ArkeolojiSon Urartulu

Son Urartulu

18.01.2026 - 04:39 | Son Güncellenme:

Halk arasında “Son Urartulu” olarak bilinen Mehmet Kuşman, dünyada Urartu dilini okuyup yazabilen nadir kişilerden. Ömrünün 60 yılını Çavuştepe Kalesi’nde hem bekçilik yaparak hem de Urartuların izini sürerek geçirdi

Son Urartulu

Ömer Hamza Yıldız - Van’ın Gürpınar ilçesinde yer alan Çavuştepe Kalesi, yüzyıllardır Urartuların sessiz mirasını taşıyor. Ancak bu taşlar, son 60 yıldır bir sesle yeniden konuşuyor: Mehmet Kuşman’ın sesiyle.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Halk arasında “Son Urartulu” olarak bilinen Mehmet Kuşman, dünyada Urartu dilini okuyup yazabilen nadir kişilerden. Bugün 86 yaşına yaklaşan Kuşman, ömrünün tam 60 yılını bu kalede hem bekçilik yaparak hem de Urartuların izini sürerek geçirdi.

Merakla başlayan öykü

Onun hikâyesi, merakla başlayıp sabırla destana dönüşen bir yaşam öyküsü: “Bekçiliğe ilk başladığım zamandan beri burada yaşamış insanların lisanını, kültürlerini, örf ve adetlerini çok merak ediyordum. Sorularımın cevaplarını o taş yazılarda bulabilecektim.”

Haberin Devamı

Kuşman, göreve başladığı ilk yıllarda Kazı Başkanı Prof. Dr. Afif Erzen’e Urartu dilini nasıl öğrenebileceğini sorar. Aldığı yanıt cesaret kırıcıdır: “Zor, hatta öğrenemezsin.”

Ama o pes etmez. Ekip kazı alanından ayrıldıktan sonra kendi başına araştırmalara başlar. İlk durağı Van Kalesi’ndeki yazıtlar olur. Ancak o dönem yazıtlardan hangisinin Urartuca, hangisinin Asurca olduğunu bile ayırt edemez.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Son Urartulu

22 yıllık azim

Merakı onu 22 yıl sürecek zorlu bir öğrenme sürecine sürükler: “Bu dili öğrenmem tam 22 yılımı aldı. Geceleri kandil ışığında taş yazılarına bakar, anlamını çözmeye çalışırdım. Her sembol bir kelimeye, her kelime bir hikâyeye dönüşüyordu.”

Haberin Devamı

Kuşman, yalnızca Van’daki yazıtlarla yetinmez. Ermenistan, Suriye ve İran’daki Urartu yazıtlarını da inceler. Yıllar içinde kendi arşivini oluşturur ve nihayet Urartu dilinin yapısını çözmeyi başarır. Bu süreçte edindiği bilgi birikimi, onu eşsiz bir noktaya taşır.

‘Ömrümü adadım’

20 yıllık birikimin ardından Kuşman, üç yılda Urartu alfabesini oluşturur. Bu çalışmalar, Türkiye’deki akademik çevrelerde de yankı uyandırır. Kuşman, çalışmalarını önce Ankara’daki uzmanlara sunar, ardından bir seminerde akademisyenlerin karşısına çıkar ve büyük takdir toplar. Daha sonra İstanbul’a davet edilir: “Bulduğum bilgileri İstanbul’daki hocalara sunduğumda onlar da bana kendi bilgilerini aktardı. Sonra tekrar buraya dönüp araştırmalarıma devam ettim. Artık hayatımın geri kalanını Urartuları anlamaya adadım. Ömrüm yeterse Asur dilini de öğrenmek istiyorum.”

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Kuşman yıllar içinde Urartu dilini öğretmeyi de dener: “Evet, öğretmeye çalıştım. Ama çoğu kişi zor olduğunu duyunca pes ediyor. Bu dili öğrenmek istiyorsan bütün hayatını buraya adamalısın. Ben öyle yaptım.”

Ortaokul mezunu olmasına rağmen azmiyle dünyanın saygı duyduğu bir isim haline gelir Kuşman. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle Amerika ve Almanya gibi ülkelerde konferanslar verir. Her konuşmasında Urartuların yalnızca bir uygarlık değil, bir ruh olduğunu anlatır: “Benim için bu sadece bir dil değil; bir yaşam biçimi. Urartuların nefesini hissediyorum.”

Anlamlı bir hatıra

Bugün artık emekli. Ama hâlâ Çavuştepe Kalesi’ndeki küçük kulübesinde, Urartu taşlarının arasında yaşıyor. Ziyaretçilerini sıcak bir tebessümle karşılıyor, dillerini çözdüğü o kadim halkın hikâyelerini kendi ağzından anlatıyor. Yıllar içinde öğrendiklerini Diyarbakır’dan getirttiği bazalt taşlara Urartu harfleriyle işleyip kolyelere dönüştürüyor. Bu kolyeler hem onun geçim kaynağı hem de ziyaretçilere bıraktığı anlamlı bir hatıra: “Bu taşlarla hem geçimimi sağladım hem çocuklarımı okuttum. İnsanlara Urartuların izini taşımak istedim.”

Haberin Devamı

86 yaşına yaklaşan Mehmet Kuşman, hâlâ aynı mütevazı kulübesinde, taşların sessizliğinde yaşamını sürdürüyor. O artık yalnızca bir bekçi değil, zamanın dilini çözen son Urartulu.

Son Urartulu

Kem göze karşı Süleyman düğümü

İzmir kent merkezindeki Smyrna Antik Kenti›nde yürütülen kazı çalışmalarında Smyrna Agorası Kuzey Cadde›de yaklaşık 3x4 metre boyutlarında, iç içe geçmiş 12 köşeli panolarla bezeli Geç Antik Dönem›e ait bir mozaik taban bulundu. Kazı Başkanı Prof. Dr. Akın Ersoy, yaklaşık 70 yıl sonra yeni bir mozaik döşemeye ulaşmanın kendileri için şaşırtıcı olduğunu dile getirdi.

Koruyucu sembol

Ortaya çıkarılan mozaiklerde bitkisel motifler ve geometrik süslemelerin yer aldığını ifade eden Ersoy, mozaiğin merkezindeki “Süleyman düğümü” motifine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Mozaiklerde koruyucu sembollerin kullanıldığını görüyoruz. Bu tür mekânlarda hasetlik, kıskançlık oluşmaması için bazı koruyucu semboller kullanılıyor. ‘Süleyman düğümü’, buna güzel bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Yine bunun etrafında küçük haç tasvirleri var. Bunlar, süsleme unsurları olarak başlayan bir geleneğin daha sonra bazı semavi dinlerin kabulü üzerine de sonraki dönemlerde kabul görmüş olan semboller. Sonuçta hepsi koruyucu semboller.”

Haberin Devamı

Bu sembollerin mekânı ya da mekanı kullananları “kem göz”den korumak amacıyla tercih edildiğini vurgulayan Ersoy, mozaikli odanın yaklaşık 1500 yıl sonra, 19. yüzyılda bölgede bulunan gayrimüslim hastanesi ya da çevredeki konutlar tarafından yeniden kullanıldığını belirterek “Geç Antik Dönem’deki mozaik döşeme açılmış, beğenilmiş ve bunun üzerine mekanlar inşa etmişler” dedi.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler