ArkeolojiTaş Tepeler’de fallik sembolizm

Taş Tepeler’de fallik sembolizm

17.03.2026 - 03:32 | Son Güncellenme:

Neolitik Çağ’ın ilk aşamalarında, yerleşik yaşama geçiş sürecindeki toplumlarda fallik sembolizmin ritüel faaliyetlerinin merkezinde yer aldığı anlaşılıyor.

Taş Tepeler’de fallik sembolizm

Heval Bozbay -  Şanlıurfa Müzesi’nin devasa salon ve koridorlarında dolaşırken, Neolitik Çağ seksiyonunun loş bir odasında, yalnız başına sergilenen, etkileyici bir heykelle karşılaşırsınız; eski ismiyle Urfa Adamı, yeni ismiyle Balıklıgöl Heykeli. 1990’lı yıllarda Şanlıurfa’da Balıklıgöl civarındaki bir inşaat kazısında bulunan bu heykel, ilk bulunduğunda bir hayli kafa karıştırmıştı. Bir inşaat kazısında bulunduğu için arkeolojik bağlamı belirsizdi. Dönemi, üslubu, ikonografisi bakımından da başka hiçbir heykel geleneğine benzemiyordu. Mezopotamya, Yunan, Roma vd uygarlıkların heykel geleneğine göre fazlasıyla “kaba”; daha önceki dönemler içinse fazla “gelişkin”di.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Çok değil, 30 yıl öncesine kadar, Neolitik Çağ’da bu tür heykellerin yapıldığına kimseyi inandıramazdınız, arkeologları bile. Ancak önce 80’lerin sonunda Nevala Çori, daha sonra 90’ların ortasında başlayan ve halen devam eden Göbeklitepe’de benzer üslup ve ikonografiye sahip heykel ve diğer sanat eserleri ortaya çıkarıldıkça, Balıklıgöl Heykeli’nin de Neolitik Çağ’ın ilk aşamalarına ait olduğu kesinlik kazandı.

Balıklıgöl Heykeli, birçok bakımdan “ilginç” bir heykel. İlk ortaya çıkarıldığı zamanlardaki gibi, bugün de çeşitli analiz ve tartışmaların odağında yer almaya devam ediyor. Gerçek insan boyutlarında ve formunda yapılmış bilinen en eski heykellerden biri. Sonradan kırılarak üç-dört parçaya ayrılmış. Ayakları yok, açık ki bir platform vb.nin içine yerleştirilecek şekilde tasarlanmış. Yüz hatları belirsiz, ağzı, saçı ve sakalı yok. Göz oyuklarına obsidyen parçaları yerleştirilmiş. Bir hayli hacimli olan burnu da büyük oranda kırık. Göğüs kısmındaki açık V biçimli iki kabartmanın takı, giysi yakası veya göğüs kemikleri olabileceği varsayılıyor. Ellerinin göbek hizasında birleştiği yerde, tüm odağı cinsel organına (fallus) çekiyor. Parmakları ve fallusu, hafifçe yana kıvrılan kuyruğuyla bir akrebi tasvir ediyor aynı zamanda. Akrebin Göbeklitepe’de sık görülen bir figür olduğunu, ayrıca birçok kültürde cinsellikle ilişkili bir sembol olduğunu not edelim. Heykelin arka kısmı ise büyük oranda kabaca bırakılmış.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Taş Tepeler’de fallik sembolizm

Karahantepe Heykeli

Haberin Devamı

Balıklıgöl Heykeli’yle benzer üslup ve ikonografiye sahip olan ancak onun aksine, gün ışığına çıkarıldığı ilk günden itibaren ilgi odağı haline gelen bir başka heykel, 2023 yılında Karahantepe’de bulundu. Orijinalinde bir sekinin içine oturur pozisyonda yerleştirilmiş olan heykel, içinde yer aldığı yapı “gömülerek” kapatıldığında, bu işlemi yapanlar tarafından kırılarak, birkaç parça halinde yapının molozları içine atılmış. Bu uygulamaya Nevala Çori, Göbeklitepe gibi yerleşmelerde de rastlanıyor. Uzmanlar tarafından birleştirilerek orijinal yerine konulan heykel, muhtemelen Karahantepe’de sergilenmeye devam edecek.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Karahantepe Heykeli, iki metreyi aşan yüksekliğiyle ortalama insan boyundan daha uzun. Gövdesine oranla büyük olan başı saçlı veya bone benzeri bir başlıkla kapatılmış. Ağız kısmı kırık olduğu için orijinalinde bir ağzı var mıydı belirsiz. Yine bir hayli büyük yapılmış burnu da kırık. Çenesinin altında sakalı andıran bir çıkıntısı var. Göğsünün üst kısmında yine açık V biçimli bir kabartma mevcut. Kaburga kemikleri adeta ölü bir bedenmişçesine gösterilmiş. Kasık bölgesinde birleşen elleri -bu defa herhangi bir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde- ereksiyon halindeki fallusunu gösteriyor. Fallusu da heykel kırılırken adeta bilnçli bir şekilde kırılmış.

Haberin Devamı

Fallus odası

Karahantepe’de fallik sembolizmle ilgili bir başka bulgu ise mimari alanından geliyor. Yerleşmede bugüne değin ortaya çıkarılan en büyük yapının hemen bitişiğinde, anakayaya oyulmuş, oval planlı, yere gömük bir yapının içerisinde, 11 adet fallus biçimli dikme bulunuyor. Yapının uzun duvarına ise kabartma bir insan başı yapılmış. İki yandan merdivenle inilip çıkılan yapı, bitişiğindeki büyük yapıyla beraber, muhtemelen birtakım törenlerde kullanılan bir kompleksin parçasıydı.

Haberin Devamı

Sayburç sahnesi

Neolitik Çağ başlarına ait bir başka çarpıcı sanat eseri Taş Tepeler’den biri olan Sayburç’ta ortaya çıkarıldı. Kısmen ana kayaya oyularak yapılmış, yuvarlak planlı bir yapının sekisinin ön yüzünde, insan ve hayvan figürlerinin alçak kabartma yöntemiyle işlendiği bir sahne vardır. Sahnenin sol tarafında, bir boğa ile mücadele halindeki bir insan betimlenmiştir. Bu yazı bağlamında daha ilgi çekici olan figür ise, sağ taraftaki sahnenin merkezindedir. Karahantepe Heykeli’yle neredeyse aynı pozisyonda duran bu erkek figürü, iki yandan leopar benzeri hayvanların saldırısı altındadır. O ise adeta istifini hiç bozmadan, ellerini önünde kavuşturmuş, bir eliyle de erekte haldeki fallusunu göstermektedir. Göğsünün üst kısmında yine açık V biçimli iki çizgi, yüzünde ise muhtemelen bir maske vardır.

Haberin Devamı

Taş Tepeler’de fallik sembolizm sadece bu heykel ve kabartmalardan ibaret değil. Bu yerleşmelerde yüzünüzü çevirdiğiniz herhangi bir yerde fallik bir anıştırmaya rastlamanız işten bile değil. Örneğin en başta, bu yerleşmelerdeki özel yapıların tümünde şaşmaz bir şekilde görülen dikilitaşlar, birçok araştırmacı tarafından fallik semboller olarak yorumlanıyor. Dikilitaşların üzerindeki hayvan kabartmalarının çoğu da belirgin bir şekilde itifalliktir -bu terim hayvanlar için geçerliyse. Göbeklitepe’nin efsanevi keşfedilme hikayesine konu olan heykel de yine fallusu erekte bir biçimde gösterilen bir erkek heykelidir ki halen Şanlıurfa Müzesi’nde sergilenmektedir. “Taş Tepeler” kültür çevresinin uzağında olmakla birlikte, Neolitik Çağ’a ait diğer yerleşmelerde de fallik sembolizmin varlığını gösteren çok sayıda bulgu ortaya çıkarıldı.

Taş Tepeler’de fallik sembolizm

Fallusun anlam(lar)ı…

Neolitik Çağ’ın ilk aşamalarında, yerleşik ve çiftçi yaşama geçiş sürecindeki toplumlarda fallik sembolizmin ritüel faaliyetlerinin merkezinde yer aldığı anlaşılıyor. Peki, tüm bu heykeller, kabartmalar, dikili taşlarla adeta “gözümüze sokulan” bu fallik sembolizm ne anlama geliyor? Günümüzde sansürlediğimiz, müstehcen olarak yaftalamaya meyilli olduğumuz bu simge, Neolitik Çağ’da ne ifade ediyordu?

Bu soruların en dolaysız cevabı “Bilmiyoruz!” olurdu. Bu zengin sanatsal repertuar içerisinde ortak bir sözdizimi, tekrar eden bir görsel gramer olduğu çok açık. Bu betimler bir şeyin basit göstergesi değil; birden fazla anlam katmanını aynı anda taşıyan, karmaşık bir sembolik dilin yansımaları. Bu dili anlamak için elimizde henüz yeterli veri yok. Sembollerin bir kısmını okuyabiliyoruz; ama tüm yorumlarımız, kaçınılmaz olarak çağdaş perspektifimizden süzülüyor. Geçmişe kendi cinsiyet, cinsellik, ahlak ve din anlayışlarımızı yansıtarak bakıyoruz. Örneğin bu yazı bağlamında yalnızca fallik sembollere odaklanırken, dişil öğeye işaret eden sembolleri ve bunların fallus ile iç içeliğini büyük ölçüde göz ardı ettik. Oysa Neolitik Çağ sembolik sisteminin tam resmi, büyük olasılıkla bu iki kutbun birlikte okunmasını gerektiriyor.

Yine de bu soruları tamamen cevapsız bırakmamak adına şunu söyleyebiliriz: Kültür ve inanç tarihinde fallus, penisin biyolojik işleviyle ilişkili bir kavramlar demetini sembolize etmek için kullanılmıştır. Erkeklik, cinsel olgunluk, varoluş ve sürekliliğin yanı sıra -ve belki daha merkezi olarak- sosyo-politik güç ve iktidar. Bu son nokta, dilin kendisinde de izini bırakmıştır; birçok dilde erkeğin cinsel yeterliliği ile sosyo-politik gücü ifade etmekte kullanılan kelimeler (erk, iktidar, potency, qudret, kraft vb) aynıdır. Fallusun kültür tarihindeki en yaygın karşılığı ise bolluk, bereket ve üremedir. Antik Mısır'da Min, Hint mitolojisinde Şiva, Yunan mitolojisinde Hermes ve Dionysos… Doğanın üretken gücüyle ilişkili bu ilahi figürler çoğunlukla itifallik olarak tasvir edilmiştir.

Burada özetlenen kültür tarihi ve mitoloji verileri, Neolitik Çağ’ın fallik sembolizmini anlamak için hazır bir anahtar sunma amacı taşımıyor. Fallus; mitoloji, sanat, toplumsal cinsiyet çalışmaları ve psikanaliz gibi birçok alanda kapsamlı araştırmalara konu oldu. Neolitik Çağ’ın bu karmaşık görsel gramerini ve fallusun oynadığı merkezi rolü anlamak ve kestirme yorumlar yapmamak için, tüm bu kültürel birikime başvurmamız gerekiyor.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler