16.11.2025 - 19:40 | Son Güncellenme:
Bahri Doğukan Şahin
Bahri Doğukan Şahin- Bugün Antalya sınırları içinde kalan Termessos, Anadolu’daki en sıra dışı antik kentlerden biridir. Konumu, yapıları ve öyküleriyle tarihte iz bırakan bir yerleşim yeridir. Antik Dönem’de Pisidya Bölgesi’nin önemli kentlerinden biri olarak bilinen Termessos, Güllük Dağı olarak bildiğimiz, eski adıyla Solymos Dağı’nın eteklerinde yer alır.
Büyük İskender
Solymler tarafından kurulduğu bilinen Termessos’un adını andığımızda akla ilk gelen isimlerden biri şüphesiz Büyük İskender’dir. Kentin tarihinde önemli bir yeri bulunan Büyük İskender, Asya seferine çıktığında önüne çıkan kentleri birer birer alarak yoluna devam eder. M.Ö. 333’te sıra Termessos’a geldiğinde ise bunu başaramaz. Öfkelenen İskender şehri fethetmekten vazgeçerek ordusunu Sagalassos’a yönlendirir.
Böylece Termessos, tarih sahnesinde “Büyük İskender’in fethedemediği kent” olarak yerini alır. Bu tanıma daha sonra Anadolu’dan bir kent daha dahil olacaktır. Yine Antalya sınırları içinde yer alan Sillyon şehri de İskender’in Asya seferinde ele geçiremediği yerlerden biri olarak bilinir.
Büyük İskender yoluna devam eder. Mezopotamya, bugünkü Orta Doğu olarak bilinen bölge ve hatta Afrika’ya kadar ilerler. Var olan dünyanın büyük bir çoğunluğunu fetheden ve tarih sahnesine adını yazdıran İskender’in genç yaştaki ani ölümü, muazzam boyutlara ulaşan imparatorluğunun da bölüneceği anlamına gelir.
Diadokhlar Dönemi
Tarihte “Diadokhlar Dönemi” olarak anılacak bu dönemde İskender’in generalleri toprakları aralarında bölüşür ve bu uğurda birçok savaş da çıkar. Termessos’u da içinde barındıran bölgeye ise Antigonos Monophtalmos hâkim olacaktır. İskender’in generallerinden biri olan Perdikkas’ın kardeşi Alketas’ın da kaderi Termessos’ta çizilecektir.
İskender’in ölümünün ardından Alketas, ağabeyi Perdikkas’ı destekleme kararı alır. Fakat Perdikkas ve ordusu, Nil Nehri yakınlarında Ptolemaios’a yenilir. Alketas, kendisine sadık adamlarla Anadolu topraklarına gelir ve M.Ö. 320’de Antigonos’un ordusu ile Pisidya’da (bugün Burdur sınırları içinde kalan bir bölgede) karşılaşır. Yenilen Alketas, zor da olsa kendisini Termessos’a atarak canını kurtarmayı düşünür.
Alketas’ın kaderi
Termessoslular, kendi şehirlerine sığınan Alketas’a yardım edeceklerine söz verir. Antigonos, ise Alketas’ı almadan gitmez. Termessos’taki ihtiyarlar meclisi Alketas’la uğraşmak istemez ve teslim etmeyi düşünür. Gençler ise karşı çıkar ve sözlerinde durmak ister. İhtiyarlar zaten kısa bir süre önce Büyük İskender tehlikesi atlatmış olan şehirlerinde bir büyük problem daha istemez ve kurnazlık düşünür. Surların dışına gidip Antigonos’un ordusuyla savaşacaklarını söyleyerek gençleri ikna ederler.
Gençler buna inanır ve Alketas’ı şehirde bırakırlar. Gittiklerinde ise bunun bir oyun olduklarını anlarlar. İhtiyarlar, gençlerin şehri terk etmelerinin ardından Alketas’ı yakalayarak Antigonos’a vermeyi planlar. Fakat yakalanacağını anlayan Alketas zehir içerek intihar eder. Alketas’ın ölüsü Antigonos’a teslim edilir. Antik Dönem’de görüldüğü üzere Antigonos, Alketas’ın cenazesine türlü işkenceler yapar. Homeros’un İlyada’sında Akha ordularından Akhilleus’un, Troyalı Hektor’un cesedine yaptıkları gibi tıpkı.
Gömmeden cesedi bir köşeye atıp giderler. Gençler bir süre sonra kente döndüklerinde bu durumu görerek üzülür hatta ihtiyarlara karşı ayaklanmak bile gündeme gelir. Bundan vazgeçerek en azından Alketas’ın anısına bir anıt mezar inşa etme kararı alırlar. Tarihçi Diodoros’un aktardığına göre onu “parlak bir törenle” gömerler ve aradan geçen 2400 senede Alketas ölümsüzlüğe uzanır.
Diodoros Siculus, Plutarkhos, Arrianos ve Justinus gibi antik tarihçilerin eserlerinde de Alketas’ın adına rastlarız. İçlerinde en detaylı olanı ise Diodoros’a aittir. Yukarıda anlattığımıza yakın bir şekilde Alketas’ın dramatik sonunu onun cümleleriyle de okuruz.
Mezarda kahramanlık sembolleri
Kaya üzerine, özenle işlenmiş anıt mezar M.Ö. 4. yüzyıla tarihlenir ve Alketas ile atını simgeler. İkonografik anlatımların yer aldığı mezarda kartal ve kalkan gibi betimlemeler yer alır. Bunlar kahramanlığı sembolize eder ve Makedon aristokrat geleneklerini yansıtır. Bu özellikler, mezarın Alketas’a ait olduğu görüşünü de güçlendirir. Kayaya oyularak yerleştirilmiş sunaklar ise bir kahraman mezarı olarak Alketas’ın yüzyıllarca bu bölgede itibar gördüğünü ve ziyaret edildiğini gösterir.
Yekpare bir kayadan oyularak yapılmış olsa da bildiğimiz kaya mezarlarından çok farklıdır. Kendine has özellikler göstermesi nedeniyle gerek Termessos sınırları içinde gerek Anadolu’daki diğer antik kentler ele alındığında bu mezarı eşsiz bir noktada değerlendirmek gerekiyor. Bu nedenle gezginlerin ve bilim insanlarının daha fazla dikkatini çeken Alketas mezarı, birkaç farklı isim tarafından farklı dönemlerde bilim dünyasıyla buluşturulur.
Bilimsel araştırmalar
1880: Kont Karl Lanckoronski’nin başkanlığındaki bir araştırma heyeti, Termessos’ta incelemelerde bulunur. Heyette bulunan Arkeolog Eugen Petersen, tarihi bağlamını da düşünerek mezarı Alketas’a atfeder.
20.yüzyıl başları: Mezarın bulunuşu kısa sürede unutulur ve bilim dünyasında gündemden düşer.
1963: İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün ikinci müdürü Prof. Dr. Gerhard Kleiner, mezar hakkında yeni bir araştırma yapar ve ayrıntılı fotoğraflarla yayımlayarak bilim dünyasına tanıtır.
1986: Yunan Arkeolog Dr. Anastasia Pekridou, doktora çalışmasında mezarı fotogrammetri ve stil kritikleri gibi modern yöntemlerle yeniden inceler. Böylece Pekridou da yapının değerlendirilmesine önemli katkılar sağlar.