18.01.2026 - 04:25 | Son Güncellenme:
Diyarbakır'ın Ergani ilçesinde bulunan Çayönü Tepesi, göçebelikten yerleşik yaşama, avcı-toplayıcılıktan üreticiliğe geçilip tarıma başlanılan ilk yerler arasında bulunuyor. Çayönü’nde bu yıl yapılan çalışmalara dair bilgi veren Kazı Başkanı Doç. Dr. Savaş Sarıaltun, “Önemli buluntularımızdan biri; İlk Tunç Çağ Dönemi dediğimiz M.Ö. 2900-2750'lere tarihlenen bir mezarlık alanı olduğunu belirledik. Bu alanda daha yoğun bir mimari mezarlık olduğunu tespit ettik. Kazdığımız sekiz mezarda çalıştık. Bunlardan yedisii İlk Tunç Çağı Dönemi’ne, biri de Neolitik Dönem'e ait” dedi.
Mezarlardaki buluntular
Bu mezarların o dönemki toplumsal yapı, hastalıklar gibi birçok konuda bilgi edinilmesine, sosyoekonomik yapıyla ilişkili birçok veriye ulaşılmasına katkı sağladığını anlatan Sarıaltun, hemen hemen tüm mezarlarda hediyeler bulduklarını belirtti. Sarıaltun, mezarlarda çanak, çömlek, bakır ve tunç nesneler, aletler, hançer ile mezarlık çevresinde iki mühür bulduklarını, bu mühürlerin o dönemde bir ticari ağı, belli bir grubun ya da bireylerin daha üstte olduğunu belirtmesi açısından değerli veriler sunduğunu kaydetti.
Araştırma sürüyor
Sarıaltun, "DNA verileriyle beraber (o dönemde yaşayan insanların) nasıl bir sosyokültürel ilişki ağında olduğunu, Mezopotamya, Kafkasya ve Anadolu ile ilişki ağlarını, DNA genomlarından çözüyoruz. Yıllar sürecek araştırmalar. Biz bunlara 2024 yılından bu yana yoğun bir şekilde başladık. 2026-2027 yıllarında da şekillendirip bunları toplumla paylaşmak istiyoruz" diye konuştu.
Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ömür Dilek Erdal da iskelet buluntularıyla ilgili şu bilgileri paylaştı: "Yaklaşık 255 birey çalışıldı. Çok heterojen bir topluluk ve kültürel varyasyonu fazla. Bu farklı kültürlerle etkileşimini de bize gösteriyor. Farklı gömü geleneklerini görmekle birlikte barışçıl bir topluluk diyebiliriz."
Çalışma düzenine dair izler
Erdal, çalışma düzeni ve yaşam pratiğine dair izlerin iskeletlerde belirgin olduğuna işaret etti. Erdal, çocukların dahi erken yaşta tarımsal faaliyetlere ve gündelik iş yüküne dâhil olduğunu tespit ettiklerini belirtti.
“Eldeki veriler toplumsal yapıda kesin bir statü ayrımını doğrulamadı” diyen Erdal, “İskeletleri incelediğimizde büyük planlı evden gelen de küçük planlı evden gelen de çalışmış. Gündelik aktivitelerini yapmış, tarımsal faaliyetlerini ve hayvancılığı sürdürmüş, gömü geleneklerinde elinde ne varsa yanına hediyesini koymuş. Topluluk cinsiyetler arası iş bölümü ile yaşamış. Erkeklerde hayvancılıkla bağlantılı izler, kadınlarda ise ev içi üretim süreçlerinin yarattığı fiziksel etkenler okunuyor” ifadelerini kullandı.
Erdal, DNA verilerinin, topluluğun dış bağlantılarına işaret ettiğini belirterek, "Mezopotamya ve Kafkasya ile ilişkisi bulunan bir topluluk. Oradan gelen bireylerin Çayönü'ne yerleştiğini ve yaşamlarını burada sürdürdüklerini görüyoruz" dedi.