19.10.2025 - 05:24 | Son Güncellenme:
FURKAN GÜNDÜR
FURKAN GÜNDÜR- Hayat düzenimi hobilerim ve mutlu olduğum şeyleri yapmak üzerine kurdum. Gitar çalmak, dalış yapmak, doğa yürüyüşlerine çıkmak ve arkeoloji gibi bir sürü hobi ve hayat karmaşası… Ya da ben öyle zannediyordum. Şanlıurfa gezimde birçok konuda fikrim değişti: İnsanlar hakkında, yaşam hakkında, düzenlerimiz hakkında…
Şanlıurfa’ya indiğimiz andan itibaren bizi hem projedeki öğrenciler hem de projeden sorumlu Bengisu Hanım karşıladı. Sonra yol boyunca yanımızda bulunan Hasan Abi, yani Eşref Azizoğlu, Şanlıurfa tarihi hakkında bilgiler, rotalarımız hakkında pek bilinmeyen mitolojiler ile bizi karşıladı. Sonrasında Şanlıurfa Müzesi’nin inanılmaz eserleri ve canlandırmalarını ziyaret ederek devam ettik. Henüz Göbeklitepe’yi ziyaret etmediğim için, 1:1 ölçekli rekonstrüksiyonlar ile geçmişe kısa bir yolculukla başka boyutlarda biraz gezindik. Sadece Göbeklitepe’nin canlandırmasıyla değil, diğer canlandırmalarla da kendimizi o dönemde hissedebildik. Bunların daha ötesinde, orada bulunan insanların samimiyeti… Her eserin o coğrafyaya özgü olup kendi karakterini oluşturması…
Göbeklitepe ziyareti
Ardından Göbeklitepe’yi filtresiz ve canlı görme fırsatına eriştik. Orada her şey değişti. Bir anda esen rüzgâr ve bulunduğumuz ortamın hissiyatı… Senelerdir dersini gördüğümüz bir alanda bulunuyordum. Neolitik Dönem’deki insanların hissederek yaptığı objeler, dikme taşlar… Bunları sorgulamadan önce Göbeklitepe Ziyaretçi Merkezi’nde insanlığın tarihine kısa bir yolculuk yaptık.
O günden aklımızda kalan sadece arkeoloji değildi; çok daha fazlasıydı. Benim seçtiğim rotayı dört farklı kişi daha tercih etmişti. Birbirimizi hiç tanımıyorduk fakat meslek hakkında endişelerimizi, mesleğimizin ve kendimizin eksikliklerini, hataları ve bize yapılan haksızlıkları konuştuğumuz; şarkılar söyleyip eğlendiğimiz bir meclis kurduk kendimizce.
Bazda Mağaraları
Zaten bazı düşünceler içinde boğulurken Bazda Mağaraları ile gezimize devam ettik. Dört senede biriktirdiğim derslerin bilgileri, inançlar ve düşünceler yok oldu. Çünkü o bölgede yaşayan halk, aramızdaki arkadaşlarımızın hediyeleriyle mutlu olan kız çocukları, dilimizi pek anlamasa da yanımızda koşuşturan erkek çocukları ve bizim “antik taş ocağı” diye ziyaret ettiğimiz alanda insanların hâlâ yaşadığını görmek… Ulaşımı zor, insanlardan uzak, çorak arazilerdeki yaşamı gördük.
Ben projeye şubatta katıldım. O zaman finallerimden sonra yaptığım bir geziydi. Bu yazıyı da arkeoloji bölümünden mezun bir, olarak, Antalya Arkeoloji Müzesi kütüphanesinden yazıyorum. Şanlıurfa yolculuğumdan sonra hayatımda çok şey değiştiği belli. İnsanlara bakış açım, başka bölgelerdeki insanların etkileşimi ve kültürleri, arkeolojiye nasıl devam edeceğim gibi pek çok şey… Bu proje sadece gezip gitmekten çok, arkeoloji öğrencileri arasında bir ağ kurma ve bölgenin kültürünü tanıma fırsatı sunuyor. Bunun için en başta, yol boyunca birlikte gezdiğimiz arkadaşlarım Boğaçhan, Simay, Begüm ve Kübra’ya, projenin yöneticisi Bengisu Hanım’a, bizi derin bilgileri, kitapları ve sohbetiyle etkileyen Eşref Abimize ve en sonunda bize bu fırsatı verdiği için SICPA’ya çok teşekkürlerimi iletiyorum.
Not: Karahantepe kekiklerinden toplayıp çay yapmayı ihmal etmeyin