ArkeolojiObsidiyen yataklarının merkezinde yerleşik bir topluluk: Sırçalıtepe

Obsidiyen yataklarının merkezinde yerleşik bir topluluk: Sırçalıtepe

18.01.2026 - 04:34 | Son Güncellenme:

Günümüzden 9600 yıl öncesine tarihlenen Sırçalıtepe, yerleşik hayata geçiş sürecine ilişkin pek çok bilinmeze ışık tutabilecek bir potansiyele sahip. Kazı çalışmalarında bulunan obsidiyen oklar, aletler, taş boncuklar, hayvan kemikleri ve konut kalıntıları dikkati çekiyor

Obsidiyen yataklarının merkezinde yerleşik bir topluluk: Sırçalıtepe

Doç. Dr. Semra Balcı - Anadolu’nun Volkanik Kapadokya Bölgesi’nin orta kesiminde yer alan Göllüdağ ve Nenezi Dağ, Dünya’nın önemli obsidiyen kaynaklarındandır. Günümüzde takı ve hediyelik eşya yapımında kullanılan obsidiyen, tarihöncesi dönemlerde önemli bir hammaddeydi. Obsidiyenden yapılan ve kesici, delici, kazıyıcı ya da ok ucu olarak kullanılan aletler tarihöncesi insanlarının gündelik yaşamının ayrılmaz bir parçasıydı. Arkeolojik araştırmalar Göllüdağ ve Nenezi Dağ obsidiyeninden aletlerin günümüzden yaklaşık 1 milyon yıl öncesinden başlayarak 5. binyıla kadar kullanıldığını gösterdi. Söz konusu araştırmalarda Göllüdağ ve Nenezi Dağ çevresinde, obsidiyen buluntuların tespit edildiği çok sayıda işlik ve mevsimlik açık hava buluntu/kamp alanı ortaya çıkarıldı. 2019 yılından itibaren, obsidiyen işliğiyle yaşam alanlarının bir arada bulunduğu Sırçalıtepe’de kazı çalışmaları yapılmakta. Çalışmalar Sırçalıtepe’nin Göllüdağ çevresinin en eski yerleşimi olduğunu gösterdi ve bölgenin ilk yerleşik insanlarının yaşamlarına ait bilgi edinmemizi sağladı.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Göllüdağ ve Nenezi Dağ obsidiyen kaynakları, uzun yıllar arkeoloji ve jeoloji dünyasından çeşitli bilim insanlarının araştırmalarına tanık oldu. Bölgenin en eski insanlarına ait veriler, obsidiyen kaynakları ile ilgili araştırmalar sırasında elde edildi.

Obsidiyen yataklarının merkezinde yerleşik bir topluluk: Sırçalıtepe

Obsidiyenin önemi

Obsidiyen, volkan patlaması sırasında, yeryüzüne çıkan ergimiş haldeki magmanın kristalize olmadan aniden soğumasıyla meydana gelen silisli bir kayaç türüdür. Obsidiyen sadece riyolit içerikli lavlardan oluşur ve dünyanın belli bölgelerinde bulunur. Kapadokya Bölgesi’ndeki Göllüdağ, Nenezi Dağ, Acıgöl ve Hasan Dağ dünyadaki önemli obsidiyen kaynaklarındandır. Obsidiyen yontulup şekillendirilebildiğinden, tarihöncesinde insanların kullandığı az sayıdaki kayaç türünden biridir. Söz konusu dönemlerde, Kapadokya obsidiyeni çok uzun yıllar bölge insanı tarafından çeşitli kesme, delme, kazıma gibi gündelik işlerde kullanılan aletlerin yapımında kullanıldı. Bölge obsidiyeni, günümüzden 16 binyıl öncesinden itibaren de Güneybatı Asya’nın farklı bölgelerine gönderilen/götürülen önemli bir hammadde haline geldi.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

İşlik buluntuları

Haberin Devamı

Prof. Dr. Nur Balkan-Atlı başkanlığında yapılan araştırmalar (1995-1996, 2007-2011), Göllüdağ ve Nenezi Dağ’da günümüzden 1 milyon yıl öncesi ile M.Ö. 5. binyıl arasında mevsimlik açık hava buluntu yerleri ve kamp alanlarının varlığını gösterdi. Göllüdağ’daki en eski veri (yaklaşık 1 milyon öncesi) Kaletepe Deresi 3 kazılarında (2001-2006, 2008) ortaya çıkarıldı. Ludovic Slimak dere yatağındaki kesitten ilk olarak atgillere ait bir çene kemiği ile Paleolitik Dönem buluntularının varlığını tespit etti. Alt ve Orta Paleolitik Dönem verilerinin kesintisiz tespit edildiği sekiz metrelik dolgunun üstü volkanik aktiviteyle kapanmıştı. Kazılarda obsidiyenin yanı sıra yine volkanik kayaçlar olan andezit ve riyolitten yapılmış buluntular ortaya çıkartıldı. Göllüdağ’daki bu en eski buluntuların geldiği dere yatağının hemen üstündeki tepelik alanda yer alan Kömürcü-Kaletepe’de, Prof. Dr. Nur Balkan-Atlı ve Dr. Didier Binder tarafından (1997-2001) yapılan kazı çalışmalarında ise Neolitik Dönem’e ait obsidiyen işlik buluntuları ortaya çıkarıldı. İşlikte, Kaletepe’ye özgü Naviform çekirdeklerinden seri üretim obsidiyen dilgiler elde edilmiş olduğu anlaşıldı. Araştırmalar sonucunda, bu dilgilerin uzman yontucular tarafından çıkarıldığı ve daha sonra dilgilerin ok ve mızrak ucu ile orak bıçak yapımında kullanılmak üzere Doğu Akdeniz kıyı bölgesi ve Kıbrıs’a kadar geniş bir coğrafyaya dağıtıldığı sonucuna varıldı. Göllüdağ’da tespit edilen obsidiyen işliklerinde 2022 yılından itibaren Doç. Dr. Nurcan Kayacan çalışmalar yapmaya devam ediyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

9600 yıllık bir yerleşim

Haberin Devamı

Bölgede son yıllarda yapılan bir diğer çalışma Sırçalıtepe yerleşmesinin tanımlanmasına olanak sağladı. Yerleşmeden elde edilen radyokarbon sonuçlarına göre, Sırçalıtepe günümüzden önce 9600-9040 yıllarına tarihlenen bir Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem yerleşimi. İnsanlık tarihinde önemli bir aşama olan yerleşik hayat; tüm yıl boyunca yaşamın sürdürülmesi için yeterli çevre koşullarına (su kaynakları, besin ihtiyacı için bitki ve hayvan toplulukları, aletlerin yapımı için gerekli hammadde, vb.) sahip alanlarda inşa edilen kalıcı konutlar ve bu konutlardaki yaşam aktivitelerine dair kalıntılarla tanımlanır.

Haberin Devamı

Sırçalıtepe, Göllüdağ Volkanik Kompleksinin kuzey batısında, Nenezi Dağ’ın güney doğusunda, Niğde ili Kayırlı köyü yerleşmesi sınırları içinde yer almakta. Kayırlı Köyü, günümüzde yer altı su kaynaklarının bol olarak bulunduğu, verimli tarım arazileri ve meyve bahçelerinin olduğu bir köy. Sırçalıtepe yerleşmesi günümüz evlerinin arasında kalan ve zaman zaman köy halkı tarafından tarla olarak kullanıldığı, ya da çevre evlerin yapımı sırasında toprak alındığı için kısmen tahribata uğramış bir höyük.

2016 yılında yaptığımız yüzey araştırmasında, höyüğün batısındaki, özellikle yoğun obsidiyen buluntularının olduğu bir işlik ile dikkati çekti. 2019 yılında kazı çalışmaları başladı. Çalışmalar höyüğün batı ve doğusunda olmak üzere iki alanda yapıldı. Batıdaki obsidiyen işliğinde çok sayıda obsidiyen dilgi çekirdeği, yongalama artığı, amaçlanan yongalama ürünleri ve obsidiyen aletler tespit edildi. Obsidiyen dilgi çekirdekleri iki vurma düzlemli olup, düzgün profilli geniş dilgiler çıkarmak amaçlı olarak yontulmuş. Obsidiyen alet çeşitliliği (ok ucu, kazıyıcı, vb.) bölgedeki zamandaş yerleşmelerle (Aşıklı, Musular, Sofular) benzerlik göstermekte. Ok uçları kendi içerisinde bir çeşitleme içermekle birlikte Kapadokya bölgesindeki diğer yerleşmelerden de bildiğimiz baskı düzeltili oval ok uçları şeklinde. Bu tip ok uçlarının bazılarının alt yüzeyinde kazıyarak yapılmış işaretlerin de olduğu tespit edildi. Bu işaretlerin, farklı avcıları temsil etmiş olabileceği olasılıklardan biri. Bu tip işaretli ok uçları Konya Bölgesi’nde Can Hasan III yerleşmesinde yoğun olarak, yakın çevrede ise daha az sayıda örnekle bilinmekte. Deri ve ahşap işçiliğinde kullanıldığını düşündüğümüz obsidiyen kazıyıcılar ise çeşitli boyutlarda ve çok sayıdadır. Höyükte süren kazı çalışmaları, Sırçalıtepe’nin bölgedeki yerleşik hayata geçiş sürecine ilişkin pek çok bilinmeze ışık tutabilecek bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.

Haberin Devamı

Obsidiyen yataklarının merkezinde yerleşik bir topluluk: Sırçalıtepe

Taştan kadın figürini

Yerleşmede yoğun bulunan obsidiyen aletler dışında kemik iğne, bız, işlenmiş kemik, taş boncuklar ve sürtmetaş aletler bulunur. 2025 yılında bulunan taştan şekillendirilmiş kadın figürini ise ilk natüralist örnek olması açısından dikkat çeker.

Kerpiç duvarlı konutlar

Yerleşimin doğusunda; yan yana inşa edilmiş, kerpiç duvarlı dörtgen mekânlar ile taş ve kerpicin birlikte kullanıldığı mimari öğeler ortaya çıkarıldı. Kerpiç duvarların bazılarında üst üste yapıldığını gösteren kalın sıva izleri, sıvaların belli dönemlerde yenilendiğini göstermesi açısından önemli. Benzer biçimde, kırmızı boya izleri bulunan bir mekân tabanının daha sonra gri renkle yeniden sıvandığı anlaşıldı. Tüm bu veriler, bu konutlarda uzun süreli ya da yıl boyunca yaşanmış olduğuna işaret eden kanıtlar olarak öne çıkar. Ancak bu yorumların kesinlik kazanması, ileride hayvan kemikleri ve bitki kalıntıları üzerinde yapılacak disiplinler arası analizlerle tarım ve hayvancılığa ilişkin daha ayrıntılı verilerin elde edilmesine bağlıdır.

Tüketilen hayvanlar

Şimdilik, yerleşmedeki hayvan kemikleri üzerinde yapılan ön çalışmalara göre bu dönemde çevrede zengin bir hayvan çeşitliliği olduğu ve Sırçalıtepe sakinlerinin besin sıkıntısı çekmediği söylenebilir. En çok tüketilen hayvanlar koyun/keçi ve sığırdır.

 

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler