ArkeolojiAnadolu’da Artuklu devri Türk mimarisi

Anadolu’da Artuklu devri Türk mimarisi

18.08.2026 - 05:39 | Son Güncellenme:

Artuklular; cami, medrese ve sivil mimari alanında Anadolu Türk mimarisine pek çok yenilik getirdi

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Anadolu’da Artuklu devri Türk mimarisi

Nükhet Everi - Genellikle Fırat’ın çizdiği kavis içinde ve doğusunda egemen olan, Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Suriye bölgelerine yerleşen Artukluların XII. yüzyıldan XIV. yüzyılın sonuna kadar süren tarihi, en uzun süre ellerinde bulundurdukları üç merkez etrafında incelenir. Kuzey Suriye, Irak ve Güneydoğu Anadolu, Artukluların devlet kurmuş oldukları bölgelerin genel çerçevesini meydana getirir.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Anadolu’da Mardin, en uzun süre Artuklu merkezi olan yer durumundadır. Artuklu mimarisinin en önemli eserleri burada karşımıza çıkar. Mardin’in hemen güneyinde Kızıltepe ve Harzem’de devrin çok önemli mimari eserleri kısmen ayaktadır. İlk Artuklu merkezi Hasankeyf için aynı şeyleri söylemek mümkün değildir. Harput’ta da Ulu Cami dışında Artuklu eserleri iyi korunamamıştır. Buna karşılık kısa süreler Artuklu egemenliğinde kalmış olan ve sayılı eser bulunan Diyarbakır’da ise Artuklu yapı geleneği çok kuvvetli bir şekilde yerleşmiştir. Aslında Fırat ve kollarının meydana getirdiği kavisin doğusunda ve içinde kalan bütün yerleşimlerde bir Artuklu devri yapısının kalıntısına rastlamak mümkündür.

Haberin Devamı

Artukluların mimari anıtları Anadolu’nun genel strüktüründen farklı özellikler göstermesi açısından ilgi çekicidir. Bölge, kadim halkı olan Süryanilerden gelen kuvvetli bir taş işçiliği ve taşçı geleneğine sahiptir. Artuklu devri mimari sentezi bu geleneği, ihtiyacı olan yapı tiplerini meydana getirmek için başarıyla kullanmıştır.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Fırat’ı sınır kabul etmiş olan Artuklular iktisadi bakımdan sağlam bir devlet kurarak önemli mimari eserler ortaya koyabilmişlerdir.  Artuklu devri mimarisinde görebileceğimiz örnekler: Külliyeler, camiler, medreseler, hamamlar, köprüler, sivil ve askeri yapılardır.

Haberin Devamı

XII. yüzyıl Anadolu’sunda, Selçuklular orta ve batı bölgelerde yerleşme ve teşkilat kurma çabalarındayken, bir yandan da Haçlı seferleriyle uğraşırken, Güneydoğu Anadolu bölgesinin çeşitli yerlerini ele geçiren Artuklular da XII. yüzyılın başından itibaren önemli mimari örnekler ortaya koymuşlardır.

Haberin Devamı

İlk sağlık kuruluşu

Mardin’de Necmeddin İlgazi ve kardeşi Emineddin’in XII. yüzyılın başında meydana getirdikleri külliyenin bir ‘maristan’a (hastane) sahip olması ve halk arasında bugüne kadar bu yerin aynı adla anılması, Güneydoğu Anadolu’da Artukluların daha ilk yapı faaliyetlerinin ne derecede önemli konularla başladığını göstermektedir. Medrese, mescit, çeşme, hamam ve sağlık hizmetlerinin bir parçası olup, su tedavisiyle ilgili olan maristanı ile bu Artuklu yapılar topluluğu, büyük bir kısmı bugün harap vaziyette olsa da iddiasız ve geniş bir alana yayılmış mimarisiyle ilgi çekicidir. Anadolu’daki ilk sağlık kuruluşudur ve diğer Anadolu şifahanelerinden daha erken bir örnektir.

Haberin Devamı

Anadolu’da Artuklu devri Türk mimarisi

Artuklu camileri

Artuklu mimarisinde en dikkat çekici örnekler camiler ve medreselerdir. Camiler, sonraki gelişmeye fazla etkisi olmayan ve kapalı bir bölge mimarisi halinde kalan, enine gelişen mihrap önü kubbeli ve avlulu tipi meydana getirmiştir. Artuklular güney mimari ve mimari süsleme etkilerinin Anadolu’ya taşınmasında dolaylı roller de oynamışlardır.

Silvan Ulu Camii: 1157 yılında tamamlandığını bildiğimiz Necmeddin Alpi’nin bu camiinin ilk avlulu Artuklu yapısı olduğu söylenebilir. Bu camide enine gelişen mekân, üç nef boyunca, anıtsal bir mihrap önü kubbesiyle kesilir. Üç yönde kemerlerle üçer açıklığa sahip olan bu kubbe, İsfahan’daki Melikşah kubbesinin modelini tekrarlaması nedeniyle de gelişme içinde ayrı bir öneme sahiptir.

Haberin Devamı

Mardin Ulu Camii: Minaresindeki en eski tarihli kitabe 1176’yı gösterir ve XIV. yüzyıla kadar uzanan değişikliklere sahiptir. Revaklı bir avlunun güneyinde yer alan ana mekânın planı Artuklu camilerinin özelliklerini aksettirir. Bu camide kubbe iki nef boyunca yer alır. Revaklı avlu, avlu köşesinde çifte minare gibi özellikler iyice belirmeye başlar.

Kızıltepe Ulu Camii (Dunaysır): XIII. yüzyılın başında yapılmış olan bir anıtsal mimari eseridir. 1200-1204 yılları arasında Artuk Aslan ve Yavlak Aslan tarafından yaptırılan bu cami, köşelerinde minarelerin yer aldığı geniş avlunun güneyinde aynı plan şemasını tekrarlar. Bir elden çıkmış orijinal bir Artuklu yapısıdır. Mihrap önü kubbesine farklı şekillerde doldurulmuş tromplarla geçilir. Üç tane zengin taş işçiliği örneği gösteren girişi vardır. Orta giriş kemerinde Artuklu camilerinde ilk defa görülen polikromi de ilginçtir. Burada iki renkli taş süsleme çok dilimli olarak karşımıza çıkar.

Haberin Devamı

Harput Ulu Camii: 1156 tarihli bir Artuklu yapısıdır. Tuğla ve moloz taş tekniğiyle yapılmış olan bu caminin planı Zevvare Ulu Camii (1135) ile çok yakın benzerliklere sahiptir.

Medrese yapıları

Anadolu’da başlıca iki tipte gelişecek olan medreselerin açık avlulu örneklerinin erken tarihlileri de Artuklu yapılarıdır.

Mardin Hatuniye Medresesi: XII. yüzyılın üçüncü çeyreğindendir. En erken açık avlulu, iki katlı ve iki eyvanlı Anadolu medresesi olarak olgun bir forma sahiptir. Necmeddin Alpi’nin hanımı tarafından yaptırılan bu yapıda Silvan Ulu Camii’nin inşasında çalışan aynı ustaların çalışmış olabileceği düşünülmektedir.

Diyarbakır Zinciriye Medresesi: 1198 tarihli bu medrese, kesme taştan yapılmış, revaklı ve avlulu bir yapıdır. Dönemin mimarı bilinen ender yapılarından biridir. Mimarı İsa Ebu Dirhem’dir.

Diyarbakır Mesudiye Medresesi: Artuklu II. Sökmen ve Mevdud dönemlerinde, 1193’te başlanmış ve 1223’te bitirilmiş olan bu medrese, Diyarbakır Ulu Camii’ni kuzeyden tamamlayan ve Zinciriye ile bir arada planlanmış olmalıdır. Tek avlu çevresinde planlanan medrese şemasından ilk defa uzaklaşan bir tasarıma sahiptir.

Tek avlu düzenini aşan plan formu yanında, Harzem’de 1211 tarihli Taceddin Mesud Medresesi ve XIII. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen Mardin’deki Şehidiye Medresesi, açıkça Zengiler’in Suriye’ye getirmiş oldukları, güneyinde üç açıklıkla bağlı camisi bulunan medrese şemasına yakın benzerlikler gösterirler.

Sultan İsa (Zinciriye) Medresesi: Ortada kubbeli bir bölüm etrafında üç eyvanlı ve mozaik selsebilli mekân grubu gibi denemeler, 1385 tarihli bu yapıda billurlaşarak günümüze ulaşmıştır.

XII. yüzyıl mimarisi için cesaretli bir atılım sayılan Hasankeyf, Çermik ve özellikle de Silvan/Malabadi köprülerinin orta kemerleri çok etkileyicidir. Artukluların akarsu yatakları, kuru vadiler ve geniş düzlüklerle dolu bir bölgeye yerleşmiş olmaları da ticari kolaylık sağlamak adına köprülere önem vermiş olduklarını gösteriyor.

Artukluların bir kışlık bir de yazlık başkenti vardı. Kışlık başkent Mardin, yazlık başkent ise bugünkü Yeşilli ilçesi idi. Bir de seferi başkent vardı, o da Kızıltepe idi. Kızıltepe düzlüktür, ordunun toplanması ancak böyle bir mekânda mümkün olur. Mardin tepesinde orduyu savaş için toplamak mümkün değildir. Tarih boyunca bu yörede Kızıltepe ve Nusaybin çok önemli kervan konaklama yerleri iken, Mardin kervanlar için bir ikmal kentiydi. Kente kervanların çeşitli gereksinimleri için uğranırdı.

Mardin’de Artuklular ciddi bir şehir planlaması da yapmışlar. Devlet ve hükümdar eliyle yapılan ilk yapılar daima ana cadde üzerinde, hanedanın ikincil şahıslarının yaptırdığı yapılar Savurkapı’ya yakın ve kuzeydedirler. Devlet adamları tarafından yaptırılanlar güneybatıda, özel şahıslar tarafından yaptırılanlar da güneydoğuda, Şehidiye’nin hemen altında yer alırlar. Tüm bu yapılar sur içindedir.

Cami, medrese ve sivil mimari alanında Anadolu Türk mimarisine pek çok yenilik getirmiş olan Artukluların erken devir sanatının yerleşmesi bakımından önemli rolleri varsa da bu üslup uzun süre bir kapalı bölge üslubu olarak kaldıktan sonra etkilerini göstermeye başlamıştır.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler