkiye terörle mücadelede kararlı.

Ateşkesi bozacaklara karşı da her zaman hazırlıklı...

Çanakkale ruhu Anadolu’yu dolaşacak

18 Mart’ta şehitlerimizi anacağız.

Bu sene Çanakkale Deniz Zaferi’nin 105. yıl dönümü.

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ.

Çanakkale ruhunun Anadolu’yu dolaşması için bir TIR müze projesi hayata geçirilecekmiş bu yıl.

TIR’ı 18 Mart’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yolcu edecekmiş.

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, TIR müze ile ilgili şunları söyledi:

Çanakkale ruhunu Çanakkale dışında da ile gelme imkanı olmayanlara hissettirmek için bir Çanakkale Müze TIR’ı tasarladık. 18 Mart’ta Sayın Cumhurbaşkanımızın yolcu etmesiyle bütün Türkiye’yi dolaşacak yeni konsept TIR müze faaliyete geçiriyoruz. Bu yeni nesil bir müzecilik olacak. Bütün illere gidecek. Çanakkale ruhunu tüm Türkiye’de hissettirecek. İçinde görsel materyaller, o dönemde kullanılan kıyafetler, objeler, sinevizyon, o dönemin fotoğrafları olacak. Bütün il meydanlarında sergileyeceğiz. Özellikle gençlerimizin bunları görmesini istiyoruz. Bu Çanakkale’yi anlamak için bir motivasyon olacak diye düşünüyoruz. O TIR’a girince adeta Çanakkale’yi hissetmiş olacak. Çanakkale’ye gelmeyenlere Çanakkale’ye gitme hissi uyandıracak. Çanakkale ruhu Anadolu’yu dolaşacak.”

AB ile yeni dönem

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Brüksel ziyareti sonrası AB ile yeni bir dönem başladı.
AB, Türkiye’yi hem üyelik süreci hem de göçmenlerle ilgili daha iyi anlamış gözüküyor.
Ancak AB’nin geçmişteki tutmadığı sözlerinin altını çizelim ki tekrar aynı şeyler yaşanmasın.
AB şu konularda sözlerini tutmamıştı:

- Göçmen mutabakatı üzerinden 4 yıl geçti ama sözler tutulmadı
- Gümrük Birliği güncellenmedi
- Vize serbestisi sağlanmadı
- Yeni fasıl açılmadı
- Göçmenlere insani yardımlar yapılmadı, yük alınmadı

Özetle, AB’nin artık taşın altına elini koymasını bekliyoruz...

Yazının devamı...

© Copyright 2020

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.