SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

BİZDE OLMUYOR SİZE VERELİM...

Netflix Türkiye’nin, geçtiğimiz yıl açıkladığı projelerinden içinde eşcinsel bir karakter olduğu için iptal edilen ‘Şimdi Aklım Olsaydı’ adlı diziyi İspanyollar çekecek. Senaryosunu Ece Yörenç’in yazdığı dizide başrollerinde Özge Özpirinçci ve Birkan Sokullu olacaktı. ‘If Only’ adıyla İspanyol Netflix orijinal dizisi olarak çekilecek şimdi. Diziyi, ‘Fatmagül’ün Suçu Ne?’ İspanyol uyarlaması ‘Alba’yı yazan ekipte bulunan senarist Irma Correa kaleme alacak. El Pais gazetesinde yer alan haberde, “Söyleyebileceğim tek şey, her yönden çeşitliliğe ve güçlü bir Türk tadına sahip olacağımız” demiş senarist. Başrolde Megan Montaner yer alacak. Bu durumda yapım artık ‘İspanyol elbisesi giymiş olacak. Şu an bizim izlediğimiz birçok platform dizisinde ‘eşcinsel karakterler’ var. Bu elbise ile mesela izleme olanağımız olacak mı?

‘Bunu da izleriz’

Konuyu asıl senaryonun sahibi Ece Yörenç’e sordum. “İspanyol dizilerini izliyoruz. Bunu da izleriz herhalde” dedi. Kara mizah bir durum. ‘Senaryosu bizde sansürlenip, İspanyol sosu ile sunulan dizi’ olarak yeni sezonda karşımıza çıkabilir!

ERKAN OĞUR DURUMU

Bülent Ortaçgil ile verdiğimiz ortak konserde yakından tanıma fırsatı bulmuştum. Dünya çapında olup, tevazu içinde bir sanatçı intiba uyandırmıştı. Bülent abilerden önce prova sırası bizdeydi (Bulutsuzluk Özlemi).
Klavyenin sesi nasıl çıkıyor tıngırdatması yapıyordum. Birden onun varlığı karşısında sanki imtahandaymış hissine kapıldığımı hatırlıyorum.
Bizim Akın Eldes’e sordum. Yakından tanır, onunla çok çaldı. “Nadide bir çiçek. Hollanda’da konservatuvarda okutuluyor. Buraya gelen birçok gitarist onun adını verir. Naif bir insan. Bütün bu söylenenlerin ötesinde biri” dedi. Öyle isimlerle karşılıştırıldı ki... Yanına bile yakalaşamazlar. Dik dur diyeni, dik durmadın diyeni, ayıp ettin diyeni, adına özür dilerim diyeni... Erkan Abi salgın bitsin yine bu fotoğraftaki gibi konserlerde buluşmak dileği ile.

 

Yazının devamı...

Psikolojik çok dizi var

Çok fazla böyle dizi yok aslında. Çok fazla ‘karikatürize’ karakterlerden oluşan, ‘psikolojik’ diziler var. Sorun da buradan kaynaklanıyor.

Elma yasak olmaktan çıktı!

Ev ahalisinin listesindeydi ‘Yasak Elma’. Artık değil. “Şu Şahika’ya bir ev bulun. Ender ile dip dibe. Baydı artık” dediler. Kendini tekrar etmeye başladı. Uzun dizi hastalığının belirtileri diyelim.

Adı üzerinde...

Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nu ev ahalisi izliyor. Bisikletçiler, Antalya Elmalı’dan geçiyor. Spiker, Türkiye’de üretilen elmanın yüzde 14’ünün burada yetiştirildiğini söylüyor. Adı üzerinde dediklerinden...

Babam teklif etti

Aslı Şafak, Ahmet Özal’ı konuk aldı. Not almışım: “Babamın döneminde siyasete girmedim. Siyasetle ilgim olmadı. O zamanlar ‘Hanedan’ lafları filan vardı. Rahmetli Yusuf Amcam bakandı. Bir de ben siyasete girip de negatif bir enerji olmayayım dedim. Babam bana milletvekilliği teklif etti ama ben girmedim”.

Galatasaray’da bunlar var mı?

beIN SPORTS’ta Uğur Meleke’nin programına denk geldim; ‘beIN Manşet’. Bizim ev ahalisinin Galatasaraylı olarak, her maçı izlerken tekrarladıklarını, bir cümlede özetledi. “Galatasaray yapısal reformu yaptı mı?” Ev ahalisi aynen böyle diyor; “Oynat gençleri yeni takım kur.”

Olmasın artık yani!

“400 arkadaşımız öldü” diye bağırıyor doktor. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önünde küçük bir grup, “Ölümleri durdurun” demek için toplandı. Kalkanlar ittiriyor. Neden bütün bunlar? Yaşını başını almış doktorlar. Bir açıklama yapacaklar ve gidecekler.

 Nasibini almak 

RTÜK cezaları alışkanlık yaptı. Haberler, ‘Şu kanal da nasibini aldı’ diye veriliyor. Baktım anlamına; ‘Güzel, hoşa giden bir şeyden kısa bir süre de olsa yararlanmak, sebeplenmek’ diye tarif edilmiş!

Yazının devamı...

TÜRK DİZİ TARİHİ BU PLATFORMDA: DRAMAX

Türk dizileri özellikle Latin ve Orta Doğu pazarında tartışmasız bir marka. Demirören Medya’nın Dramax dijital platformu bu pazara bir Türk dizi arşivi sunmak için kolları sıvadı. Hem de İspanyolca ve Arapça dublajları ile. Konuyla ilgili ‘online’ basın toplantısını icra kurulu üyesi Murat Saygı yaptı. Mesaj: “Bütün içerik üreticileri, TV kanalları, film, belgesel yapımcıları getirin ürünlerinizi dünyaya tanıtalım”. ‘Bir nevi, Türk dizi tarihinin Netflix’i’ şeklinde tanımladı Saygı olayı.

4 milyar hedefleniyor

İşin önemini anlatan bazı rakamlar verdi Murat Saygı. Türk dizileri bugün dünyada yaklaşık 550 milyon kişiye ulaşıyor. ‘Neden İspanyolca önemli?’ sorusunun cevabı ABD’de vatandaşın yüzde 13’ü İspanyolca konuşuyor. Şu an Türk yapımları bu dili konuşan kitlenin tümüne ulaşmış diyebiliriz. Yine bir rakam malum Arap dünyasıyla limoni durumlar. Siyaseten öyle olsa da vatandaş izliyor Türk dizisi bir şekilde. 250 milyonluk Arap dünyası da bu platformun hedefleri arasında. Dünyada 4.5 milyar kişi internete giriyor. Saygı bir önemli hedefin bu olduğunun altını çizdi.

Hangi dillerde kaç TL?

Önce İspanyolca ve Arapça. Ardından, İngilizce, Rusça ve Urduca gelecek. Yani dublajlı dizi ve film ve de belgeseller. Hatta örneğin yemek, şov, müzik programları diye iş genişleyebilir. Fiyatlar kişi başı 4.99 dolar aile fiyatı 8.99 dolar. Şimdilik akıllı telefonlar, bilgisayarlar üzerinden izlenebilecek. Kısa zamanda smart TV, android işletim sistemleri de dahil olacak. Hemen belirteyim, Türkçe değil platform.

Neden Türk dizileri?

Satır aralarında başka mesajlar da yer aldı Saygı’nın konuşmasında. ‘Neden Türk dizileri tercih ediliyor?’ sorusu. “Çekim kalitesi ve oyunculuğun yanı sıra içeriklerin ‘temiz’ olmasının rolü var” dedi Saygı. Malum konular. Bu arada platformda yer alacak içeriklerin buzlanıp buzlanmayacağı da soruldu (Ertuğrul Özkök sordu). “Türkiye’deki şekliyle” özetle gelen cevap!

Tarafsız bakmak

Şimdilik elde 5 bin saatlik arşiv mevcut. İlk etapta Kanal D içerikleri. Geldikçe diğer kanalların yapımları yer alacak. Zaten hikaye burada düğümleniyor. Bu olaya ‘tarafsız’ bakmak gerekiyor. Bugün eski dizilerin gösterildiği kanallar var. Bir de bütün bunların dünya pazarına sunumu fena mı olur? Dramax yüzde 25 komisyon alacak, yüzde 75 eser sahiplerine verilecek.

Yazının devamı...

‘MENAJERİMİ ARA’ DEVAM EDECEK Mİ?

Beklenen izlenme oranlarını alamadı. Bizim seyircide çok merak uyandıran bir konusu yok. Özel televizyonun halleri. İzleyici için entrikanın olacağı yerler vardır, olmayacağı yerler...
Özel televizyon sektörü pek ilgi ve alaka görmedi. Ev ahalisi diziyi sevdi. Televizyon dünyasının üçkâğıtları filan da hoşlarına gidiyor. Kadro iyi, hikaye güzel, akıyor izliyoruz. Ama bizim açık kanal dizi zevki genel beğenisi ile ev ahalisi çok az örtüşüyor kabul etmek lazım.
Neyse gelelim konuya... Ne olacak ‘Menajerimi Ara?’ Kulağıma gelen, kanal arkasında duruyor. “Bütçesi uygun” diyorlar. “Reyting düşük ama ürün yerleştiriyoruz yani reklam geliri tatminkâr ve en önemlisi seveni çok.” Duyduğum, yaz aylarında diziyi devam ettirmek istiyorlar. Yani bir 13 bölümü daha çıkarmak. Yeni sezonda ‘bırakırsak yıpranır’ görüşü hakim. Bu yaz gidecek ve final yapacak, şahsi görüşüm.

TRT SPOR TERS KÖŞE OLUNCA

Adana Demirspor taraftarları isyandaydı. Sona doğru yaklaşıyor TFF 1. Lig. Taraftarı ile bilinir ve sevilir. Bizde ev ahalisi severiz. Altınordu ile maçları vardı. Şampiyonluğa oynuyor. Maç saat 16.00’daydı. Akşam lider Giresun Spor’un karşılaşması 19.00’da. Adana Demirspor TFF’ye “Maçı akşama alın” isteğinde bulundu. Federasyon kabul etti. Tüm bunlar olurken haberi olmayan TRT Spor. Hazırlıklar ona göre yapılmış. İki şampiyonluğun en büyük adayının maçları ekranda ‘reyting’ keyfi yerinde filan. Bir baktılar maç akşama alınmış. Birden fazla maç olunca hepsi TRT Spor’da olmuyor.
TRT’nin diğer kanallarına dağıtılıyor. Böyle son dakika değişiklik olunca bir de Ramazan’ın ilk gününe denk gelince ne TRT Türk ne de TRT Avaz akışını değiştirmek istedi. Geriye çok nadir başvurdukları internet kanalı kaldı. Bunun üzerine sosyal medyada Adana Demirspor taraftarları yaylım ateşine başladı. Onlar da haklıydı. Maçlarının TRT Spor’dan yayınlanmasını istiyorlardı. Biliyorum kanal yönetiminin bu işten çok canı sıkıldı. Çünkü, ortada kaldılar. Böyle tam finale doğru iki şampiyon adayı takımın karşılaşması, aynı güne denk gelmiş fikstür gereği ve yayınlayamıyorsun. Anladığım Adana Demirspor da hani benim maçın sonucunu rakibim bilecek ona bir üstünlük sağlayacak diye saat değişikliği istedi. Kabak TRT Spor’un başına patladı özetle..

Yazının devamı...

ÜÇ OYUNCUYU TEST EDECEK

Netflix’teki Türk işi diziler, bir yerde üç oyuncunun da testi olacak. Karşılaştırma yapılacak. Peki kim? ‘Atiye’deki performansı ile Beren Saat, ‘Bir Başkadır’ ile Öykü Karayel ve fragmanı yayınlanan ‘Fatma’ ile Burcu Biricik. Şahsen ben sıralamayı şöyle yaptım; ilk sırada Karayel gelir. Biricik fragmanında ‘iddialı bir oyunculuk’ ile geliyorum mesajı var. ‘Başörtülü temizlikçi kadın ve de seri cinayet olayı. ‘Hem yerel hem de evrensel’ durumunda gerilim. İkinci sıraya koyarım. Saat, pek içine giremedi oynadığı dizinin intibası uyandı açıkçası.

‘Mehmet Hocam bir bitirsinler’

Bu satırlar yazıldığı zaman diliminde ‘kapanma’ ne olacak belli değildi, hemen altını çizelim. Rahmetli amcam Orhan Koloğlu vefat edeli bir yıl olacak (17 Nisan 2020). Kapanma vardı. Bir yıl geçti, bugün yine başa döndük özetle.

CNN Türk’te ‘Tarafsız Bölge’de bu dönem ekranda en çok gördüğümüz isim Prof. Dr. Mehmet Ceyhan. ‘Hocam ne olacak şimdi?’ durumuna geri dönünce tekrar baş köşede. Bir de yine ekranın akşam mutlaka rastladığımız isimleri; Zafer Şahin, Hadi Özışık ve Şaban Sevinç var. Can Selçuki sanırım kadroya yeni giren isimlerden. Onu da artık sık göreceğiz.

Hocamız ortada etrafında, programın sunucu ve konukları. ‘Pandemide bu hallere gelmemizde kim sorumlu?’ tartışılıyor. ‘O parti, bu parti’ durumu. Hocamız tenis topunu izler gibi. “Ahmet Bey bir şey söyleyebilirim miyim?” diyor. Ahmet Hakan; “Hocam şunlar bir bitirsinler!”  “Biz Norveç, İsveç değiliz” örneği çok taze. Norveç Başbakanı yasaklara uymadığı için para cezasına çarptırıldı mesela. Neyse geldiğimiz nokta bu. Nedenler biliniyor, çözümler biliniyor. Hele bir bitirsinler!

‘BİR ... BİR DE SU!’

‘Camdaki Kız’da Sedat ile Nalan yemekte buluşuyor. Sedat yemekleri söylüyor; “İki deniz mahsulleri salatası rica edeceğim. Biri maydanozlu biri maydanozsuz. Bir ... bir de su.”

Üzümün fermante edilmesi ile elde edilen alkollü içeceği istiyor Sedat! Özendirmemek adına yazmıyoruz.

 

 

Yazının devamı...

AYNI ADLI ROMANDAN...

‘Gülseren Budayıcıoğlu’nun aynı adlı romanından’ serisine bir dizi daha eklendi; ‘Camdaki Kız’. İzlerken ev ahalisi; “Nalan (Burcu Biricik) aynı Gülben (Merve Dizdar)” demeye başladı. Seyirci, ister istemez karşılaştırmaya ve olayları, “Bak bu dizisinde şöyle, burada böyle” diye yorumlamaya başlıyor. Ve yine ortak özellik ‘özenli bir çekim’ ve ‘iyi kadrolar’. ‘Camdaki Kız’ için de aynı şey söyleyebilirim; kadro ilk bölüm ‘Biz işimizi iyi yapıyoruz’ intibası veriyor.

‘Camdaki Kız’ nasıl?

Ev ahalisi, ‘Hayat Şarkısı’ ve ‘Şeref Meselesi’ dizilerinde izlemiş ve etkilenmişti oyunundan Burcu Biricik’in. Sonra ‘Kuzgun’ geldi. Beklenen olmadı. Ve büyük bir tanıtım ile ‘Camdaki Kız’. Sorunlar ve psikopatlar yumağı içinde bir dünyanın ‘saf ve temiz’ kızı. Bu havayı izleyiciye hissettiriyor.

Nur Sürer (Feride) portresinde tam da komşunuz olsa kapısını çalmakta çekineceğiniz, sokakta görseniz “Aman bulaşmayayım” diyeceğiniz cinsten... Uçlardan yaşayan insanlar topluluğundan oluşan iki aile var. Kasvet her daim ensenizde. Ev ahalisi; “Tamam, iyi oynuyorlar da. İçimiz daraldı” dediler. Evet, daraltıyor. Klip uzunluğundaki biteviye sahneler ve de müzikle bir ‘bitmeyen senfoni’ye dönüşüyordu. Neyse sonra sonra kendine geldi ve hikayeye girdi.

“Çok dibine giriyor kamera” dedi bizimkiler. Bu fazlasıyla tekrar oldu. Dizi ilk bölümü uzun ve ötesi... Böyle olunca tabii ki rahatsız ediyordu. Yalnız mekanlar ve ışık gerçekten etkileyiciydi. Özellikle ‘Masumlar Apartmanı’ ile eş değerde bir kasvetle sunuldu diyeyim.

Benzerler olunca...

Çok tuttu bu işler. Yapım şirketi bir nevi ‘Gülseren Budayıcıoğlu uzmanı’ oldu. Kaçınılmaz, kendini tekrar eden ve “Bu tuttu” diyerek benzer şablonların yerleştirildiği birden fazla dizi... AB izleyici kitlesinde birinci oldu. Yani, “Biz bir tane daha izleriz” mesajı. Total ise daha mesafeli ama belli olmaz durumunda. Bu arada hemen belirtelim, dizinin şimdiden yurt dışı satışları garantili. Böyle de bir artısı var.

Ve müzikler

Fırat Yükselir bir ‘görkemli Hollywood işi’ yaratmış. Orkestrasyonlar bu işi bilenin elinden çıktığını gösteriyor. Her sahneye bir müzik ve bu kadar uzun zaman dilimi içinde ve de yüksek seste olunca, bir süre sonra, izleyiciyi yoruyor. Bundan müzikler sorumlu değil. Öyle isteniyor. Dizinin kendi ‘karakterini ortaya koyan’ temalar yok. ‘Camdaki Kız’ı anlatan bir tema mesela...

Yazının devamı...

DİZİLERDE KORONA GERÇEĞİ

Sadece geçtiğimiz ay ve bu ayın ilk 10 gününde ‘Maraşlı’, ‘Arka Sokaklar’, ‘Emanet’, ‘Gönül Dağı’, ‘Yasak Elma’, ‘Alev Alev’, ‘Kardeşim’ ve ‘Ramo’ benim gördüklerim, koronaya yakalananlar.
Bu sayı daha da artacak. Setlere mecburen ara veriliyor, çekimler duruyor. Ne kadar tedbir olursa olsun sonuçta dizi çekiliyor. Peki ne olacak? “Bitti, herkes evine” desen kameraman; “Kiram var”, ışıkçı; “Kredi borcum var” gerçeği ile karşı karşıya.
Star oyuncular ‘tuzu kuru dayanır’ diyebiliyorlar mı? Bilemem. Çünkü Oyuncular Sendikası açıkladı; “Tüm sektörün yüzde 5’i bu kategoride. Oyuncuların büyük bölümü günlük yevmiyeler ile kelepçe sözleşmeler ve sosyal güvenceden yoksun çalışmaktadır” diye. Esnaf ne ise, oyuncu da o. Tiyatro, sinema, televizyon eğlence aracıdır. Onun için ‘emekçi’, ‘sömürü’ gibi kavramlar hemen bu sektörlerde sözlükten çıkarılır toplum nezninde. ‘Daha esnafa para veremiyoruz size sıra ne zaman gelir bilinmez’ durumu vardır. Setlere ara versen bir türlü, vermesen bir türlü. Yukarıdan bir emir ile “Herkes evine” olursa, bu sektör için önce alarm zilleri çalar, sonra gerçekten bir bilinmezin içinde yuvarlanma. Her diziyi ziyaret ediyor bu salgın artık.

Peki yardım?

Keyifsiz bir sözcük. Pek sevilmiyor, telaffuz edilmesi sıkıntılı. Bu köşede yazdım geçtiğimiz nisan ayında; ‘İspanyol Hükümeti’nin ‘yardım paketinde’ özel televizyon kanallarına 15 milyon euro yardım yazıyor’ diye.
Yine yazmışım ‘İngiltere’de hükümet, sanatçılara geniş kapsamda 1.2 milyar pound yardım yapmış. Haberlerde vardı, not almışım’ diye... Liste uzar gider. Zaten sözü edilen paralar, o ülke halkının verdiği vergiler ile oluşmaktadır. Böylesi yüzyılda bir gelen felakette, kendisine (yani ülke çalışanına) yaşamını olabildiğince az sorunla atlatması için verilir. Peki bizde? Biz kitlendik. Dizi sektörü de bu tablonun dışında değil. Diziler hayatımızın tabii ki ilk sırasında değil. Ama onu yaratanlar da, köşe başındaki esnaf kadar tedirgin gelecekten. Büyük bölümü tam da ‘kredi borcu, elektrik, su, doğalgaz, çocuk’ listesinde yer almaktadır.

Yazının devamı...

İSPANYA’DA İKİ TÜRK DİZİSİ KAPIŞIYOR

Durum aynen böyle. İspanya’nın en çok izlenen iki açık kanalı Antena ve Telecinco’da, 6 Nisan akşamı iki Türk dizisi kapıştı: ‘Kadın’ (Antena) ve ‘Sen Çal Kapımı’ (Telecinco).
‘Kadın’ şu sıra ülkenin en çok izlenen dizisi... Her iki yapım, 6 Nisan akşamı yerel saatle 23.03 gibi yayına başlamış. ‘Kadın’ yüzde 20.4, ‘Sen Çal Kapımı’ yüzde 11.4 reyting almışlar. ‘Sen Çal Kapımı’ için “Ne olursa olsun sadık bir izleyici kitlesi yakaladı” yorumu yapılıyor. Ülke tanıtımı diyorlar ya. Bundan iyisi olur mu?

Krem şanti nereden çıktı?

TRT Belgesel’de ‘Yemek Serüveni’nde gördüm. 17’nci yüzyılda Fransa’nın Chantilly bölgesinde bir aşçı adı, Francois Vatel bulmuş krem şantiyi. Nasıl mı olmuş?
Şatoda çalışıyor bizim aşçı. Bakmış, süt kreması yeterli değil; davetli çok. Telaşlanmış. Aklına kremayı şekerle karıştırmak gelmiş. Bir de bakmış gittikçe köpürüyor ve hacim kazanıyor. Sonra yaptığı bütün pastalarda kullanmış. Millet acayip beğenmiş. Ardından sınırları aşmış. Tam da Seyyar Tayyar’ın ifadesiyle “Patladı gitti!” olmuş. ‘Rivayet o’dur ki’ tarihinin sayfalarından biri...

Ankara’nın suyu boşa gidiyor!

Ev ahalisi hayretler içinde izledi bu haberi. Habertürk hava durumu sunucumuz Hüseyin Öztel (tabii kendisi metereoloji mühendisidir) anlattı. Yağışlarla barajlar doldu. Ankara hâlâ düşük seviyede. “Kaçak yüzde 34’e varıyor. Barajdan gelen suyun üçte biri daha kullanılmadan sızıntı ve de altyapı sıkıntılarıyla harcanıyor” dedi.
Koca Ankara, yani başkent! Bugüne kadar ne yapmışlar acaba?

Avrupa filmleri bir başka olur

FilmBox sinema kanalını hiç göz ardı etmeyin derim. Avrupa patentli çok iyi filmleri yakalamak mümkün. Geçtiğimiz pazartesi onlardan biri vardı; ‘Simon ve Meşe Ağacı’. 2011 yapımı İsveç filmi. Mutlaka izleyin.

Yazının devamı...

© Copyright 2021

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.