16.11.2025 - 11:16 | Son Güncellenme:
Gamze Karaoğlan
Gamze Karaoğlan- "Bir imparatoriçenin babası nasıl 'ayı oynatıcısı' olabilir?"
Bu soru, İmparatoriçe Theodora'nın hayat hikâyesiyle ilk karşılaştığımda zihnimde beliren ve beni bu çalışmayı yapmaya iten temel motivasyon oldu. Çocukluğumuzun Yeşilçam filmlerinde sıkça karşımıza çıkan, panayırların ortasında ayılarını oynatan gezgin göstericilerin imajıyla, bir Bizans İmparatoriçesi’nin babasını aynı kefeye koymak her zaman tarihsel bir uyumsuzluk hissi vermişti. Nitekim ünlü Bizans tarihçisi Alan Cameron'ın da altını çizdiği gibi, "Bizans toplumunu anlamak için modern kavramlarımızı kapıda bırakmamız gerekir" (Circus Factions, 1976). Acaba bizlere aktarılan bu "ayı oynatıcısı" tabiri, modern zamanların bildik imgesinin tarihe yansıtılmasından kaynaklanan bir yanılgıdan mı ibaretti?
Bu şüphe, beni ayı göstericiliğinin kökenlerine inme ve Theodora'nın babası Akakios'un mesleğinin gerçek doğasını araştırma yoluna sürükledi. Ardından bu popüler kanaatin, Bizans'ın kurumsal “arkarios” unvanı ile Osmanlı'nın gezgin hayvan oynatıcıları arasındaki kritik farkı silikleştiren derin bir anakronizm olduğu ortaya çıktı. Bu çalışma, işte bu terminolojik yanılgının izini tarihsel süreç içerisinde sürmekte ve Akakios'un aslında Hipodrom fraksiyonlarına bağlı maaşlı bir devlet memuru olduğu gerçeğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Roma öncesi
Antik Yunan'da ayı, profesyonel bir gösteri unsuru değil, kültürel ve dini bir semboldü. Özellikle Artemis Brauronia kültünde, genç kızlar “arktoi” (küçük ayılar) olarak adanır ve ritüel danslar yaparlardı. Antik yazar Pausanias bu uygulamayı şöyle aktarır: "Brauron'da kızlar, Artemis için ayılar olarak hizmet ederler" (Description of Greece, 1.33.1). Bu ritüel, ayının gösteri hayatından ziyade, toplumsal ritüellerdeki kutsal yerine işaret eder. Tarihçi Walter Burkert'in de vurguladığı üzere, "Bu tür geçiş ritüelleri, hayvan sembolizminin toplumsal işlevine işaret eder; bir meslek tanımı değildir" (Greek Religion, 1985). Bu dönem, ayının bir "gösteri hayvanı" olarak sahneye çıkmasından önceki "kült" aşamasını temsil eder.

Kurumsallaşan şiddet
Roma ile birlikte ayının rolü kökten değişir. M.Ö 2. yüzyıldan itibaren “venationes” (hayvan dövüşleri), devlet sponsorluğundaki arenaların vazgeçilmez bir parçası haline gelir. Ayı bakıcı ve eğiticileri, epigrafik ve görsel kayıtlarda arenalardaki profesyonel varlıklarıyla ortaya çıkarlar. Bu konuda kapsamlı çalışmalar yapan George Jennison'ın belirttiği gibi, "Roma'da vahşi hayvanların tedariki, bakımı ve gösterimi, büyük ölçüde devlet kontrolü altında ve oldukça profesyonelleşmiş bir sektördü" (Animals for Show and Pleasure in Ancient Rome, 1937). Burada ayı, kutsal bir sembol olmaktan çıkarak, kamusal eğlencenin ve Roma iktidarının teşhir edildiği kurumsal bir aparatın parçası haline gelir.
Bizans hipodromu
Bizans'ta bu gelenek, Hipodrom fraksiyonları (Maviler ve Yeşiller) çatısı altında kurumsal bir kimliğe bürünür. Alan Cameron'ın vurguladığı gibi, "Bu fraksiyonlar sadece spor kulüpleri değil, aynı zamanda kentsel yaşamın örgütlenmesinde kritik rol oynayan yarı-resmi kurumlardı" (Circus Factions, 1976). Bu bağlamda arkarios unvanı, Liddell-Scott-Jones (LSJ) Yunanca Sözlüğü'nün de teyit ettiği üzere, bu fraksiyonlara bağlı "bear-keeper" (ayı bakıcısı) anlamına gelir. Fraksiyon bordrolarında yer alan arkarios'lar, bağımsız gezgin sanatçılar değil, maaşlı devlet görevlileriydi.
Yarışçılar ve hiyerarşi
Bu düzeni anlamanın en kritik noktası ise hipodrom yarışlarını ve “yarışmacıları” anlamaktan geçiyor. Burada hipodromun yıldızları olan yarışçılar, her zaman ayrıcalıklı bir konuma sahipti. Bu yarışçıların hiyerarşisi belirgindi; ancak Orta Çağ Konstantinopolis’inde görülen yapı, Antik Roma’dakinden farklıydı.
En üstte Maviler ve Yeşillerin “phaktionarios”ları yer alır, onların hemen altında ise Beyazlar ve Kırmızıların “mikropanites”leri bulunurdu. Bu dört fraksiyonun “asil” yarışçılarından sonra, Maviler ve Yeşiller arasında paylaştırılmış az sayıda “bigarioi” genellikle yedek sürücüleri oluştururdu.
Kaynaklarda geçen hēniochoi (“birinciler”, “üstatlar”) sözcüğü de bu hiyerarşiyi pekiştirir; kimi zaman phaktionarios birinci, mikropanites ise ikinci yarışçı olarak anılırdı. Ünlerinin doruğuna ulaşsalar da bu konum, onlara sınıf atlama imkânı tanımazdı. Ancak 6. yüzyılda yaşayan ünlü sürücü Porphyrios, bu kuralın tek istisnası olarak kabul edilmiştir.
Theodora'nın babası
Prokopios'un Anekdota'sının (Gizli Tarih) 9. bölümü şöyle der: “Babaları Akakios, Yeşillerin ayı bakıcısıydı.” Ancak buradaki “arkarios” terimi, halk arasında ve popüler çevirilerde "ayı oynatıcısı" veya "ayı terbiyecisi" olarak çevrilmekte ve Akakios'un gezgin bir panayır göstericisi olduğu yönünde yanlış bir imaj yaratılmaktadır.
Oysa Prokopios'un kendisi bile, kasıtlı bir karalama amacı gütse dahi Bizans tarihçisi Anthony Kaldellis bu durumu şöyle yorumlar: “Anekdota'nın amacı aşağılamak olsa da, bize Hipodrom'un profesyonel örgütlenmesi hakkında yanlışlıkla paha biçilmez bilgiler verir.” (Prokopios: The Secret History, 2010).
Bu anakronik çeviri, bir Roma lejyonerini "serbest çuval taşıyıcısı" olarak tanımlamak kadar büyük bir tarihsel hatadır. Akakios, "sokak sanatçısının kızı" değil, "kentli, kurumsal bağlantıları olan bir memurun kızı" olarak Theodora'nın sosyal mobilitesini anlamak için kilit bir figürdür.
Osmanlı’da seyyar bir meslek
Osmanlı'daki ayı oynatıcılığı ise, bu kurumsal yapıdan tamamen kopuk, farklı bir sosyal formdur. Esas olarak Roman toplulukları tarafından icra edilen ve belediye ruhsatlarına tabi olan gezici (seyyar) bir meslektir. Osmanlı sosyal tarihi üzerine çalışan Cemal Kafadar'ın da işaret ettiği gibi, "Osmanlı'daki gezgin gösterici toplulukları, kendine özgü bir sosyo-ekonomik dünya oluşturmuşlardı ve bu dünya, merkezi devlet aygıtının bürokratik yapılanmasından oldukça farklıydı" (Between Two Worlds, 1995). Bizans'taki arkarios ile Osmanlı'daki “gezgin hayvan oynatıcısı” arasındaki bu uçurum, anakronizmin boyutlarını gözler önüne serer.
Yeniden düşünmek
Ayı göstericiliğinin tarihsel seyri, tek bir çizgisel gelişimden ziyade, farklı toplumların sosyo-politik yapılarını yansıtan kopuşlarla doludur. Theodora'nın babası Akakios'un "ayı oynatıcısı" olarak etiketlenmesi, bu kopuşların anlaşılmamasından kaynaklanan bir terminolojik kazadır. Onun Yeşiller fraksiyonunun bir arkarios'u olması, Theodora'nın hikâyesini bir "sokak sanatçısının yükselişi" mitinden çıkarıp, Bizans'ın kentsel bürokrasisi içinde kökleri olan bir ailenin, imparatorluk hiyerarşisinde nasıl konumlanabildiğine dair çok daha nüanslı bir okumaya zorlar. Sonuç olarak, bu düzeltme sadece bir kelimenin çevirisi değil, toplumsal statü, kurumsal yapı ve tarih yazımı üzerine yeniden düşünmektir. Tarihçi Mark Whittow'un da ifade ettiği gibi, "Doğru soruları sormak, bazen cevaplardan daha önemli olabilir; bu durumda soru, bir mesleğin adından ziyade, bir toplumun nasıl örgütlendiğine dairdir" (The Making of Orthodox Byzantium, 1996).