ArkeolojiAntik Çağ’ın en önemli eğitim kurumu: Gymnasionlar

Antik Çağ’ın en önemli eğitim kurumu: Gymnasionlar

17.08.2025 - 05:56 | Son Güncellenme:

İlk kez M.Ö. 7. yüzyılda yapılmaya başlanan gymnasionların işlevi neydi? Bu işlev zamanla nasıl değişti? Bir halkın Hellenleştirilmesinde gymnasionların nasıl bir rolü vardı?

Antik Çağ’ın en önemli eğitim kurumu: Gymnasionlar

PROF. DR. AHMET YARAŞ- Bugün olduğu gibi antik dünyada da insan yaşamı için en çok gereksinim duyulan işlevlerden biri, hiç kuşkusuz eğitim-öğretimdi. İnsanoğlu yerleşik hayata geçmesiyle birlikte, o güne kadar kendisine lazım olan ve farkında olmadan öğrendiği bazı bilgileri, sistemli bir şekilde alma veya başkaları tarafından kendisine, çocuklarına verme ihtiyacını duydu. Söz konusu edilen işte bu sistemli eğitimin Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarında ortaya çıktığı bilinmektedir. Bir başka deyişle; eğitim bilimlerinin ilk kaynaklarını Yakın Doğu ve Mısır kültürlerinde aramak gerekir. Bugüne kadar hatta halen yapılan arkeolojik kazılarda ele geçen pek çok materyal bu tezi desteklemektedir.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bütün bunlarla birlikte, Antik Çağ’da birçok konuda olduğu gibi eğitimin sistemli bir şekilde verilmeye başlanması, belirli bir düşünceyi destekleyen okulların kurulması, Batı uygarlığının kendilerine miras edindiği Grek ve Roma kültürlerinde başlamış, şekillenmiş ve bazı değişikliklerle günümüze kadar ulaşmıştır.

Grek eğitim modelinin temelini oluşturan “Kalokagathia” yani hem ruh hem de bedenen ideal olma (iyi ve güzel) düşüncesi, uzun yıllar devam etmiştir. Bu ideal, toplumun sosyal açıdan gelişmesinde de büyük rol oynamıştır. Eğitimdeki bu idealizm, topluma ve ortaya koydukları sanat eserlerine, yüzyıllar boyunca yol gösterici olmuştur. Uzun yıllar, “Gymnasion” olarak anılacak olan okullar, özellikle Grek düşünürlerinin bir ideal çerçevesinde kurup, yaşamasına katkıda bulundukları eğitim kurumlandır.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Kelime anlamı

Haberin Devamı

Gymnasion kelimesi Grekçe gymnos  “çıplaklar” anlamına gelen çoğul sıfattan türemiştir. Kelime, önceleri bu şekilde çoğul anlamda kullanılırken daha sonraları tekil olarak gymnasion şeklini alarak belirli bir formdaki yapılar için kullanılmaya başlanmış.

Haberin Devamı

Antik Sparta kültüründen kaynaklanan eğitimleri çıplak yapma geleneği, yapı için kullanılan terimi de etkilemiş, tüm Antik Çağ boyunca bu şekilde anılmıştır. Yani gymnasion yapısının orijinal kullanım fonksiyonu, kelimenin etimolojisine de yansımıştır.

Antik Çağ’ın en önemli eğitim kurumu: Gymnasionlar

Gelişimi

Antik Grek kentlerinde; tapınaklar, agoralar, nymphaeumlar ne kadar önemliyse, gymnasion yapısı da o kadar önemli ve vazgeçilmez unsurlardan biridir. Başlangıçta yerleşimin dışında koruluk bir alanda felsefi anlayıştan dolayı inşa edilen gymnasionlar, Hellenistik Dönem’in getirdiği zorunluluklar nedeniyle kentlerin içine yapılmaya başlanmıştır.

Haberin Devamı

Gymnasion terimi Roma dünyasında “gymnasium” olarak anılmaya başlanmış, günümüze kadar kullanım görmüştür. Bugün Almanya gibi bazı Batı Avrupa ülkelerinin eğitim sistemlerinde gymnasion terimi kullanılırken Fransız ekolündeki eğitim modellerinde antik Atina’daki okullarından biri olan Lykeion’dan türeyen lise kavramı kullanılmaktadır. Türkiye’de ise Cumhuriyet’in başlangıcında Fransız eğitim modelini benimsediğinden lise kavramını benimsemiştir.

Haberin Devamı

Gymnasionların Girit ve Sparta kökenli olduğu ve bir kurum olarak ilk kez M.Ö. VII. yüzyılda yapılmaya başladığı varsayılmaktadır. Kent meydanında veya agora ortasında, gençlerin sportif mücadeleleri ve onları izleyen kent vatandaşlarının organizasyonu ile doğduğu sanılmaktadır. Erken dönemlerde askerliğe yönelik fiziksel eğitim söz konusu olduğu için oyunlar ve yarışmalar büyük bir heyecanla izleniyor olmalıydı. Büyük olasılıkla düz bir alanda mücadele eden gençler ve bunları nispeten daha yüksek bir yerde izleyen vatandaşlar için özel bir kompleks yapma ihtiyacı doğmuştur.

İlk dönemlerde -yapı düşüncesinin kökeninden kaynaklanan- sadece vücudun dayanıklılığına yönelik eğitim, M.Ö. VI. yüzyıldan sonra Sophistler ve Sokrates ile birlikte, farklı bir nitelik kazanmaya başladı. Bu dönemden itibaren, ağaç altında bir şeyler anlatan adam, öğretmen; onu dinleyen gençler ise, öğrenci olduklarının bilincine varmalarıyla belirli bir mekâna ihtiyaç duydular. Yaklaşık aynı dönemlerde gerçek anlamda kurumsallaşmaya başlayan ve gençlerin devam etmeye başladığı basit gymnasion yapıları, bu ihtiyacı da karşılamaya başladı. Bu şekilde, gymnasion yapıları, fiziksel eğitim ile birlikte zihinsel eğitimin verildiği bugünkü anlamda okul kimliğini kazandı. Değişik dönemlerde ve yerleşimlerde bu iki kavramdan (fiziksel-zihinsel) birinin diğerine oranla daha az veya daha fazla önemsendiği olmuştur. Fakat şu bir gerçektir ki, Atina ekolünde eğitim veren Grek gymnasionları bu dönemden itibaren az veya çok bu iki eğitimi her zaman iç içe yaşamıştır. Sparta eğitim modelinde ise askeri eğitim yani fiziksel eğitim her zaman ön plandaydı.

Haberin Devamı

Klasik Çağ’da çok kesin hatlarla ayrılmasa bile, kendine özgü mimari bir karakter kazanan gymnasionların, Hellenistik Çağ’da sosyal yaşamın merkezi ve buluşma yeri haline gelmesiyle buradaki eğitim metotları da değişmeye başlamıştır. Bu çağda var olan Sophistik ve Sokratik dersler, gymnasiona entelektüel bir boyut getirmiştir. Zaman içinde gymnasionlar, sadece basit bir okul olmaktan çıkıp, bugünkü Batılı anlamda, akademi kimliğine bürünmüştür. Antik dünyanın pek çok felsefi ekolleri bu gymnasionlarda hayat bulmuş, günümüze kadar kalmıştır.

Haberin Devamı

Coğrafi yayılımı

İlk dönemlerde Kıta Yunanistan’da yoğunlaşan gymnasionlar önce adalar ve bu yolla Anadolu’ya, sonra İtalya Yarımadası’na ve Kuzey Afrika kıyılarına kadar yayılmış, tüm Akdeniz’i kuşatmıştır. Gymnasionlar, ülkelerinden uzak kalan Grek vatandaşlarının buluşma, kültürlerini koruma, hatta yayma amacını taşıyan bugünkü anlamda bir enstitü işlevi taşıyordu. Bütün Hellen unsurlarını bir yapı etrafında toplayan bir kurum olma durumundaydı. Gymnasionun inşası, yabancı bir halkın Hellenleştirilmesinin başlangıcı anlamına da geliyordu.

M.Ö. IV. yüzyıla kadar sayısı nispeten azdı ve Hellen geleneklerini tam olarak benimseyen kentlerde bulunuyordu. Greklerin deyişiyle “Barbarlar” tarafından kabul görmüyordu. M.Ö. III. yüzyılda Grek şehirlerinin artmasıyla gymnasion sayısında da büyük artış gözlenir. Adalar, Anadolu, Mısır, Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz sınırlarındaki kolonize olmamış yerli halkın yaşadığı kentlerde de Hellenizm’in etkisiyle inşa edildiği saptanmıştır.

Hellenizm’in ilerlemesiyle artması gibi Hellenizm’in her gerileyişinde de gymnasionların sayılarında azalma görülür. Hatta Grek egemenliğinin son bulduğu her kentte, ilk olarak gymnasionların yıkıldığı tespit edilebilir.

Önceleri Romalıların Grek jimnastiğine ve atletizmine duydukları antipati nedeniyle, gymnasion ancak Cumhuriyet Çağı’nda Roma kültürüne girebilmiştir. Roma düşünürlerince sık sık eleştirilen gymnasion, Roma Uygarlığı’nda ilk kez İmparator Nero (M.S. 54-68) tarafından kurulmuştur. Grek hayranı Hadrian’ın da (M.S. 117-138) bu tip yapıları desteklediği bilinmektedir.

Antik Grek sosyo-kültürel yaşamına damgasını vuran ve halen etkileri günümüze kadar ulaşan Grek eğitim anlayışı ve onun en önemli kurumu olan gymnasionlar, Kıta Yunanistan, Adalar ve Anadolu başta olmak üzere tek tek her açıdan incelenmeye değer, oldukça geniş bir konudur. Çünkü gymnasionlar, Roma Dönemi’nde genelde hamam yapılarına dönüştürülmüştür. İki farklı döneme ve kültüre ait işlevleri olan anıtsal yapının tek ortak noktası, Grek’te diğeri Roma Dönemi’nde bölge halklarının asimilasyon için kullanılan yapılar olmasıdır.

Felsefi olarak, Osmanlı Dönemi’nden bu yana üçüncü dünya ülkelerinde boy gösteren kolejlerin emperyalist devletler tarafından kurulması ve kendi dillerinde eğitim-öğretim yaparak ticari ve siyasi ilişkilerin gelişmesini amaçlamasıdır. Anadolu’nun son 150 yıllık eğitim geçmişinde var olan yüzlerce okuldan; Tarsus Amerikan Lisesi, Robert Koleji,  Alman Lisesi bunlardan birkaçıdır.

Antik Anadolu kentlerinde halen birçok gizemleri saklayan bu kurumların kazı ve araştırmaları ivedilikle tamamlanmalı, bilim dünyasına sunulmalıdır. Ancak bu şekilde yaratılan olağanüstü eserler daha bir anlam kazanacak ve değerlendirilecektir.

Kent içindeki konumu

İlk gymnasionlar antik düşünürlerin ve dönemin eğitim anlayışıyla, kent surlarının hemen dışına yapılmıştır. Bundaki amaç gençleri kentin sosyo-ekonomik yaşamındaki çirkinliklerinden uzak tutmaktı. Genellikle kutsal alanlar, su kaynakları, ağaçlıklı alanlar ve kente giden ana yolların üzerine yapılmaya özen gösteriliyordu. Arkaik ve Klasik çağlar boyunca kent dışında yapılan gymnasionlar, Hellenistik Çağ’da değişen eğitim anlayışıyla birlikte, kent içinde yapılmaya başlandı. Bunda eğitime, entelektüel açıdan önem verilmesi büyük rol oynamıştır. Gymnasionlar bu dönemden itibaren kentteki sosyal yaşamın odak yerlerinden biri haline gelmiştir.

Gymnasionların büyüklüğü veya anıtsal planlanması kentlere göre değişiklik gösteriyordu. Rhodos, Pergamon, Antiochia, Aleksendria gibi büyük kültür metropollerinde ve kutsal yerleşmelerde doğal olarak oldukça büyük inşa edilmişlerdir. Kentin topografık konumu gymnasion kompleksinin şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. Genelde düz alan tercih edilirken Pergamon’da olduğu gibi eğimli yerlerde teraslama yöntemiyle farklı katlarda yapıldığı da görülür.

Selçuklu Meydan Mezarlığı’nda yeni mezarlar ortaya çıkarılıyor

Dünyanın en büyük Türk-İslam mezarlıklarından biri olan Ahlat’taki tarihi alanda, başlatılan kazı, restorasyon ve çevre düzenleme çalışmaları devam ediyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Kulaz başkanlığında yürütülen çalışmalarda, 210 bin dönümlük Selçuklu Meydan Mezarlığı’ndaki her biri sanat eseri niteliği taşıyan mezar taşları ortaya çıkarılıyor. Bu yıl 11 Haziran’da başlayan çalışmalar kapsamında haziran ayı itibariyle mezarlığın 1200 metrekarelik kısmında yapılan kazılarda tamamen veya kısmen toprak altında olan sekizi çocuk mezarı olmak üzere 22 yeni mezar ortaya çıkarıldı.

Hedef yüzde 49

Mehmet Kulaz, çalışmalara ilişkin şunları söyledi: “Geçen yıl da bu proje kapsamında 210 dönümlük mezarlığın yaklaşık yüzde 20’sinde yani 56 bin metrekarelik alanında seviye inme, blokaj, restorasyon, birleştirme, yapıştırma ve çevre düzenleme çalışması gerçekleştirdik. Bu yıl mezarlığın yüzde 19’luk kısmında çalışacağımızı Bakanlığa ilettik. İki haftalık sürede yaklaşık 1200 metrekarelik alanda seviye inme, blokaj ve çevre düzenlemesi gerçekleştirildi. Bu alanda blokaj, yapıştırma ve birleştirme yöntemiyle 51 mezar taşına müdahale ettik. Seviye inme çalışmalarında da 8’i çocuk 22 yeni mezar ortaya çıktı.” Kulaz, bu yılki çalışmayla mezarlığın yüzde 49’luk kısmının tamamlanacağını belirtti.

‘Anadolu’nun tapu belgeleri’

2026 ve 2027 çalışma sezonlarında mezarlığın tamamına müdahale ederek turizme kazandıracaklarını vurgulayan Kulaz, şunları kaydetti: “Mezarlıkta özellikle yüzeydeki yaklaşık 10 bin mezar taşına da büyük oranda müdahale edeceğiz. Ahlat çok önemli bir yer. Mezar taşlarının her birine Anadolu’nun tapu belgeleri gözüyle bakıyoruz. O nedenle bunların uzun ömürlü kılınması ve geleceğe aktarılması çok önemli. Turizme kazandırılması da önem taşıyor. Burada meslektaşlarımıza, diğer mesleklere, Ahlat halkına önemli ölçüde istihdam sağlıyoruz. Bu önemli ama önceliğimiz bunları uzun ömürlü kılmak ve gelecek nesillere aktarmak.”

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler