ArkeolojiGöğe yakın kent: Sagalassos

Göğe yakın kent: Sagalassos

26.09.2025 - 05:48 | Son Güncellenme:

İlk yerleşim izleri M.Ö. 4200 yıllarına kadar uzanan Sagalassos Antik Kenti, Anadolu’nun Roma Dönemi’nden kalma en iyi korunmuş kültür hazinelerinden biri. Torosların yamacında, 1750 metre yüksekliğindeki bu görkemli kent, ziyaretçileri derinden etkiliyor.

Göğe yakın kent: Sagalassos

Eylem Düzyol- Burdur'un Ağlasun ilçesinde, ilk yerleşim izleri 4200 yıl öncesine dayanan Sagalassos Antik Kenti'ndeyiz. Sıcak eylül güneşinde büyüleyici bir manzara eşliğinde dar patikalardan ilerliyoruz, antik yollar, yüzyılların etkisiyle aşınmış basamaklar ve kimi yıkılmış taş duvarları geçiyoruz. Tarihteki depremler nedeniyle yerle bir olan, kazı ekibinin ve Ağlasunluların büyük emekleriyle restore edilen anıt çeşme Antoninler’in bulunduğu Yukarı Agora’nın hemen girişinde, kentin ihtişamını ve gücünü simgeleyen görkemli kapıları geçiyoruz ve Sagalassos tüm ihtişamıyla bizleri karşılıyor...

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Antik kentte, 2005'ten bu yana Aygaz'ın desteğiyle sürdürülen Sagalassos Arkeolojik Araştırma Projesi'nin 20. yılı ve kazılarda gelinen son durumun paylaşılmasına tanıklık etmek amacıyla bulunuyoruz. Bizlere, Aygaz Genel Müdürü Melih Poyraz ve KU Leuven Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Jeroen Poblome, Koç Üniversitesi İnsani Bilimler ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Inge Uytterhoeven, Kazı Başkanı Bilkent Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Peter Talloen'ın da aralarında bulunduğu kalabalık bir heyet ev sahipliği yapıyor. Öncelikle, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alan antik kentle ilgili bilinmeyenleri, uzun yıllardır kazıları gerçekleştiren ekibin kıymetli akademisyenleri ve çalışanların anlatımlarından dinleme fırsatı bulmanın heyecan verici olduğunu söylemek isterim.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Hamamdan sosyal hayata

Haberin Devamı
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Googleüzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Önce, Yukarı Agora’nın az ilerisinde bulunan Roma ve Helenistik kültürde, özellikle Akdeniz Havzası'nda, önemli bir kentsel kurum özelliği taşıyan Roma Hamamı’na geçiyoruz. Prof. Dr. Jeroen Poblome, kentin en büyük kamusal yapıları arasında yer alan Roma hamamı ile ilgili bilgileri paylaşıyor. 2. yüzyılda inşa edilen yapı, sadece temizlik için değil, aynı zamanda sosyal buluşmalar, spor sonrası dinlenme için kullanılan bir mekân olarak tanımlanıyor. Tipik Roma düzenine uygun olarak soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden oluşuyor. Zemin altından geçen "hypocaust" adı verilen ısıtma sisteminin ise sıcak havayı dolaştırarak mekânları ısıttığı bilgisini ediniyorum. Prof. Poblome, akıcı Türkçesiyle hamamın Efes'ten getirilen ustalara yaptırıldığını aktararak şu bilgiyi paylaşıyor: "Kandiller, cam şişe ve yemek kalıntıları bulduk. Hamamın altındaki sosyal kalıntılar bize Sagalassosluların diğer Roma kentlerine göre daha sağlıklı olduğunu gösterdi. Ortalama yaşam süreleri 45-50 yıl. Bu durum diğer Roma kentlerinde yaşayanlardan daha uzun ömürlü olduklarını ortaya koyuyor."

Haberin Devamı

Sagalassos’un, Roma Dönemi'nde yaklaşık 1800 kilometrekarelik bir alanı kontrol ettiğini öğreniyoruz. Yaklaşık 3500-5000 kişilik nüfusa sahip kent yukarı ve aşağı olmak üzere iki bölgeden oluşuyor. Kentteki nüfus yoğunluğunun hamamlar, agora ve tiyatro gibi yapılarla uyumlu bir şekilde konumlandırıldığı belirtiliyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bolca sebze ve tahıl tüketen Sagalassos halkının başarılı mühendislik yapılarına ve temiz su kanaları inşa etmelerine rağmen zaman zaman bazı parazit hastalıklarla boğuştuğunu anlıyoruz aktarılan bilgilerden. Prof. Dr. Talloen, yaşam laboratuvarı olarak gördükleri kentin ticaret yollarının kavşağında hem Roma İmparatorluğu'nun ihtişamını hem de Anadolu'nun yerel kültürlerini barındırdığını söylüyor.

Göğe yakın kent: Sagalassos

Çeşmeye yeniden can verdiler

Sagalassos’ta ilk olarak, Roma İmparatoru Marcus Aurelius döneminde inşa edilen, tarihteki depremlerle yüzlerce parçaya ayrılan Antoninler Çeşmesi 2010’da Aygaz’ın desteğiyle ayağa kaldırılarak suyla buluşturuldu. Devamında, 2011-2017 arasında Yukarı Agora’da üç anıtsal kapı ve dört onursal sütun restorasyonu tamamlandı. 2017-2023 döneminde ise Yukarı Agora’nın dağılan zemin döşemesi tarihteki yapısına uygun olarak restore edildi ve bir müze alanına dönüştürüldü. Şimdilerde Yukarı Agora, Akdeniz’in en iyi restore edilmiş antik meydanlarından biri haline gelmiş durumda.

Haberin Devamı

Antoninler Çeşmesi’nin önündeki büyük havuzun, Antik Dönem’de su deposu işlevi gördüğü bilgisini ediniyoruz. Sistemin en dikkat çekici yanı ise dağın yamacından kente indirilen su yollarıydı. Yaklaşık 5 km’lik hat boyunca dağlardan toplanan kaynak suları, taş kanallar ve künkler aracılığıyla kente ulaştırılıyor. Çeşmenin arkasındaki su haznesi, basınçla çalışan bu sistemi düzenleyerek ön havuza sürekli su akışı sağlıyor. Kazı ve restorasyon ekibi, uzun yıllar süren çalışmalar sonrasında 2010’da çeşmeyi ayağa kaldırmakla kalmadı, aynı zamanda yeniden su ile buluşarak hayat bulmasını sağladı.

Ticaret onlardan sorulur

Roma Dönemi'nde Pisidia bölgesinin en önemli kentlerinden biri olan Sagalassos, ticaret yolları üzerinde stratejik bir konuma sahip. Kazı Başkanı Prof. Talloen, çevresindeki zengin tarım arazilerinin, seramik atölyeleri ve cam işçiliğinin kente ekonomik katkı sağladığını anlatıyor. Talloen, burada üretilen seramiklerin, çömleklerin Akdeniz’in farklı limanlarına kadar ulaştığını belirtiyor. Atölyelerin ürettiği kırmızı astarlı çömleklerin ise hem yerel halkın kullanımı hem de imparatorluk genelinde ihracat için üretildiğine dikkat çekiyor.

Haberin Devamı

Antik kentin tarihteki çöplüğü de arkeologlar için bir hazine değerinde. Atılan kemikler, kap parçaları ve yiyecek kalıntıları sayesinde halkın ne tür besinler tükettiğini, hangi kapları kullandığını, hatta hangi içecekleri tercih ettiğini öğreniyoruz. Yapılan analizlerden, kentte balık ve tahıl ürünlerinin sofralarda önemli bir yer tuttuğu bilgisini alıyoruz. Prof. Dr. Peter Talloen, her yeni keşfin 2000 yıl önceki gündelik hayatın yeni bir ayrıntısını gözler önüne serdiğini belirtiyor.

Ay tanrısı Men ve Hermes

Kazı ekibi, ulaştıkları SON buluntuları paylaşmak üzere bizleri kazı evine davet etti. Yüzlerce buluntunun yer aldığı kazı evinde, gerçek boyutlu Ay tanrısı Men heykeli ile aynı alanda ulaşılan Hermes heykeli ve Mısır kökenli olduğu tespit edilen Tutu figürünün kalıntılarını görmek son derece heyecan vericiydi. Prof. Dr. Inge Uytterhoeven, Men heykelinin kentin yalnızca Roma tanrılarına değil, yerel inançlara da ev sahipliğini kanıtladığını söylüyor.

Kentteki içki kültürü

Roma kültüründe statü ve zenginliğin göstergesi olan şarap Sagalassos’ta da karşımıza çıkıyor. Kentte bulunan ithal amforalar ve bağcılık izleri bu kültürün kanıtı. Dr. Poblome'nun verdiği bilgilere göre, arpa üretiminin yaygın olduğu bölgede günlük yaşamda bira tüketimi de önemli bir yer tutuyor. Kökeni Mısır’a kadar uzanan biranın önce Anadolu’ya ve Sagalassos’a ulaştığını anlıyoruz. Böylece kentte hem imparatorluğun elit içki kültürünün hem de doğu kökenli geleneklerin bir arada yaşatıldığı bilgisine ulaşıyoruz.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler