17.08.2025 - 05:47 | Son Güncellenme:
Nükhet Everi- Ağustos ayı biterken çoğu insan için yaz ayları da sona eriyor fakat Ege ve Akdeniz’de kış gelene kadar malumunuz havalar hep pek hoştur. Vakti ve imkânı olanlar için aslında denize girmenin ve gezmenin tam da zamanıdır.
Ege ya da Akdeniz’de gideceğiniz yere doğru yola çıktığınızda önünüze gelen kahverengi tabelalar hiç ilginizi çeker mi? Bu tabelalar sizi yoldan çıkartır mı? Cevabınız ne olursa olsun gelin yol üzerinde nerelere uğrayabilirsiniz bir bakalım birlikte.
İstanbul çıkışlı bir yol haritası çizerek Ege ve Akdeniz’deki olmazsa olmazları paylaşacağım. Siz nereden yola çıkıyorsanız ya da nerede olacaksanız ona göre rotanızı planlayabilirsiniz. Haydi, çıkalım yola…
Önce Kuzey Ege
Çanakkale’yi geçip Ege’ye doğru yol alırken mutlaka görülmesi gereken ve “olmazsa olmaz” listelerinin her zaman en başlarında yer alan Troya’dır. Troya’yı gezmek ve orayı özümsemek Anadolu tarihini daha iyi anlamak için de iyi bir olanaktır. Troya’ya kadar gitmişken ziyaret etmeden dönülmemesi gereken en önemli nokta da bol ödüllü ve Türkiye’nin en güzel müzesi olan Troya Müzesi. Size tavsiyem Homeros’un İlyada’sını okumuş olsanız da mutlaka yanınıza alın ve ören yerinde birkaç sayfa da olsa okuyun. Troya Savaşı destanının kahramanlarını yanınızda hissedeceksiniz.
Yola devam ederken Aleksandria Troas da ilginizi çeken bir yer olabilir. Hikayesini bilir misiniz? Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetmeseydi belki de Osmanlı’nın başkenti orası olacaktı.
Sizi yoldan epeyce çıkartacak, akropolüne tırmanmanızı gerektirecek ama buna fazlasıyla değecek bir yer de Assos’tur. Aristoteles’in bu şehirde ders verdiğini düşünerek Kuzey Ege’nin güzel manzaralarına dalıp gitmek, belki güneşi batırmak hoşunuza gidecektir.

Yola devam…
İzmir’e doğru ilerlerken UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne beş kriterle girmiş ender örneklerden biri olan Bergama’ya ciddi bir vakit ayırmak gerekir. Bergama tarihiyle, çok katmanlı kültürel zenginliğiyle tam anlamıyla Akdeniz’dir ve Anadolu’nun özetidir. Yalnızca para ödenerek gezilecek alanları değil ilçenin kendisini de gezmenizi öneririm.
Son yıllarda yapılan kazılarla öne çıkan ve dikkat çeken, Manisa’nın Köseler Köyü yakınlarında yer alan, Herodot’un bahsettiği Anadolu’daki 12 Aiol kentinden biri olan Aigai de yol üzerinde ilginç bir nokta olabilir.
Sardes de yol üzerinde mutlaka uğranması gereken yerlerden biri. Sardes, Artemis Tapınağı kalıntıları, muhteşem Gymnasium’u, sinagogu ve güzel mermerleriyle nefesinizi kesecek.
Artık İzmir’e yaklaşıyoruz. Bundan sonrası Güney Ege. Eğer Çeşme yönüne gidiyorsanız muhteşem Dionysos tapınağıyla Teos Antik Kenti ilginizi çekebilir.
İzmir’i geçtikten sonra Efes’e gelmeden Torbalı’da yer alan Metropolis Antik Kenti mutlaka görülmeli. Yıllarca sessiz sedasız ve büyük özveriyle yapılmış olan kazılarıyla harika bir şehir çıkmıştı ortaya. Bu güzel antik kent tüm Torbalı Ovası’na hâkim Akropolis’i ve Anadolu’nun en sevimli tiyatro yapısıyla sessiz sedasız bir şekilde ziyaretçilerini bekler…
Torbalı’yı geçince artık Selçuk’tasınız ve Efes, kendisine ayırılacak uzunca bir zamanı her şeyden ve her yerden fazla hak eder. Antik kentlerin kraliçesi, aslında büyük bir alana yayılmıştır. St. John Bazilikası, Efes Ören Yeri, dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı, İsa Bey Camii, Efes Müzesi ve Meryem Ana Evi mutlaka görülmeli.
Yolunuz Bodrum yönüne doğru devam ediyorsa Antik Çağlarda deniz olan bir alanda, günümüzün Menderes Ovası’nda, Söke üzerinden ilk olarak Priene Antik Kenti’ne varırsınız. Priene gezilmesi çok kolay olmasa da Athena Tapınağı, tiyatrosu ve eşsiz agorası ile çok güzel bir şehirdir.
Yola devam edince ünlü Anadolulu düşünür Thales’in kenti Milet’tesiniz. Bu muhteşem bilim ve kültür merkezi şehri gezdikten sonra Antik Çağ’ın kutsal yolu üzerinde Milet’e bağlı olan Apollon Tapınağı’nın yer aldığı Didim’e ulaşırsınız.
Yol üzerinde bir zamanlar Ege Denizi’nin uzantısı olan Latmos Körfezi’nden geçersiniz. Burası Menderes’in taşıdığı alüvyonlarla dolmuş ve günümüzün Bafa Gölü’ne dönüşmüştür. İşte tam bu noktada Herakleia Antik Kenti gezginlere göz kırpar.
Bafa gölü ve Milas arasında da hoş bir antik kent yer alır: Euromos. Bir zamanlar Delos Deniz Birliği üyesi olan, tapınağıyla ve diğer şehir kalıntılarıyla bu güzel antik kenti de mutlaka gezin.
Milas yakınlarında yer alan Zeus Labrandos’un 750 m yükseklikte kurulmuş kutsal alanı Labranda, Milas’ın içinde bulunan Gümüşkesen Mezar Anıtı ziyaretlerinizi de yaptıktan sonra artık yol sizi Bodrum’a, yani Antik Çağ’ın güzel şehri Halikarnassos’a getirir. Bodrum’un her köşesi tarih. Elbette Bodrum Müzesi de mutlaka görülmesi gereken yerlerden ve dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnas Mozolesi kalıntıları da…
Bodrum’dan rotayı artık Akdeniz’e doğru çevirirseniz Bodrum-Yatağan yolu üzerinde yer alan Stratonikeia Antik Kenti ve Lagina ziyaret edilebilir.
Biraz zorlayan bir hedef olsa da Bodrum’dan ya da Marmaris’ten Knidos Antik Kenti’ne de ulaşmak mümkün. Bu güzel ve yalnız kent, görülmesi gerekenler listenizde olsun mutlaka.
Likya kentleri
Ziyaret etmesi zor olan pek çok antik kentin yakınlarından geçerek yol sizi Kaş’a doğru götürür. Yol üzerinde Lykia Birliği’nin güzel başkenti Xanthos önemli bir ziyaret noktasıdır. Xanthos’un çok yakınında yer alan, Likya’nın dini merkezi Letoon, tapınaklarıyla tüm dünyanın ilgisini çekmeye devam ediyor.
Bu yolun devamında son yılların parlayan yıldızı, Likya Birliği’nin muhteşem kenti Patara’yı ziyaret etmenin tam zamanıdır. Patara, Prof. Dr. Havva İşkan Işık’ın kazı başkanlığında geçirdiği muhteşem restorasyonlarla ve özellikle de kısa süre önce restorasyonu tamamlanan Nero Deniz Feneri ile görülmeyi en çok hak eden antik kentlerden biri.
Bundan sonra artık Akdeniz’in zorlu ama bir o kadar da güzel bölgelerinden birindesiniz. Kaleköy üzerinden Kekova Adası’na mutlaka gidin. Tarihi kalıntıları ve batık şehri görün. Finike yolunda ilerlerken yol üzerinde Myra, görkemli tiyatrosu ve tepesindeki kaya mezarlarıyla sizi bekliyor. Finike’de zorlu bir ziyaret alanı olan Limyra, ilginç tarihiyle görülmeye değer yerlerden biridir.
Deniz kıyısından biraz uzaklaşarak ilerlenen yolun sonunda Antik Çağ’ın önemli liman kentlerinden Olympos ve biraz ötesinde gene zamanının en önemli liman kentlerinden olan ve korsan baskınlarına maruz kalan Phaselis yer alır.
Artık deniz kenarında çok güzel bir yolda ilerleyerek Antalya’ya varılır. O da zamanında en önemli liman kentlerinden biriydi: Attaleia. Şehirde attığınız her adımda tarihle iç içe olduğunuzu görür ve hissedersiniz.
Yola devam ederseniz üçü birlikte anılan ve Akdeniz Bölgesi’nin her zaman tartışmasız gözbebeği olan Perge, Aspendos ve Side’ye gelirsiniz. Tarihi çok eski çağlara kadar uzanan, harika şehir planlaması ve mimarisiyle güzel bir Pamfilya kenti olan Perge; mimari deha ürünü tiyatrosu ve su kemerleriyle ve ne yazık ki çoğu zaman ziyaret edilmeyen diğer kalıntılarıyla Aspendos; muhteşem Apollon Tapınağı, güzel tiyatrosu ve çok iyi korunmuş şehir kalıntılarıyla önemli liman kentlerinden Side…
Sevgili gezginler, yılın bu en güzel dönemlerinde yollara düşerseniz umarım bu liste işinize yarar. İyi gezmeler.