ArkeolojiAntik lirden The Odyssey’ye

Antik lirden The Odyssey’ye

20.09.2026 - 04:24 | Son Güncellenme:

Yalnızca antik kaynakları ve arkeolojik bulguları anlamakla değil, yeniden inşa edilmiş bir enstrüman gerçekten çalındığında ne olduğunu keşfetmekle ilgilendiğini belirten Rosa Fragoparti “Bu çalışmanın en büyüleyici yanı araştırma ile pratik arasındaki diyalog” diyor.

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Antik lirden The Odyssey’ye

Gamze Karaoğlan - Rosa Fragorapti, yaklaşık 20 yıldır khelys liriyle çalışıyor. Onun için khelys liri, yalnızca geçmişten günümüze ulaşmış bir müze nesnesi değil; yeniden inşa edilip çalındığında geçmiş müzik pratiklerine dair yeni sorular ortaya çıkarabilen yaşayan bir enstrüman. Bu yaklaşımsa onu M.Ö. 5. yüzyıldan günümüze uzanan konser programları kurmaktan, Christopher Nolan’ın The Odyssey filminde enstrümanıyla yer almaya kadar uzanan geniş bir çizgiye taşıdı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Onunla söyleşmek istememizin nedeni de tam burada yatıyor. Arkeomüzikoloji, geçmişteki müzik pratiklerini anlamak için arkeolojik buluntulardan yazılı kaynaklara ve müzik parçalarına kadar farklı kanıtlardan yararlanıyor. Ancak bir enstrümanı yeniden inşa edip fiilen çalmak, bu kanıtların işaret ettiği olasılıkları sınamaya da imkân veriyor. Fragorapti’nin deyimiyle bu, bir tür “bedenlenmiş bilgi”: Enstrümanı elinize aldığınızda onun nasıl tepki verdiğini, hangi hareketlerin doğal ya da mümkün olduğunu ve sesinin nasıl davrandığını doğrudan deneyimliyorsunuz. Böylece arkeomüzikoloji, yalnızca arşivlerde kalan bir araştırma alanı olmaktan çıkıp, icra yoluyla da sınanan ve yeniden düşünülen bir alana dönüşüyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

■ Sevgili Rosa, Milliyet Arkeoloji’ye ve hazırladığımız bu özel ‘arkeomüzikoloji’ dosyasına hoş geldiniz. Khelys liriyle sürdürdüğünüz bu uzun soluklu araştırma ve icra pratiğini bir de sizden dinleyebilir miyiz?

Haberin Devamı

Öncelikle Milliyet Arkeoloji’nin bu değerli özel dosyasında yer almaktan ve Türk okurlarla buluşmaktan büyük bir mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. Khelys liriyle çalışmaya 2007 yılında başladım. Çalışmalarım müzikoloji, tarihsel araştırma ve icra arasındaki kesişim noktasında yer alıyor. Yalnızca antik kaynakları ve arkeolojik bulguları anlamakla değil, aynı zamanda yeniden inşa edilmiş bir enstrüman gerçekten çalındığında ne olduğunu keşfetmekle ilgileniyorum. Bana göre bu çalışmanın en büyüleyici yanı araştırma ile pratik arasındaki diyalog. Yazılı kaynaklar bize antik müzik hakkında pek çok şey söyleyebilir; fakat enstrümanı elinize aldığınız ve bir ses ürettiğiniz an yepyeni sorular ortaya çıkar. Enstrüman nasıl tepki veriyor? Hangi hareketler doğal hissettiriyor? Sesi, kullanılmış olabileceği müzik pratikleri hakkında bize ne söylüyor? Dolayısıyla çalışmalarımı, Antik Yunan müziğine hem bir araştırma alanı hem de ses ve icra yoluyla deneyimlenebilecek yaşayan bir müzik aleti olarak yaklaşma çabası şeklinde tarif edebilirim.

Haberin Devamı

Film için sürpriz davet

Haberin Devamı
Haberin Devamı

■ Nolan’ın The Odyssey filminde Oscar ödüllü besteci Ludwig Göransson’ın ekibiyle çalıştınız. Bu projeye nasıl dâhil oldunuz? Bu ölçekte bir yapımın antik bir enstrümana titizlikle yaklaşması alanınız için nasıl bir fırsat yarattı?

Yapımdan basit bir e-posta aldım; proje kod adı altında yürütüldüğü için Christopher Nolan’ın The Odyssey filmi olduğunu ancak stüdyoya vardığımda öğrendim. Büyük bir sürpriz ve doğal olarak çok duygulandırıcı bir andı. Beni en çok etkileyen şey enstrümana duyulan gerçek merak oldu. Lir, yalnızca “antik” bir atmosfer sağlayabilecek bir fon sesi olarak ele alınmadı. Enstrümanın yapısına, çalınma tekniğine ve kendine özgü sesine karşı derin bir ilgi vardı. Ben enstrümana yönelik tarihsel yaklaşıma yakın kalmaya çalışırken, filmin müzikal dünyası içindeki anlatım olanaklarını da keşfettim. Çok net bir sanatsal çerçeve olmasına rağmen deney yapmak için büyük bir özgürlük tanındı. Bu ölçekte bir yapımın antik bir enstrümanla ilişki kurması ona büyük bir görünürlük kazandırıyor. Antik müzik aletlerinin müzelere veya tarihsel gösterimlere hapsolması gerekmediğini, çağdaş sanat dilinin bir parçası haline gelebileceğini gösteriyor.

Haberin Devamı

İcranın öğrettikleri

■ Khelys lirini yeniden inşa etmek ve fiilen çalmak, deneysel arkeoloji açısından metinlerin sunamadığı ne tür yeni bilgiler açığa çıkarıyor?

Enstrümanı çalmak bize metinlerden veya kalıntılardan elde edilmesi zor olan bir tür bilgiye erişim sağlıyor: Bedenlenmiş bilgi. Arkeolojik bir rekonstrüksiyon bize boyutlar, malzemeler ve yapım hakkında bilgi verirken antik metinler terminoloji ve kültürel bağlamı sunar. Fakat enstrümanı fiilen çaldığınızda rezonansın nasıl işlediğini, tellerin davranışını ve hangi müzikal hareketlerin rahat olduğunu anlarsınız. Bu durum kâğıt üzerindeki varsayımlarımızı da sorgulatır. Bazen teoride makul görünen bir şey icra etmeye çalıştığınızda doğal olmayan bir hal alabilir. Tam tersine, kaynaklardan anlaşılamayan bir olasılık enstrümanı çalarken kendiliğinden ortaya çıkabilir. Bu yüzden icra; hipotezleri deneyim yoluyla test etmemize olanak tanıyan bir araştırma biçimidir.

Haberin Devamı

■ Antik müziğin büyük kısmı kayıp olduğundan icra bir yorumlama eylemi değil mi? Bilimsel kanıtın bittiği ve sanatsal sezginin başladığı yerde sınırları nasıl çiziyorsunuz?

Bence önemli olan kanıtın nerede bittiği konusunda net olmaktır. Belli bir güvenle bilebileceğimiz şeyler olduğu gibi kesinlikle yeniden inşa edilemeyecek noktalar da var. Benim yaklaşımım kanıttan yola çıkmak ve sınırları onun belirlemesine izin vermek. Kalıntılar, metinler ve müzik parçaları bize bilgi sağlar ancak bu sınırlar içinde kaçınılmaz olarak bir yorum payı kalır. Sanatsal sezginin önem kazandığı yer tam olarak burasıdır. Bunu akademik bilgiye karşıt bir şey olarak görmüyorum; aksine sezgi, icracının kanıtın eksik olduğu alanlarda karar vermesini sağlar. Buradaki kritik ayrım yorumu tarihsel gerçekmiş gibi sunmamaktır. Tarihsel icra; bildiklerimiz konusunda titiz, bilmediklerimiz konusunda dürüst davranarak yaratıcı olma dengesidir.

‘Mekân enstrümanın parçası’

■ Antik dönemde chelys liri tiyatrolarda, kutsal mekânlarda ve pek çok farklı toplumsal ortamda çalınıyordu. Bugünün mekânlarını düşündüğümüzde akustiğinin, müziği ve onu yorumlayışınızı değiştirdiğini hissediyor musunuz?

Lir kadar akustik açıdan mahrem bir enstrümanla mekân neredeyse enstrümanın bir parçası haline gelir. Rezonans miktarı, bir notanın ne kadar süre var olduğunu ve enstrümana fiziksel olarak nasıl yaklaştığınızı doğrudan etkiler. Örneğin açık havadaki bir taş arkeolojik alanda, küçük yankısız bir odada veya modern bir konser salonunda çaldığınızda enstrüman bambaşka tepkiler verir. Yüksek rezonanslı bir mekânda sesler arasında daha fazla boşluk bırakabilir ve rezonansın müziğin bir parçası olmasına izin verebilirsiniz. Bu yüzden mekânların akustiği yalnızca bir fon değil, geçmişte müziğin nasıl işlediğini anlamamızı sağlayan deneyimin doğrudan bir parçasıdır.

■ Film büyüleyici bir kavramsal bağlantı kuruyor: Lirin tellerinin tınlatılma sesi, Odysseus’un yayını gerişini çağrıştırıyor. Bu imge bizzat Homeros’un metninde (21. Kitap) de yer alır. Şair, Odysseus’un yayı germesini ustalıkla lir teli takan bir adama benzetir. Film, 2700 yıllık bu şiirsel imgeyi sinema diline taşıyor. Bu bağlantıyı öğrendiğinizde ne hissettiniz ve buna müzikal olarak nasıl yaklaştınız?

Bu bağlantıyı son derece büyüleyici buluyorum. Yıllardır lir çaldıktan sonra bu benzetme bana çok daha az metaforik geliyor; dokunuş, gerginlik ve ses arasındaki fiziksel bağı bire bir hissedebiliyorsunuz. Film çalışmasında antikliği taklit etmeye veya pasajı birebir resmetmeye çalışmadım. Yıllar süren birikimimle lire yaklaştım ve enstrümanın kendi gerçek fiziksel ve sessel karakteriyle konuşmasına izin verdim.

‘Film bu sesi milyonlara ulaştırdı’

■ Antik bir enstrümanı akademik araştırmadan Hollywood perdesine taşıyan bu yolculuğun sizin için en anlamlı kısmı ne oldu?

En anlamlı kısım, akademik araştırma yoluyla yaklaştığım bir enstrümanın çağdaş sanat hayatının bir parçası haline gelebildiğini görmek oldu. Yıllar süren araştırma, deneme, öğretme ve icra sürecinin ardından The Odyssey gibi bir yapım bu sesin milyonlara ulaşmasını sağlıyor. Eğer film az sayıda insanda bile lire karşı bir merak uyandırabilir, onu yaşayan bir enstrüman olarak görmelerini sağlayabilirse bu çok anlamlı bir sonuç olur. Antik bir sesi sadece yeniden canlandırmayı değil, o sese bugünün dünyasında anlamlı bir yer verebilmeyi umuyorum.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler