18.01.2026 - 04:45 | Son Güncellenme:
Niğde’nin Çiftlik ilçesine bağlı Kömürcü köyü sınırlarındaki Göllü Dağ'ın zirvesinde yer alan Geç Hitit Antik Kenti, yaklaşık 100 yıl önce köyde çobanlık yapan Civan Ali tarafından tesadüfen keşfedildi. O dönem Atatürk'ün talimatıyla Cumhuriyet'in ilk yıllarında bölgede bilimsel kazı ve inceleme çalışmaları başlatıldı. Antik kentte 1934'te Prof. Dr. Remzi Oğuz Arık tarafından başlatılan kazı çalışmaları, 1968'de arkeolog Burhan Tezcan ve 1992'de Alman Arkeoloji Enstitüsü'nden Prof. Dr. Wulf Schirmer tarafından sürdürüldü.
Saray ve tapınak
Arkeolog Mustafa Eryaman, dağda bulunan krater gölün varlığı ve Geç Hitit Dönemi’nde dağın savunmaya elverişli olmasından dolayı burada devasa bir antik kent kurulduğunu belirtti. Havadan çekilen fotoğraflarla kenti incelediklerinde, cadde ve sokaklar ile içerisinde barındırdığı binaların simetrik yapıda olduğunu gördüklerini dile getiren Eryaman, şöyle konuştu:
"'Izgara' denilen bir plan var. Bu plan Anadolu'da görebileceğimiz en anlaşılır, temiz ve simetrik manada da en görkemli antik kentlerinden birisini üzerinde taşıyor. Kent, M.Ö. 8. ile 7. yüzyıllar içerisinde kuruluyor. Kentin esas alanı saray yapısı. Bu yapı aynı zamanda tapınak statüsünü de kazanıyor. Krallar ya da kraliçeler inanç gereği tanrı vasfında olduğu için kurulan bu saray bir bakıma da tapınak. Saray ve tapınağın içinde bulunduğu iç surdaki kent ve bu kenti dıştan çevreleyen devasa bir sur sistemiyle Göllü Dağ tamamen korunaklı bir kent halini alıyor."
Eryaman, 1934'te yapılan ilk kazılarda devasa çift başlı aslan heykeli ve sütun altlıklarının çıkarıldığını belirtiyor: “Bu heykel ortalama 1.5 metre yüksekliğinde ve 2 metre genişliğe sahip. Kazıdan çıkarıldıktan sonra Kayseri'ye naklediliyor. Yakın dönemde de Niğde Arkeoloji Müzesi'ne getirilmiş durumda. Yarım kalmış aslan heykellerini de görüyoruz. Buradan çıkan heykeller ya da sütun kaidelerin bir kısmı Kayseri Arkeoloji Müzesi'nde iken, diğer kısmı Niğde Arkeoloji Müzesi'nde bulunuyor.”
Kuruluş aşamasında terk ediliyor
Eryaman, kazılarda seramiklerin az çıktığına, bu durumun kentin kurulum aşamasında terk edildiğinin işareti olduğuna dikkati çekti. Kentin terk edilmesine dair arklı yorumlar olduğunu dile getiren Eryaman, şunları kaydetti:
“Kent denizden 2 bin 172 metre yükseklikte olması nedeniyle iklimin yaşama el vermediği yönünde bir yorumlama var. Diğeri de kent kurulurken dış güçle ani bir baskın neticesinde tahrip edildiği, halkın ve kralın bölgeden uzaklaştığı yönünde. Salgın hastalık neticesinde kenti inşa eden halkın ve yöneticinin kenti terk ettiğine dair de yorumlamalar var. Elimizde herhangi bilimsel veri yok. Hitit İmparatorluğu çöktükten sonra Anadolu’da değişik bölgelerde küçük Hitit devletçilikleri oluşuyor. Göllü Dağ, Tabal Krallığı’nın bilinen ilk ve tek kenti diyebiliriz.”