20.07.2025 - 00:01 | Son Güncellenme:
Metin Ercihan
Metin Ercihan- Antik Pamfilya bölgesinin en önemli kentlerinden biri olan Perge, günümüzde Antalya’nın Aksu ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Kent Akdeniz kıyısına yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta olsa da Antik Dönem’de Kestros Nehri (bugünkü Aksu) kentin iç kesimlerle bağlantılı olmasını sağlamış ve Roma Dönemi’nde ticaret konusunda önemli bir güç haline gelmişti.
Kaynakların aktardığına göre Hitit Kralı IV. Tuthaliya döneminde Tarhuntašša ülkesi sınırları içerisinde Parha kentinin adı geçiyor. Anlaşılan odur ki kent, Hitit devletinin çivi yazılı kaynaklarında Parha olarak anılmaktaydı. Antik yazar Strabon, Kestros Irmağı’ndan bahsetmiş, bu ırmaktan altmış stadion gidilirse Perge’ye ulaşıldığını belirtmiş, Perge’nin yakınında yüksek bir yerde, her yıl genel bir festivalin düzenlendiği Artemis Pergaia Tapınağıyla ilgili bilgiler vermiştir. Hristiyanlık literatüründe ise Aziz Paulus’un 1. yüzyıldaki seyahatleri sırasında buraya uğradığı kaydedilir.

Kazı çalışmaları
Perge’de sistemli ve bilimsel kazıların başlangıcı 1946 yılına dayanır. Burada ilk sistemli kazılar, İstanbul Üniversitesi adına Ord. Prof. Dr. Arif Müfit Mansel başkanlığında yürütülmüştür. Bu çalışmaların başlangıç noktası ise kentin nekropol alanı olmuştur. Mansel ve ekibi, o dönemde nekropolde yaptıkları araştırmalarla yalnızca mezar mimarisini belgelemekle kalmamış, aynı zamanda Perge’nin kutsal alanı olan Artemis Pergaia Tapınağı’na ulaşmayı da hedeflemiştir. Perge kazılarında 1975 yılından itibaren bayrağı devralan isim Prof. Dr. Jale İnan olmuştur. İnan, 1975-1987 yılları arasında kazı başkanlığını yürütmüş; Perge’ye adanmış hayatıyla kentin kültürel mirasına büyük katkılar sunmuştur. Onun döneminde, yalnızca yapılar değil, Perge’nin eşsiz heykeltıraşlık geleneği de sistemli biçimde gün yüzüne çıkarılmış, ortaya çıkan çok sayıda heykel, bugün Antalya Müzesi’ni zenginleştiren en değerli koleksiyonlardan biri hâline gelmiştir.

Etkileyici bir örnek
Perge, Roma Dönemi şehircilik anlayışının Anadolu’daki en etkileyici örneklerinden birini sunar. Kente adım atıldığında ilk göze çarpan yapılar, anıtsal Helenistik kuleler ve bunların arasından geçilerek ulaşılan sütunlu caddedir. Bu caddenin ortasında su kanalları yer alırken, iki yanında yer alan portikolar ticaret ve sosyal yaşamın merkezi olmuştur. Cadde boyunca uzanan yapılar, kentin zenginliğini gözler önüne sermektedir.
Muhteşem heykeller
Kentteki bir diğer önemli yapı, restorasyonu yeni tamamlanan M.S. 2. yüzyılda İmparator Hadrianus tarafından yaptırıldığı bilinen ve 1800 yıl sonra suyla buluşan Kestros Çeşmesi’dir. Tiyatro ve stadyum gibi eğlence yapıları ise Perge’nin zengin ve planlı kent dokusunun görkemli parçalarıdır. Ancak Perge’yi benzersiz kılan yalnızca bu mimari miras değil. Kentin en dikkat çekici yönlerinden biri, kazılarla ortaya çıkarılan yüksek kaliteli mermer heykellerdir. Bu eserler, çoğunlukla Roma İmparatorluk Dönemi üslubunu yansıtır.

Bugün Antalya Müzesi’ni gezenler, adeta Perge sokaklarında yeniden dolaşıyor gibi olur. Çünkü bu eserler sadece birer sanat ürünü değil, bir kentin ruhunu mermere taşımış dönemin tanıkları olarak karşımıza çıkar. Perge, yalnızca antik Pamfilya’nın değil, Anadolu’nun da en etkileyici kentlerinden biridir. Anıtsal mimarisi, planlı şehir dokusu ve özellikle heykeltıraşlık alanındaki üretimiyle, Roma Dönemi’nde kültürel bir merkez işlevi gören kent, mutlaka ziyaret edilmesi gereken önemli yerleşim yerlerinden biridir.

LETOON TİYATROSU
Likyalıların kutsal şenlik mekânı
Letoon Kutsal Alanı, Muğla'nın Seydikemer ilçesinde yer alıyor. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'ndeki Letoon, “Likya medeniyetinin dini merkezi" olarak biliniyor. Kutsal Alan’da Leto, Apollon ve Artemis adına yapılmış tapınaklar bulunuyor.
Letoon Kutsal Alanı’nda kazı çalışmaları Doç. Dr. Hasan Kasapoğlu'nun başkanlığında sürüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen "Geleceğe Miras" projesiyle de desteklenen kazıda, ören yerindeki tiyatronun restore edilmesi için çalışma başlatıldı.
Üç dilli yazıt
Su kaynakları dolayısıyla alanın tüm Likya Birliği'nin kutsal alanı olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, "Alanın UNESCO'ya dâhil edilmesinin en önemli gerekçesi Apollon Tapınağı'nın hemen yanında 1973 yılında ele geçen üç dilli yazıt. Üç dilli yazıtta Likçe, Aramice ve Grekçe'nin bir arada olması ve Likçe'nin çözülmesine önemli katkı sunduğu için UNESCO Dünya Miras Listesi'ne dâhil edilmiş" dedi.
8 bin kişilik
Kasapoğlu, bu yıl tiyatrodaki dolguyu tamamen kaldırmayı hedeflediklerini dile getirdi. Tiyatronun Likya Birliği'ne hizmet etmiş önemli bir alan olduğunu ifade eden Kasapoğlu, "Tiyatro yaklaşık 8 bin kişilik bir kapasiteye sahip. Tiyatroda Likyalıların katıldığı kutsal şenlikler düzenlenmiş. Kazı ve restorasyon çalışmalarını tamamladıktan sonra alanın kültürel etkinliklerde korunarak kullanılmasını sağlamak istiyoruz" diye konuştu.
Kazı Başkanı Hasan Kasapoğlu, bir diğer önemli projenin ise Leto Tapınağı'nın ayağa kaldırılması olduğunu vurguladı Kasapoğlu, şunları kaydetti:
"Leto Tapınağı'nın bugüne kadar yapılan çalışmalarda ortaya çıkarılmış 1360'a yakın mimari bloğu var. Burada kapsamlı restorasyon projesinin gerçekleştirilmesi için detaylı bir dijital belgeleme çalışması yapmayı planlamaktayız. Tapınağı ayağa kaldırdığımızda belki Batı Anadolu'daki en bütüncül ayağa kaldırılmış tapınaklardan birisi olacak."