17.08.2025 - 05:33 | Son Güncellenme:
SAMİ ÇEBİ
SAMİ ÇEBİ- Şahsım adına bu süreç, yalnızca bir kültürel etkinlik değil; ülkemizin kültürel egemenliğini güçlendiren, dünya nezdinde diplomatik etkisini artıran stratejik bir girişimdir. Kültürel miras, ulusların yalnızca hafızası değil, aynı zamanda kimliğinin temel taşıdır. Türkiye bugün artık yalnızca eserlerini koruyan değil, aynı zamanda anlam üreten, kültürünü ihraç eden ve bu alanda söylem kuran bir lider konumundadır.
Haklı mücadelenin sembolü
Serginin en dikkat çekici konuğu, Burdur’un Boubon Antik Kenti’nden kaçırılarak 65 yıl boyunca yurt dışında kalan Roma İmparatoru Marcus Aurelius’un bronz heykeliydi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kararlı çalışmaları ve uluslararası iş birlikleri sonucunda ülkemize dönen bu eser, haklı bir mücadelenin sembolü olarak serginin merkezinde yer aldı. Bunun yanında, Karahantepe’den Neolitik Çağ buluntuları, su altı keşifleri ve farklı kazı alanlarından getirilen eşsiz eserler, Anadolu’nun kültürel derinliğini gözler önüne serdi.

SICPA Türkiye olarak biz, ülkemizin kültürel mirasına duyduğumuz derin sorumlulukla, bu ilkeler doğrultusunda çalışıyoruz. Müze ve ören yerlerindeki biletleme ve ziyaretçi yönetimi alanındaki deneyimimizi, kültürel mirasın daha erişilebilir, sürdürülebilir ve güvenli şekilde korunmasına hizmet edecek projelere dönüştürüyoruz. Bizim için bu görev, yalnızca bir iş değil; gelecek nesillere bırakılacak en kıymetli emanetlerden biridir.
Geleceğe Miras projesi, Türkiye arkeolojisinin altın çağını başlatan tarihi bir adımdır. Bu süreçte ortaya konan vizyon, yalnızca bugünün değil, yarının da kültürel haritasını çizmektedir. Biz de SICPA Türkiye olarak, bu altın çağın inşasında üzerimize düşen sorumluluğu kararlılıkla yerine getirmeye devam edeceğiz