16.11.2025 - 18:16 | Son Güncellenme:
OZAN PALABIYIK
OZAN PALABIYIK- “Bu şehri fetheden, bu mescitte secdeye varmıştır…”
Yedikule’dir bu secdeye gidilen yer. İstanbul’un hafızası, surların gölgesinde büyüyen, geçmişin fısıltılarını hâlâ duyan bir semttir. Bir zamanlar imparatorların girdiği kapıların, devlet insanlarının geçtiği yolların, sürgünlerin son duraklarının yeridir. Her sokağında Bizans’ın yankısı, her adımında Osmanlı’nın nefesi vardır. Yedikule hem bir sonun hem de bir başlangıcın adıdır.
Bir de Yedikule Hisarı vardır bu semtte. Tarihin en gizemli mekânlarından. Yedi kulesinin her birinde asırlar boyunca kim bilir neler yaşanmıştır belki bilemeyiz ama küçük bir gezi merakımızı giderebilir. Hisarı gezdiğimizde surların gölgesinde küçük bir yapı çarpar gözümüze. Sessiz ve yorgun… İsmi de tanıdıktır: Fatih Mescidi derler. Bu mescit sadece bir ibadethane değil; unutulmuş bir hafızaydı, yeniden anlatılmayı bekliyordu.
Fatih Mescidi, İstanbul’un fethinden sonra bizzat Fatih Sultan Mehmed’in emriyle yapılmış, fetih sonrası ilk ibadethanelerden biri olmuş. Yedikule Hisarı’nda Altın Kapı’ya doğru giden yolun hemen sol tarafında kalıyor; büyük bir hüzne sahne olan Genç Osman Kulesi’nin hemen karşısında.
Evliya Çelebi 17. yüzyılda kaleme aldığı Seyahatname’sinde “Ebu’l Feth Camii” (Fethin Babası Camii) olarak anlatır burayı. 1905 yılına kadar hizmet veren mescit son döneminde Rusya Muharebesi’nde fişek imalathanesi olarak kullanmış.
Minaresi kalmıştı
Müze denetiminde yürütülen kazı çalışmaları sonucunda Roma ve Osmanlı Dönemi’ne ait özgün taş döşemeler ve Fatih Mescidi’nin temel kalıntısı ortaya çıkartılmış. Günümüze özgün olarak yalnızca Fatih Dönemi’ne ait minaresinin bir bölümü ve temel kalıntıları ulaşabilen mescit, Koruma Kurulu’ndan onaylı projeyle geçtiğimiz aylarda Fatih Belediyesi tarafından aslına uygun şekilde ihya edilerek ibadete açıldı.
Mescidin restorasyon süreci, bilimsel raporlar ve tarihî kaynaklar ışığında yürütüldü. Taşıyıcı sistemden cephe detaylarına, iç mekândaki düzenlemelerden çevre alanlarının iyileştirilmesine kadar her aşamada titiz bir yaklaşım benimsendi. Mescidin hemen yanındaki çeşme de suyuna yeniden kavuşturuldu. Bir tarih, tarih olmadı ve günümüze kazandırıldı.
Hisarda restorasyon çalışmaları devam etse de kuleleri gezip, tarihi yerinde ziyaret edebiliyoruz. Restorasyon çalışmalarıyla, hisarın simgelerinden olan ancak günümüze ulaşmamış ahşap külahlar giriş kulesinden başlayarak yeniden kulelerdeki yerini de almaya başladı. Büyük küçük demeden herkese hitap eden hisarı ve Fatih Mescidi’ni görmek gerek o halde; yakınlarımıza, tarih meraklılarına anlatmak gerek