ArkeolojiHikâyenin diğer yanı: Arkeometri

Hikâyenin diğer yanı: Arkeometri

23.04.2026 - 23:55 | Son Güncellenme:

Bu özel sayı, Türkiye’de popüler bir arkeoloji dergisi tarafından hazırlanan ilk arkeometri dosyası olarak arkeolojinin “görünmeyen” yüzünü merkeze alıyor

Hikâyenin diğer yanı: Arkeometri

Gamze Karaoğlan - Arkeoloji denince zihnimizde canlanan ilk sahne çoğu zaman aynıdır: Tozlu bir kazı alanı, fırçanın ucuyla gün ışığına çıkarılan bir heykel başı ya da bir sikke. Indiana Jones filmlerinden beri popüler kültürün beslediği bu “keşif anı”, arkeolojinin en tanıdık yüzüdür. Ancak gerçek bundan çok farklıdır. Nesne gün ışığına çıktığında hikâye tamamlanmış olmaz. Aksine asıl hikâye, çoğu zaman kazı alanından çok uzakta, laboratuvarların o sessiz ve titiz ortamında başlar.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bu özel sayı, Türkiye’de popüler bir arkeoloji dergisi tarafından hazırlanan ilk arkeometri dosyası olarak, arkeolojinin bu "görünmeyen" yüzünü merkeze alıyor. Günümüzde arkeolojinin; yalnızca bir kazı ve yorumlama alanı değil; buluntuyu tartışmasız bir bilimsel veriye dönüştüren disiplinlerarası güç birliği olduğunu söyleşiler ve yazılarla alanında uzman çok değerli isimlerden öğreniyoruz.

Kolombiya’dan Pompeii’ye…

Bu kapsamlı bilimsel sürecin anlatımına, Universidad Nacional de Colombia Arkeometri Laboratuvarı Yöneticisi Prof. Dr. Ali Duran Öcal ile başlıyoruz. Öcal’ın çalışmaları, modern bir arkeoloğun artık sadece toprağı değil, o toprağın kimyasını da okumak zorunda olduğunu kanıtlıyor.

Haberin Devamı

Ardından Anadolu’ya dönüyoruz: Barcın Höyük kazılarında Prof. Dr. Rana Özbal tarafından yürütülen mikroarkeolojik analizler, Neolitik yaşama dair köklü ezberlerimizi bozuyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Bu bilimsel tutku hocamız için yeni bir alan değil aksine Türkiye arkeolojisi için kıymetli bir aile mirasının devamı niteliğinde. Türkiye’de arkeometri disiplininin kurumsallaşmasındaki en önemli isimlerden biri olan Prof. Dr. Hadi Özbal’ın açtığı bu yol, bugün kızı Rana Özbal’ın disiplinlerarası çalışmalarıyla yeni bir boyuta taşınmaktadır.

Haberin Devamı

Türkiye’de popüler bir arkeoloji dergisi olarak bir ilki gerçekleştiriyor ve rotamızı Pompeii Ulusal Parkı’na çeviriyoruz. Arkeobotanik Uzmanı Doç. Dr. Chiara Comegna ile yaptığımız söyleşi, Pompeii’nin sadece trajik bir felaket alanı değil; geçmişin en küçük hücresine kadar kusursuzca korunduğu devasa bir veri tabanı olduğunu kanıtlıyor.

Haberin Devamı

Arkeometrinin sunduğu bilimsel merceğin, sanat tarihinin estetik katmanlarını da birer "buluntu" gibi yeniden tanımladığını düşünürsek bu sayı, “resim”ler olmadan eksik kalacaktı. Sanat Tarihçisi Burak Yiğit Aydın da bizi tuvallerin altındaki gizli dünyalara, bir "zihinsel arkeoloji" yolculuğuna çıkarıyor. 

Dosyamızın son durağında arkeometrinin en somut ve hayati işlevine tanıklık ediyoruz. Doç. Dr. Mahmut Aydın ve ekibinin yürüttüğü atomik analizler, yurt dışına kaçırılan eserlerimizin bilimsel kimlik tespitiyle ait oldukları topraklara geri dönmesini sağlıyor. Arkeometri, mahkeme salonlarında en güvenilir bilirkişi rolünü üstleniyor.

Haberin Devamı

Heyecan verici keşif sahnelerinden laboratuvarın nesnel gerçekliğine uzanan bu yolculuk; arkeolojinin artık yalnızca nesneleri gün ışığına çıkarmak olmadığını, onları bilimsel yöntemlerle tanımlayan ve geleceğe aktaran bir "bilim" olduğunu göstermek için hazırlandı. Bu özel sayı, arkeolojinin en görünmez ama en belirleyici yüzünü görünür kılıyor.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler