ArkeolojiOlympos ve Kaz Dağları

Olympos ve Kaz Dağları

20.09.2026 - 04:04 | Son Güncellenme:

Yunanistan’daki Olympos Dağı, doğal ve kültürel miras alanı olarak tüm insanlığın ortak mirası kabul edildi. Homeros’un Olympos’u ise belli bir yerde değil, esrarengiz bir yüksekliktedir.

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Olympos ve Kaz Dağları

Nükhet Everi - Güney Kore’nin Busan kentinde temmuz ayında düzenlenen UNESCO Dünya Mirası Komitesi’nin 48. Oturumu’nda Yunanistan’ın kuzeydoğusunda Tesalya bölgesinde yer alan Olympos Dağı oy birliği ile Dünya Mirası Listesi’ne kaydedildi ve “olağanüstü evrensel değere sahip” doğal ve kültürel miras alanı olarak tüm insanlığın ortak mirası kabul edildi.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Yunanistan tam 12 yıldır Olympos Dağı’nın Dünya Mirası Listesi’ne alınması için girişimlerde bulunuyordu. Bu girişimlerin başarıyla sonuçlanması sonunda Yunanistan Başbakanı, Kültür Bakanlığı ve Çevre ve Enerji Bakanlığı yaptıkları açıklamalarla, Olympos’un artık en simgesel miras alanları arasına yerleştiğini, bundan böyle tüm insanlığın dağı olduğunu ve sonsuza kadar korunması gerektiğini bildirdiler.

Haberin Devamı

Zengin biyolojik çeşitliliği, endemik bitki ve hayvan türleri ile önemli arkeolojik ve tarihi alanlara ev sahipliği yapan Olympos Dağı, 2.918 m yüksekliğiyle Yunanistan’ın en yüksek zirvesi. Dağın müthiş etkileyici bir manzarası var. Tabii Olympos denince haliyle akla dağın kültürel ve tarihi önemi geliyor. Antik Yunan geleneğine göre mitolojinin merkezi olan Olympos, tüm tanrıların en yücesi Zeus ve 12 Olympos tanrısının yaşadığı yer olarak kabul ediliyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Olympos sözcüğü Yunanca değildir. Bu adın kaynağı ve anlamı tam olarak açıklanmamış olsa da eski Anadolu dillerinden geldiği ve “yüksek dağ” anlamında kullanıldığı görülür.

Haberin Devamı

Yunan İlkçağı, Ege çevresinin birçok dağlarına Olympos adını vermişti. Anadolu’da sayısı yirmiye varan Olympos adlı dağlar olduğu gibi, Girit’te, Kıbrıs’ta ve Yunanistan’da bu adı taşıyan çok dağ vardır.

Homeros neler söyledi?

Halikarnassoslu yani Bodrumlu tarihçi ve belki de dünyanın ilk turisti ve gezgini diyebileceğimiz Herodot, İzmirli Homeros’u Yunan dininin kurucusu sayar. Herodot, “Greklerin tanrılarının adlarını, görevlerini ve huylarını Homeros tayin etti” der.

Haberin Devamı

Homeros destanlarında tanrılar Olympos Dağı’nda şölenler yapar, insan sorunlarını tartışır, toplantılarda aralarında sohbet ya da kavga eder gösterilirler. Homeros, tanrı dünyasını insan dünyasında gördüğü gerçeklerle canlandırmıştır ve bu dünya insan dünyasına çok benzer. Homeros’un tanrıları, tıpkı insanlar gibi zayıf ve kusurludurlar. Homeros’un tanrılarında insanca bir sevgi vardır. Tanrılar hep severler, birbirlerini severler, insanları severler.

Haberin Devamı

Mitoloji hangi toplumun hangi tanrılara taptığını bildirir. Tapılan tanrılardan da toplumun hangi soydan olduğu belirir. Tanrıların konutunun “dorukları göklerde bulutlara karışan ulu dağlarda” olması inancı Yunan’a Sümerlerden gelmiş olabilir. Bu tanrıların çoğu Anadoluludur. Belki çıkışları Sümer ve Mezopotamya’dır.

Homeros’un İlyada destanında Olympos, “bin bir doruklu, hep dağlarla örtülü”, “pırıl pırıl ışıldayan” diye tarif edilir ve bu dağ öylesine sarp ve yüksektir ki göklere karışır. Doruğuna atları uçan arabalarıyla ancak tanrılar ulaşabilirler. Ama Olympos daha çok gök tanrı Zeus’un merkezidir.

Homeros onu, bütün dünyanın en yüksek zirvelerinden daha yüksek diye anlatır. Aslında Homeros’un Olympos’u belli bir yerde değildir, esrarengiz bir yüksekliktedir.

Olympos ve Kaz Dağları

Çok pınarlı İda

Zeus ve Olympos’ta yaşadıkları söylenen 12 tanrı, İda Dağı (Kaz Dağları) gibi başka yüksek dağlarda da toplanırlardı.

Haberin Devamı

Bugünkü Çanakkale boğazının güneydoğusunda Güney Phrygia’da (Edremit) Kocakatran dağları denen bir dağ zinciri yer alır. O dağ zincirinin en yüksek yeri Kaz Dağları, yani İda Dağı’dır. İda Dağı, Homeros’un İlyada destanında hep “Ana İda” ya da “Çok Pınarlı İda” diye anılır.

Zeus, Troya Savaşı’nı bu tepeden seyreder. Skamandros (Küçük Menderes) Nehri oradan akmaya başlar. Bir gün Herakles çok susamış ve İda Dağı’nın eteğini kazmış, işte o zaman Skamandros akmaya başlamış. Onun suyunda ay ışığında yıkanan kadınların saçları altın sarısı olurmuş. Troya bölgesinin bütün kızları gerdek gecesi arifesinde Skamandros Nehri’nde yıkanırlarmış.

İlk güzellik yarışması

Dünyanın ilk güzellik yarışması da İda yani Kaz Dağları’nda yapılmıştır.

Deniz perisi Thetis’in Peleus’la evleneceği gün düğüne bütün tanrılar çağrılmıştı. Biri hariç. Kıskançlık ve nifak tanrıçası Eris, fesat çıkartmasın, oyunbozanlık etmesin diye düğüne davetli değildi. Eris buna çok kızmış, şölenin en coşkulu anında orta yere üzerinde “en güzele” yazan bir altın elma atmıştı. (Altın elma muhtemelen bir portakaldır.) Tabii her tanrıça, en güzel benim diyerek elmaya sahip çıkmaya çalıştı ve elene elene güzeller üçe indi. Bunlar Afrodit, Hera ve Pallas Athena idi. Bu üç güzel tanrıça, Zeus’a gidip en güzeli seçmesini istediler. Zeus elbette çekindi çünkü bu işin sonu pek de iyi biteceğe benzemiyordu. Ne de olsa karşısında aşk ve güzellik tanrıçası güzeller güzeli Afrodit, kendi karısı kıskançlar kıskancı Hera ve çok sevdiği kızı Pallas Athena duruyordu.

Haberin Devamı

Onlara Troya’nın yanındaki İda Dağı’na gitmelerini, orada hem Paris hem de Aleksandros diye anılan bir prens olduğunu ve güzelden ondan daha iyi anlayan biri olmadığını söyledi. Paris, Troya Kralı Priamos’un oğluydu. Doğumundan kısa süre önce biliciler bu çocuğun bir gün Troya’nın mahvına sebep olacağı kehanetinde bulunmuşlardı. Bu nedenle kral askerlerine bebek Paris’i uzak bir yere götürmelerini ve orada öldürmelerini söylemiş, askerler onu İda Dağı’na getirmiş ama çok güzel bir bebek olan Paris’e kıyamamış ve oradaki çobanlara emanet edip geri dönmüşlerdi. Paris orada çobanlarla büyümüştü, koyun sürülerine çobanlık yapıyordu ve Oinone adında güzel bir peri kızıyla birlikteydi.

Zeus önden haberci tanrı Hermes’i gönderip Paris’i bu yarışmadan haberdar eder. Üç tanrıça İda Dağı’na gelir ve Paris’in karşısına geçerler. Paris tanrıçaların olağanüstü güzellikleri karşısında şaşkına döner.

Tanrıçaların her biri Paris’e bir şeyler vadeder. Hera eğer kendisini seçerse Paris’e Asya ve Avrupa hükümdarlığı, Athena da Troyalıların Akhalar karşısında mutlak galibiyetinin sözünü verir. Afrodit ise Paris’e eş olarak dünyanın en güzel kadınını vadeder.

Güzellik örtü kabul etmediği için Afrodit “sestus” denilen kısa bir kuşak takıyordu. O kuşağı takan kadın erkeklerin gözünde en güzel olurmuş. Elmayı elinde tutan Paris, gözlerini Afrodit’ten ayıramıyordu. Hera buna çok sinirlendi ve Afrodit’e “sen haksızlık ediyorsun, o kuşağı taktığın sürece bütün gözler sana döner” dedi. Afrodit kuşağı koparırcasına çıkartıp Hera’ya uzattı. Hera kuşağı takmış ve Afrodit çıplak kalmıştı. Paris altın elmayı yavaş yavaş Afrodit’e uzattı.

O zamanlar dünyanın en güzel kadını Akha komutanlarından Menelaos’un karısı Helene idi. Afrodit, Paris’i İda Dağı’ndan Sparta’ya Menelaos’un sarayına götürdü ve Paris, Helene’yi oradan kaçırarak Troya’ya getirdi. Bilicilerin kehaneti doğru çıkacak, Paris Troya’nın mahvolmasına sebep olacaktı.

10 yıl sürecek olan savaş başlıyordu. Altın elmayı alamayan Hera ve Pallas Athena da İda Dağı’nda intikam yemini ettiler ve savaşta Akhalara yardım ettiler. Savaş tanrısı Ares, Afrodit ve Apollon, Troyalıların yanındaydı, hatta Zeus bile Troyalıların yanında yer alıyordu ve savaşı İda Dağı’na yerleşip izlemişti. Ne zaman ki elindeki kader terazisini kaldırıp Akhalıların kazanacağını gördü o da savaşta taraf tutmaktan tam orada, İda Dağı’nda vazgeçti.

Homeros’un bahsettiği Olympos gerçekte neresiydi? Bunu asla tam olarak bilemeyeceğiz çünkü Homeros’un Olympos’u belli bir yerde değil, esrarengiz bir yükseklikteydi.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler