ArkeolojiSchliemann’ın gözünden Homeros ve Troya: Troas’ta Yolculuk

Schliemann’ın gözünden Homeros ve Troya: Troas’ta Yolculuk

17.02.2026 - 04:12 | Son Güncellenme:

Troya’da kazıları başlatan Heinrich Schliemann, henüz küçük bir çocukken okuduğu İlyada’da anlatılan “kutsal İlion” şehrinin peşine düşmüştü. Homeros’un rehberliğinde atıldığı bu macerada Homeros’un anlattığı kente zarar verse de ismini Troya ile birlikte tarihe kazıdı

Schliemann’ın gözünden Homeros ve Troya: Troas’ta Yolculuk

Bahri Doğukan Şahin - Henüz yedi yaşındayken bir doğum gününde babası tarafından Homeros’un İlyada destanı hediye edilir kendisine. Sayısız kez okuduğu İlyada ve Odysseia’yi âdeta ezberleyen bu sıra dışı adam 36 yaşında arkeologluğa soyunur. Hayallerinin peşinden gitmenin vakti gelmiştir, İlyada’da anlatılan Troya kentini arayacaktır. Motivasyon kaynağı çok güçlüdür. Çocukluktan beri süregelen bir düş söz konusudur.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Alman arkeolog Heinrich Schliemann, hakkında en çok spekülasyona sahip arkeologların başında geliyor. Fakat bir de işin öteki yönü var ki, işte o pek çok kişinin, onun yaptığı birçok hatayı görmezden gelmesine sebep oluyor ve hatta saygı duymasına yol açıyor. Peki nedir Schliemann’ı hem böylesine tartışma oklarının hedefi haline getiren hem de göklere çıkaran şey? Elbette Homeros'un İlyada'sında geçen Antik Çağ’ın en büyük savaşının yaşandığı yer olarak anlatılagelen, “Kutsal İlion” şehri olarak da anılan “Troya”yla ilişkisidir onun ismini tüm dünyaya duyuran.

Haberin Devamı

Bu “dahi ve deli” bilim insanının hayatına daha yakından bakalım ve sonrasında Homeros’un dünyasına, antik metinlere, Troya Savaşı’na, Troya Antik Kenti’ne, Çanakkale’ye, Anadolu’ya, Yunan mitolojisine, arkeologluk ve defineciliğe ve tüm bunların Heinrich Schliemann’la bağlantılarına geçelim.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Schliemann’ın hayatı

1822 yılında, Almanya’da doğdu Heinrich Schliemann. Yoksul bir babanın oğlu olarak yaşama başladı ve küçük yaşlardan itibaren pek çok işte çalıştı. Çok iyi bir belleğe sahip olduğu söylenen Schliemann, kimi kaynaklara göre sekiz kimi kaynaklara göre de 13 dili okuyup yazabilecek bir seviyeye ulaştı. Bakkal çıraklığıyla başlayıp, gemilerde miçoluk yaptığı hayatı, 20 yaşına dek tıpkı ailesi gibi fakirlik içinde geçti. 24 yaşında Rusya’ya gidip kendi şirketini kuran, ardından ABD vatandaşlığı alan ve uzun yıllar iş hayatıyla dolu bir yaşam geçiren Schliemann, artık bir milyonerdir ve klasik iş yaşantısı onu tatmin etmemektedir.

Haberin Devamı

Henüz yedi yaşındayken bir doğum gününde babası tarafından Homeros’un İlyada destanı hediye edilir kendisine. Sayısız kez okuduğu İlyada ve Odysseia’yi âdeta ezberleyen bu sıra dışı adam 36 yaşında arkeologluğa soyunur. Hayallerinin peşinden gitmenin vakti gelmiştir, İlyada’da anlatılan Troya kentini arayacaktır. Motivasyon kaynağı çok güçlüdür. Çocukluktan beri süregelen bir düş söz konusudur.

Haberin Devamı

İlyada ve coğrafyası

Antik Çağ’ın en önemli yazarı olmasının yanı sıra, dünya edebiyatının da çok şey borçlu olduğu büyük yazar Homeros’un İlyada Destanı, her yönüyle oldukça zengin bir anlatıdır.

Haberin Devamı

Coğrafi anlamda da çok zengindir İlyada anlatısı. Homeros’un süslü cümleleri, tanrılar ve insanları bir araya getiren zengin mitolojik anlatımının yanı sıra, bahsettiği bütün yer isimleri gerçektir ve Homeros sonrası tarihçiler tarafından da gerçek oldukları ispatlanmıştır. Homeros’un bu yerleri görmeden eserlerini oluşturmuş olma ihtimali zayıftır çünkü betimleme gücü, bahsettiği her yeri gezdiğini vurgularcasına etkilidir. İda Dağı* ve Troya da bu yerler arasında şüphesiz en önemli iki noktadır.

Antik Yunan uygarlıkları ve Antik Anadolu uygarlıklarını karşı karşıya getiren, 10 yıldan fazla sürdüğü söylenen büyük bir savaş yaşanıyor Troya’da. Antik Yunan’da halk ve tanrıların iç içe geçmiş yaşantıları Homeros’un mitolojik anlatımıyla yeniden yaratılıyor ve karşımıza Olimpos’un yüce tanrılarının da müdahil olduğu bir savaş çıkıyor. Yunan uygarlıklarını ifade etmek için “Akhalar” ifadesini kullanıyor Homeros ve savaşın karşı cephesine ise kutsal İlion şehrinin sakinlerini, Troyalıları yerleştiriyor. Yüzlerce gemiyle ve en büyük kahramanlarıyla denize açılan Yunanlar, karşılarında müthiş bir savunma yapan Troyalıları buluyor.

Haberin Devamı

Yalnızca Troyalılar değil, başta Likya, Psidya, Karya, Trakya uygarlıkları da dahil olmak üzere, bütün bir Anadolu’ya yayılmış olan halklar ordularıyla Troya’da hazır bekliyor. Belki bir diğer büyük örneğini J. R. R. Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi'nde insanların orklara karşı bir araya gelip omuz omuza çarpıştıkları zaman göreceğimiz ölçütte bir dayanışma görüyoruz Anadolu halkları arasında. Kim bilir belki de Tolkien’in esin kaynağı da Troya Savaşı’dır?

Schliemann’ın gözünden Homeros ve Troya: Troas’ta Yolculuk

Troya kazıları ve Schliemann

Arkeoloji çalışmalarına ilgi duyan Heinrich Schliemann, kısa bir süre buna yönelik eğitim de alır ve yönünü ilk olarak Yunanistan ve Türkiye’ye çevirir. Osmanlı’nın hüküm sürdüğü Anadolu’nun Batı Ege kısmı özellikle ilgi alanıdır zira Troya’nın burada olduğu zaten Homeros’un betimlemelerinde yeterince açıktır. Osmanlı’dan resmi kazı iznini aldıktan sonra Çanakkale bölgesinin Pınarbaşı mevkiini ziyaret eder fakat Schliemann herkesin aksine o güne dek ortaya konan verilere inanmaz ve Troya’nın orada bulunmadığını iddia eder. Çevreyi bir süre gezer ve yaptığı çıkarımlar sonucu Troya’nın Hisarlık’ta bulunduğu savını ileri sürer.

Haberin Devamı

Bilim ve arkeoloji camiasında bu tezler ilgiyle karşılanır. Nitekim kazılara başlayan Schliemann, bütün dünyaya haklılığını bu kez somut verilerle açıklar. Artık Troya’nın Hisarlık’ta olduğuna dair hiçbir şüphe kalmamıştır. Hayallerinin peşinden giden bu dahi arkeolog, hedefine ulaşmış ve hayal ettiği Troya’yı, tahmin ettiği bölgede bulmuştur. Artık tüm dünyada ünlüdür.

Antik metinlerin ışığında

Heinrich Schliemann yolculuğa çıktığında elinde elbette İlyada vardı ve rehberi Homeros’tu. Canı sıkıldığında okumak için yanına Odysseia’yi de almış olabilir pekâlâ. Homeros eserlerine ek olarak elbette bölgeye dair tarih ve coğrafya alanındaki önemli yazarların eserleri de ona eşlik etmişti. Roma İmparatorluk çağında yaşamış olan tarihçi Strabon’un devasa yapıtı "Coğrafya"nın Anadolu bölümlerinden oluşan “Antik Anadolu Coğrafyası” birincil kaynağıydı.

“Tarih”in yazarı Herodotos da bir diğer yol arkadaşıdır. Gaius Plinius Secundus, Thukydides gibi diğer antik tarih yazarlarının kimi eserlerinden de faydalanan Schliemann’ın hedefine giden yolda önünde büyük bir engel kalmamıştır. Osmanlı hükümetinden aldığı izin ve yanına verilen resmi korumalarla birlikte yola düşmenin vakti gelmiştir.

Kente açılan yarık

Yazının buraya kadarki kısmında yaptığı her şeyi objektif bir gözle değerlendirip Schliemann’a hak ettiği değeri ve övgüleri sıraladım. Keşiflerine ek olarak, hatalarıyla da gündeme gelen ve telafisi olmayan sonuçlara yol açan amatör bir arkeolog olduğunu da yine ortaya çıkarılan bilgiler ışığında gündeme getirmek gerekiyor.

Nisan 1870’te Troya kazılarına başlar Heinrich Schliemann, kısa bir süre sonra ise üst üste tam yedi kent tabakasıyla karşılaşır. Schliemann, her ne kadar kısa bir dönem arkeoloji eğitimi almışsa da işi sahada öğrendiği için profesyonel bir bakış açısına sahip değildir. Sırayla isimlendirdiği kentlerden Homeros’un anlattığı Priamos’un Troya’sının “Troya II” olduğuna karar verir ve çalışmalarını o yönde yoğunlaştırır. Bu da haliyle diğer kent tabakalarını önemsememesine ve geri dönüşü olmayan zararlar vermesine yol açar. Bugün Troya Antik Kenti’ni ziyaret eden herkesin rahatlıkla görebileceği dev bir yarık mevcuttur ve bunun müsebbibi Schliemann’dan başkası değildir.

Schliemann’ın hırsızlığı

Schliemann’dan bahsederken mutlaka değinilmesi gereken konulardan biri ise şüphesiz yaptığı hırsızlıktır. Bu kelimenin daha hafifletilmiş bir hali bulunmadığı için, ne kadar ağır gözükürse gözüksün bu şekilde kullanmak gereklidir zira eğip bükmeye gerek yok, yaptığı net olarak hırsızlıktır.

İlyada’da karşımıza çıkan Kral Priamos, yiğit Troyalı savaşçı Hektor’un babasıdır. Zengin krala ait olduğu düşünülen “Priamos’un Hazinesi”ni Schliemann’ın bulduğu söylenir genelde. Elbette hazinenin Priamos’a ait olduğuna dair bir kanıt yoktur. Belki de farklı bir Troya katmanında bulunan ve farklı kişilere ait bir hazinedir. Fakat öyle ya da böyle, kimi kaynaklara göre tam 9 bin parça eser ve hazineyi Heinrich Schliemann usul usul yurt dışına kaçırmıştır. Berlin’e götüren ve zenginliğine zenginlik katan arkeolog hakkında, durumun ortaya çıkmasının ardından Osmanlı hükümeti tarafından uluslararası bir dava açılmıştır.

Schliemann kazılarına devam ederken Osmanlı hükümetinin umursamaz davranması, Troya’nın öneminin farkında olmayan siyasilerin bir suçudur elbette. Herhangi bir denetim olmadığı için elini kolunu sallaya sallaya binlerce parçayı Anadolu toprakları dışına taşımıştır. Osmanlı hükümeti davayı kazanır ve Schliemann’ın kaçırdığı hazinenin yalnızca küçük bir bölümü geri getirilir. Buna ek olarak Schliemann 1000 altın cezaya çarptırılır. Bu ceza ona çok küçük bir miktar gelmiş olacak ki, hemen öder ve kurtulur. Çünkü ileride yeniden Troya’ya gelme düşüncesi vardır.

Troya’ya dönüş

1878-1879 yıllarında yeniden döner Schliemann Türkiye’ye. Alman etnolog ve müzeci Rudolf Virchow’un da desteğiyle yeniden kazı çalışmalarına başlar. Aralıklarla devam eden bu çalışmalar 1989 yılına dek sürer. Bununla sınırlı kalmayan arkeolog, eline yeniden İlyada’yı ve antik metinleri alarak bir kez daha Çanakkale’de yolculuğa başlar. Amacı yeni kazılar için uygun yerler aramaktır. Burada bir parantez açıp, 1868 yılında Odysseus'un maceralarının anlatıldığı Odysseia destanında karşımıza çıkan "İthaka"ya gittiğini de belirtmek gerek. Adada Odysseus'un sarayını arama çalışmaları sonuçsuz kalır ve bundan sonra yolunu Troya'ya çevirir.

Çanakkale’nin merkezinden Hisarlık’ta bulunan Troya’ya geçen Schliemann, buradan Kestanbol’a, Baba’ya, Babakale’ye, Assos’a, Papazlı’ya devam eder. Ardından sırayla Altınoluk, Edremit, İda, Gargaros, Evciler, Büyükpınarbaşı ve Dalyan’a uğrar. Yanında, Osmanlı hükümetinin kendisine tayin ettiği güvenlikler vardır ve birçok yerel rehber kendisine eşlik eder. Gittiği her yerde değerli sikkeleri pazarlık yapmadan alması, zenginliğinin bir belirtisi olmasının yanı sıra, Türk ve Rum halklarının konu hakkındaki bilgisizliğini de göstermektedir. Değerinin yüzlerce kat altına satın aldığı sikkeler, Schliemann’ın servetine servet katar ve bu zengin adam, “eğlenceli” arkeoloji yolculuğuna devam eder.

Bu geziler esnasında birçok antik kentin varlığını tespit eder ve gerek gezi notlarında gerekse de makalelerde bunları dünya kamuoyuyla paylaşır. Başta İlyada, Homeros ve Troya olmak üzere, birçok coğrafi bölge, antik kent ve kazı çalışmaları hakkında deneme, makale, gezi notu ve kitap yayımlayan Schliemann’ın “Troas'ta Yolculuk” kitabı da aralarında en özel olanlardan biri şüphesiz. 2014’te İlhan Pınar çevirisiyle Say Yayınları tarafından yayımlanan Troas’ta Yolculuk kitabına ek olarak, İletişim Yayınları 2017’de “Kahramanlar Çağının İzinde” isimli bir kitap hazırlayarak Türk okurla buluşturur. Kitabı derleyen kişi Hulki Demirel’dir. Kitap, Schliemann’a ve yaptığı kazılara dair detaylı bilgiler içerir. Dileriz bu sıra dışı arkeoloğa dair diğer kaynakları da ilerleyen zamanlarda Türkçe olarak okuyabiliriz.

Schliemann’ın gözünden Homeros ve Troya: Troas’ta Yolculuk

Özetle, zenginliğini ve arkasındaki siyasi gücü kullanarak defineci bakış açısıyla arkeologluğa soyunan ve ilk etapta amatörken zamanla profesyonel bir hale geldiğini söylemek mümkün Heinrich Schliemann’ın. Bilimsel olmayan yöntemlerle başladığı kazı yaşamında Troya’ya çok fazla zarar verse de Troya Antik Kenti’nin gerçek yerini saptamış olması onu unutulmaz kılacak etmenlerden en önemlisi olarak akıllarda kalacaktır. Bilim ve arkeoloji camiasının alaylarına maruz kalsa da arkeologluk mesleğini tüm dünyada fazlasıyla popüler bir hale getirmiştir. Ki kendisinin bu mesleğe adım attığı yıllarda arkeologluğun dünyada emekleme aşamasında olan bir meslek olduğunu da ifade etmek gerekir. Bu açıdan büyük bir öncüdür kendisi.

Yanlışlarıyla doğrularıyla bu dünyadan bir Schliemann geçti. Kendisi şu anda Atina Birinci Mezarlığı’nda, klasik bir Helen tapınağı gibi görülen mozolesinde yatmaktadır. Henüz hayattayken bu vasiyette bulunan Schliemann, hayranı olduğu Yunan uygarlığının merkezinde sonsuz uykusuna devam etmektedir.

Sosyolojik gözlemleri

Schliemann’ın yıllarca süren kazı çalışmaları elbette yöre halklarıyla içli dışlı olmasına yol açmıştır. Kazılarda yerel halk da çalışmıştır. Türk ve Rum halklarının iç içe yaşadığı köy ve kent merkezlerinden geçen arkeolog, iki halkın arasının açık olduğunu belirtir ve özellikle Rum halkının Yunanistan’a olan bağlılığından ve Türk düşmanlığından bahseder. Hatta öyle ki, Türkler için kutsal olarak addedilen leylek kuşunun Rumlar tarafından hor görüldüğünü ve asla yerleşim yerlerine yakın yerlere yuva yapmalarına izin vermediklerini aktarır. Dönemin yaşantısına dair oldukça değerli bilgilerdir bunlar.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler