ArkeolojiMavinin kalbine ve tarihine yolculuk

Mavinin kalbine ve tarihine yolculuk

18.08.2026 - 05:37 | Son Güncellenme:

Kapılarını ziyaretçilere yeniden açan Çinili Köşk’ün koleksiyonu, Anadolu Selçuklu çini ve seramik sanatının zirveye ulaştığı 12-13. yüzyıllardan 19. yüzyıla kadar uzanıyor

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Mavinin kalbine ve tarihine yolculuk

Seray Şahinler - İstanbul Arkeoloji Müzelerindeki Çinili Köşk, yenileme çalışmalarının ardından yeniden kapılarını açtı. Fatih Sultan Mehmet tarafından 1472’de yaptırılan ve Osmanlı’nın İstanbul’daki ilk sivil mimari örneklerinden biri kabul edilen köşk, Anadolu’da 12. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan çini ve seramik sanatının gelişimini gözler önüne seren koleksiyonuyla yolculuğuna kaldığı yerden devam ediyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

İstanbul Arkeoloji Müzelerinde “büyük resmi” göreceğimiz son adım da tamamlandı. Müzenin içerisinde yer alan Çinili Köşk yenileme çalışmalarının ardından ziyarete açıldı. Geçtiğimiz ay Eski Şark Eserleri Müzesi de dört yıllık restorasyonun ardından ziyaretçilerle buluşmuştu. Çinili Köşk’ün açılmasıyla müzedeki üç yapı (İstanbul Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi, Çinili Köşk) aynı anda tarihi anlatmaya devam edecek.

Osmanlı’nın ilk izleri

İstanbul tarihinin önemli yapılarından biri olan Çinili Köşk’ün Osmanlı’daki mazisi Fatih Sultan Mehmet’e kadar uzanıyor. 1472’de bizzat Fatih tarafından yaptırılan yapı, Osmanlı’nın İstanbul’daki ilk sivil mimari örneklerinden biri kabul ediliyor. Yapının inşa edildiği dönem, İstanbul’un Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak yeniden şekillendiği yıllara denk geliyor. Bu nedenle Çinili Köşk, yalnızca mimari bir yapı değil, aynı zamanda Osmanlı sanatının gelişimini anlamak açısından önemli bir referans…

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Mimarinin parçası

Haberin Devamı

Çininin tarihsel yolculuğu da en az kendisi kadar etkileyici… Müze kompleksinin anlatısını bir arada değerlendirmek için tarihi burada eklektik olarak okumak gerekiyor.

Haberin Devamı

12. ve 13. yüzyıllar, Anadolu Selçuklu çini ve seramik sanatının zirveye ulaştığı dönem olarak öne çıkar. Cami, medrese, türbe, köşk ve sarayların süslemelerinde kullanılan çiniler, Selçuklu mimarisinin en dikkat çekici unsurlarından biri haline gelir. 13. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Anadolu Selçuklu Devleti'nin zayıflamasıyla çini ve seramik sanatı da duraklama dönemine girse de ihtişamını kaybetmez. Osmanlı Dönemi’nde yeni teknikler ve üsluplarla yeniden geliştirilerek varlığını güçlü şekilde sürdürür.

Haberin Devamı

Dönemin estetiğini yansıtıyor

Çinili Köşk de ismiyle müsemma olacak şekilde Türk çinilerinin tarihsel seyrini aktaran, birbirinden etkileyici, kendi döneminin estetiğini ve ihtişamını yansıtan çinilere ev sahipliği yapıyor. Köşkün odalarına ve koridorlarına yayılan camekânların içindeki eserlerde, mavi, beyaz ve turkuaz renklerin ağırlıklı olarak kullanıldığı, geometrik şekillerin yanı sıra bitkisel ve dekoratif motiflerin de yer aldığı görülüyor. Her biri başlı başına bir sanat.

Haberin Devamı

Müzede sergilenen koleksiyon, Anadolu’da 12. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar uzanan çini ve seramik sanatının geçirdiği değişimi ve gelişimi gözler önüne seriyor. Sergide Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin yanı sıra İznik, Kütahya ve Çanakkale atölyelerinde üretilmiş birbirinden özgün örnekler de yer alıyor. Mihrap parçaları, kandiller, tabaklar, kâseler, vazolar, çinili panolar ve çeşitli mimari süsleme unsurları koleksiyonun öne çıkan eserleri arasında… Bu eserler, yalnızca üretildiği dönemin estetik anlayışını değil, aynı zamanda çini ve seramik üretimindeki teknik ve sanatsal zenginliği de yansıtıyor.

Bugün Çinili Köşk’e gelen ziyaretçiler, yüzlerce yıllık çinileri ve seramik eserleri incelerken İstanbul’un Osmanlı’daki tarihine tanıklık eden bir yapıyı da keşfedecek. Yaklaşık beş buçuk asırlık geçmişiyle Çinili Köşk, sanat, tarih ve mimarinin iç içe geçtiği etkileyici yolculuğunu sürdürecek.

Haberin Devamı

Mavinin kalbine ve tarihine yolculuk

1880 yılında müze oldu

İnşa edildiği tarihten bu yana çeşitli onarımlardan geçen Çinili Köşk’ün hangi dönemlerde ve hangi amaçlarla kullanıldığına ilişkin bilgiler sınırlı. Ancak Selânikî Tarihi’nde yer alan kayıtlara göre yapı, 16. yüzyılın sonlarına doğru darphane olarak kullanılmış. 1737 yılında geçirdiği yangının ardından bir süre saray ağalarının kullanımına verilen Çinili Köşk, 1880 yılında yeni bir döneme girdi. Yapı, arkeolojik buluntuların ve İslam eserlerinin sergilenmesi amacıyla Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) olarak resmen ziyarete açıldı. Böylece Çinili Köşk, Osmanlı’nın müzecilik faaliyetlerinin önemli merkezlerinden biri hâline geldi.

1908 yılında müzede yalnızca Türk ve İslam eserlerinin sergilenmesine karar verildi. 1939’da ise Çinili Köşk, Topkapı Sarayı Müzesi’ne devredildi ve bünyesinde bulunan eserler farklı müzelere taşındı. İstanbul’un fethinin 500. yılı dolayısıyla 1953’te Fatih Müzesi adını alan Çinili Köşk’te, Fatih Sultan Mehmet’e ait elbise, silah, ferman ve kitap gibi eserlerden oluşan özel bir sergi hazırlandı. 1967 yılında yapı, Topkapı Sarayı Müzesi - Çinili Köşk, Türk Çini ve Seramikleri Seksiyonu adıyla hizmet vermeye başladı. Konumunun yakınlığı nedeniyle 1981 yılında ise İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü’ne bağlandı.

Haberin Devamı

Osman Hamdi Bey’e saygı duruşu

Çinili Köşk, Osman Hamdi Bey’in izlerini de yaşatmaya devam ediyor. Osman Hamdi Bey’in 1904 yılında yaptığı ve bugün Berlin’de sergilenen “Ab-ı Hayat Çeşmesi”, diğer bilinen adıyla “Okuyan Arap”, Çinili Köşk’ün iç mekânını yansıtıyor.

Sanatçı, Çinili Köşk’ün içerisindeki selsebil/çeşmeyi betimlediği tabloda kendisini de kitap okurken resmetmişti. Bugün köşkte bu bölüme ayrılan alan, Osman Hamdi Bey’in tablosunda kurduğu atmosferi yeniden hatırlatıyor ve sanatçının Çinili Köşk ile kurduğu bağı görünür kılıyor.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler