ArkeolojiAnadolu’da yeni bir köşe taşı: Uluköy Mağarası

Anadolu’da yeni bir köşe taşı: Uluköy Mağarası

21.06.2026 - 05:39 | Son Güncellenme:

Tarihi günümüzden 350 bin yıl öncesine kadar uzanan Uluköy Mağarası, daha çok Levant bölgesiyle ilişkilendirilen, “Hummal Endüstrisi” olarak bilinen taş alet üretim geleneğinin Anadolu coğrafyasında da varlığını kanıtladı

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Anadolu’da yeni bir köşe taşı: Uluköy Mağarası

Mardin’in Kızıltepe ilçesine bağlı Uluköy Mahallesi’nde yer alan ve yöre halkı tarafından “Şıkefte Elobrahimo” olarak bilinen Uluköy Mağarası, arkeoloji dünyasında büyük yankı uyandıracak bulgularla gündemde. 2022 yılında yürütülen yüzey araştırmaları sırasında tespit edilen mağara, Paleolitik Çağ’a ışık tutan verileriyle dikkat çekiyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Qurs (Xurs) Çayı’nın batısındaki yamaçta, Mazı Dağları ile Kızıltepe Ovası arasında doğal bir geçiş hattında konumlanan mağara, binlerce yıl boyunca insan toplulukları için önemli bir yaşam alanı oldu. Uzmanlara göre bu stratejik konum, mağarayı tarih öncesi dönemlerde hem barınma hem de geçiş noktası haline getirdi.

Kaçak kazıların tahribatı

Uluköy Mağarası’nın keşfi kadar dikkat çeken bir diğer unsur maruz kaldığı tahribat. Kaçak kazılar nedeniyle mağaranın bazı bölümlerinde ciddi zarar meydana geldiği, kültürel dolguların büyük bloklar halinde yerinden sökülerek mağara dışına taşındığı belirlendi. Bu bloklar içerisinde bile yontma taş aletler ve hayvan kemiklerinin çıplak gözle görülebilmesi, mağaranın arkeolojik zenginliğini gözler önüne seriyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Yetkililerin hızlı müdahalesiyle mağara 2022 yılında tescil altına alınırken, 2023 yılında Mardin Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Mardin Artuklu Üniversitesi (MAÜ) Arkeoloji Bölümünden Doç. Dr. Ergül Kodaş’ın bilimsel başkanlığında ilk bilimsel kazılar başlatıldı.

Haberin Devamı

Doç. Dr. Kodaş, Antropoloji Bölümü’nde Araştırma Görevlisi Dr. Çağdaş Erdem, Antropolog Dr. Birkan Gülseven, Dr. Charlotte Labedan Kodaş, Dr. Mübarek İpek, Öğretim Görevlisi Onur Dinç, Araştırma Görevlisi Bahattin İpek, arkeologlar Mehmet Şan, Samet Akatay, Hatip Aksin, Esra Acar ve Rüstem Cin'in katıldığı kazılarda önemli bilgiler elde edildi.

Haberin Devamı

Kazılar, hem tahribatın boyutunu ortaya koymayı hem de mağaranın tarihsel katmanlarını sistemli biçimde incelemeyi amaçlıyor.

İki bölümlü yapı

Haberin Devamı

Uluköy Mağarası, “A” ve “B” olarak adlandırılan iki ana bölümden oluşuyor. Kuzeyde yer alan B Gözü, yoğun tahribat nedeniyle sınırlı bulgu sunarken; güneydeki A gözü, arkeolojik açıdan daha zengin bir yapı sergiliyor. Mağaranın toplam derinliği 23.5 metreye ulaşırken, giriş genişliği yaklaşık 23 metre olarak ölçüldü. Araştırmacılar, mağara tavanında zaman içinde meydana gelen çökmelerin, iç mekânda büyük kaya bloklarının birikmesine neden olduğunu belirtiyor. Bu durum, mağaranın özellikle Paleolitik Çağ’da bugünkünden daha derin ve korunaklı bir yapıya sahip olduğu ihtimalini güçlendiriyor.

Haberin Devamı

Anadolu’da yeni bir köşe taşı: Uluköy Mağarası

3.5 metrelik kültür dolgusu

Kazı çalışmalarında mağara içinde yaklaşık 3.4 metre kalınlığında bir kültürel dolgu tespit edildi. Bu dolgu, farklı dönemlere ait insan faaliyetlerinin katmanlar halinde birikmesiyle oluşmuş durumda. Ancak kaçak kazılar nedeniyle bazı alanlarda bu katmanların 2 metreye kadar tahrip edildiği ifade ediliyor.

Bilim insanları, mağara içerisindeki kazıları milimetrik hassasiyetle yürütüyor. 1x1 metrelik karelere bölünerek yapılan kazılarda, her 10 santimetre ayrı bir arkeolojik seviye olarak değerlendiriliyor. Bu yöntem sayesinde elde edilen her buluntu, ait olduğu dönemin kronolojik bağlamı içerisinde incelenebiliyor.

Dokuz farklı jeolojik katman

Araştırmalar sonucunda mağarada toplam dokuz farklı jeolojik katman belirlendi. Bu katmanlar, binlerce yıl boyunca değişen çevresel koşullar ve insan faaliyetleri hakkında önemli ipuçları sunuyor. Üst katmanlarda yoğun şekilde yontma taş aletler ve hayvan kemikleri bulunurken, daha alt seviyelere inildikçe buluntu yoğunluğunun azaldığı gözlemlendi. En alt katmanda ise ana kayaya ulaşıldı. Özellikle orta katmanlarda yer alan buluntuların ve obsidiyen parçalarının insanlık tarihinin önemli evrelerinden biri olan Orta Paleolitik Dönem’e ait olduğu değerlendiriliyor.

Haberin Devamı

Paleolitik Çağ’ın tüm evreleri

Uluköy Mağarası’nı benzersiz kılan en önemli özelliklerden biri, Paleolitik Çağ’ın farklı evrelerine ait bulguların aynı stratigrafi içinde tespit edilmesi oldu. Yapılan analizler, mağarada Alt Paleolitik, Orta Paleolitik ve Erken Üst Paleolitik dönemlere ait izlerin bulunduğunu ortaya koydu. Ayrıca mağara terasında Epipaleolitik Dönem’e işaret eden sınırlı sayıda buluntuya da rastlandı. Bu durum, mağaranın yüz binlerce yıl boyunca farklı insan toplulukları tarafından kullanıldığını gösteriyor.

Kazıların en dikkat çekici sonuçlarından biri de “Hummal Endüstrisi” olarak bilinen taş alet üretim geleneğinin Anadolu’da ilk kez tabakalı olarak tespit edilmesi oldu. Daha çok Levant bölgesiyle ilişkilendirilen bu kültürel özellik, Uluköy Mağarası sayesinde Anadolu coğrafyasında da varlığını kanıtladı. Bunun yanı sıra Yabrudian ve Acheulo-Yabrudian kültürlerine ait bulgular da elde edildi. Bu keşifler, tarih öncesi insan topluluklarının yalnızca belirli bölgelerle sınırlı kalmadığını, geniş coğrafyalara yayıldığını ortaya koyuyor.

Haberin Devamı

Zengin hayvan çeşitliliği

Mağarada yapılan kazılarda çok sayıda hayvan kemiği ve diş parçası da bulundu. Buluntuların büyük bölümünün otçul hayvanlara ait olduğu, ancak az sayıda etçil hayvan kalıntısının da tespit edildiği belirtildi. Uzmanlar, bu bulguların bölgenin tarih öncesi ekosistemi hakkında önemli bilgiler sunacağını ifade ediyor. Yapılacak detaylı analizlerle, o dönemdeki iklim koşulları ve insan-hayvan ilişkileri daha net anlaşılabilecek.

Kuzey Mezopotamya’da bir ilk

Uluköy Mağarası, Kuzey Mezopotamya’da gerçekleştirilen ilk sistemli mağara kazısı olma özelliğini taşıyor. Daha önce bölgede yapılan çalışmalar çoğunlukla yüzey buluntularına dayanıyordu. Bu nedenle elde edilen verilerin kesin tarihlendirilmesi oldukça zordu. Ancak Uluköy’de ortaya çıkarılan tabakalı yapı, arkeologlara kronolojik açıdan çok daha güvenilir veriler sunuyor. Bu sayede, bölgedeki diğer buluntu alanları da daha doğru bir şekilde değerlendirilebilecek.

Bilim dünyası için yeni bir kapı

Araştırmayı yürüten ekipte yer alan akademisyenler ve uzmanlar, Uluköy Mağarası’nın yalnızca Türkiye için değil, tüm Yakın doğu arkeolojisi açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor. Elde edilen bulgular, Paleolitik Çağ’ın yalnızca Levant hattı üzerinden değil, Anadolu ve çevre bölgelerle birlikte yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki yıllarda yapılacak kazıların özellikle alt katmanlarda yoğunlaşması planlanıyor.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler