Aşı karşıtlığı neden var?

Koronavirüs salgınına karşı dünyanın pek çok yerinde aşılama çalışmaları devam ediyor. Ancak dünya genelinde aşılananlar kadar aşı karşıtı olanların da sayısı bir hayli fazla. Peki aşı karşıtlığı neden var? Ortaya atılan komplo teorileri neler? İnsanlar neden aşı olmaktan korkuyor? Gelin Molatik olalım...

Aşı karşıtlığı neden var?

Büyük bir planın parçası mıyız?

Büyük bir planın parçası mıyız?

Dönem dönem dünyanın yönetim şekli ile ilgili komplo teorileri yükseliyor. Kimilerimiz daha realist bir şekilde yaklaşırken kimilerimizin daha şüpheci olduğunu görüyoruz. Koronavirüs'ün hayatımıza girdiği ilk günden beri bu iki grubu çok ciddi bir şekilde hissettik. Kimilerimizin Koronavirüs'ün çok büyük bir plan olduğunu düşündü ve bu planın bir parçası olmamak için virüse, maskeye en sonunda da aşıya direndi. Kimilerimiz ise bunun bahsedildiği gibi büyük bir ihmarkarlık olduğunu düşündü ve koyulan kurallara bulunan aşılara razı geldi. Biz hangisinin doğru olduğunu söyleyecek yetkiye sahip değiliz. Fakat Koronavirüs'ün ve beraberinde virüse karşı yapılan aşıların büyük bir plandan ibaret olduğunu düşünenlerin sayısı dünya genelinde azımsanamayacak kadar çok fazla. 

'DNA'mız ile oynanacak' korkusu

'DNA'mız ile oynanacak' korkusu

Koronavirüs aşısına dair endişelerin başında aşıların DNA'mızı değiştireceğine ilişkin iddialar yer alıyor. Özellikle sosyal medyada en çok karşılaşılan söylentiler arasında yer alıyor diyebiliriz. BBC tarafından üç bağımsız bilim insanı ile yapılan çalışmada bilim insanları bu iddiaya karşı bazı açıklamalar yaptılar. Bilim insanlarına göre, yeni geliştirilen bazı aşılar, virüsün genetik materyalinin bir parçasını, yani genetik talimatları taşıyan mRNA'yı kullanıyor. Pfizer/BioNTech aşısı da bunlardan biri. Oxford Üniversitesi'nden Jeffrey Almond, "mRNA'yı bir insana enjekte etmek insan hücresindeki DNA'ya hiçbir etkide bulunmaz. mRNA, vücudun kendi moleküler mekanizmalarını kullanarak, hücrelere virüste yer alan proteine benzer bir protein üretmeyi öğretiyor ve bu da bağışıklık sisteminin tepki vermesini sağlıyor" diyor.

Bunun yanı sıra mRNA aşılarının tam onaylı olmadığına dair de iddialar vardı ve bu iddialar hâlâ varlığını koruyor. Bu iddialarla ilgili, daha önce hiçbir mRNA aşısının onay almadığının doğru olduğunu ancak geçtiğimiz yıllarda mRNA aşılarının insanlarda kullanılmasına ilişkin birçok çalışma gerçekleştirildiğini göüyoruz. Elbette buna ek olarak da, Koronavirüs salgını başladığından bu yana aşının tüm dünyada on binlerce kişi üzerinde denendiğini ve sıkı onay süreçlerinden geçirildiğini unutmamak gerekir.

'Mikroçip takacaklar' iddiası

   'Mikroçip takacaklar' iddiası

Koronavirüs aşılarının geneline dair en büyük iddialardan, hatta bence en ilginç olanlardan biri de aşı ile mikroçipleneceğimiz iddiası. Bu çok ciddi bir komplo teorisi ve mutlaka açıklığa kavuşturulmalı diye düşünüyorum. Bu iddianın aslında bir plan dahilinde geldiğini, Koronavirüs salgını milyonlarca kişinin vücuduna izlenebilir mikroçip yerleştirmek için bir oyun olarak planlandığı hatta bunların arkasında Microsoft'un kurucusu Bill Gates'in olduğu düşünülüyor. Oysa araştırmalar sonucunda bahsedildiği gibi 'aşı mikroçipi' diye bir kavramın olmadığını görüyoruz. Bill Gates'in gelecekte böyle bir projesi olduğuna dair de bir kanıt da yok. Bir dönem bu iddiaların aşırı yükselmesiyle de Bill ve Melinda Gates Vakfı'nın yaptığı açıklamaya göre kendilerinin böyle bir aşı mikroçipi ile ilgisi olmadıklarını görüyoruz. 

' Aşılar iç organlara zarar veriyor' iddiası

' Aşılar iç organlara zarar veriyor' iddiası

Bence açıklığa kavuşturulması gereken iddialardan biri aşıların insan vücudu için uzun vadede zararlı olup olmadığı mevzusu. Uzmanların güncel olarak yaptıkları açıklamaya göre mevcut Koronavirüs aşıların iç organlara zarar verme gibi bir durumu söz konusu değil. 

'Nüfus azaltma politikası' korkusu

'Nüfus azaltma politikası' korkusu

Büyük komplo teorilerinin ilk üçünde yer alan teorilerden biri de Koronavirüs'e bağlı ölüm sayılarını göz önünde bulundurarak bu virüsün büyük bir nüfus azaltma politikası ürünü olması ile ilgili. Nüfus azaltma politikası iddisında karşımıza yine Bill Gates'in çıktığını görüyoruz. 2010 yılında bir TED konuşmasında Bill Gates’in dünyada nüfusu azaltma manşetinden alıntı yapılıyor. Bill Gates, TED konuşmasında, “Dünyada bugün 6.8 milyar insan var. Bunun da 9 milyara doğru yolu var. Eğer aşılar konusunda çok iyi ilerlersek ve sağlık ve üreme ile ilgili sağlık hizmetlerinde... Bunu belki yüzde 10-15 kadar düşürebiliriz ama burada 1.3’lük bir artış görüyoruz” ifadelerini kullanıyor. Bu videoda yer alan ifadelerin ise konu bütünlüğünden koparıldığını görüyoruz çünkü Gates açıklamasında, aslında insan sayısını azaltmaktan değil nüfusun artış hızını azaltmaktan bahsediyor. Dünya nüfus artışının azaltılmasında karbon emisyonunu azaltacağını vurguluyor. Ayrıca, iddia edilenin aksine küresel nüfusun aşı kullanılarak öldürülmesine dair herhangi bir görüşü de bulunmuyor. Dolayısıyla bu konuda endişe edilmemesi gerektiğini de bu açıklamalarla biraz olsun netleştirmiş oluyoruz.

'Aşılarda cenin var' iddiası

'Aşılarda cenin var' iddiası

Koronavirüs aşılarına karşı gelen en saçma komplo teorilerinden biri ise aşıların insan ve hayvan ceninlerindeki bazı dokuları, özellikle de akciğer dokularını içerdiğine yönelik iddilar. Uzmanlar bunun yanlış bir iddia olduğunu söylüyor. Southampton Üniversitesi'nden Dr. Michael Head, bu söylentiyi net ifadelerle yanıtlıyor: "Herhangi bir aşı üretim sürecinde cenin hücresi kullanılmıyor" diyor. Söylentilerin ortaya çıkma nedeni ise aşı geliştirme süreçlerinde laboratuvarda üretilen bazı hücrelerin de kullanılıyor olmasıyla ilgili olabilir. Fakat düşünüldüğü gibi Koronavirüs aşılarının içinde herhangi bir insan veya hayvan ceninine rastlamak teknik olarak mümkün değil.

'Bağışıklık sistemi çöküyor' korkusu

'Bağışıklık sistemi çöküyor' korkusu

Yine bence en önemli  ve açıklanması gereken iddialardan biri de Koronavirüs aşılarının uzun vadede bağışıklık sistemini ne ölçüde etkilediği ile ilgili. Mevcut aşıların bazı yan etkileri olduğunu biliyoruz fakat iddia edildiği gibi onaylanmış hiçbir aşının hayatı riske sokacak herhangi bir hastalığa sebep olmuyor. Dünyada ölümcül bir virüsle karşı karşıya iken aşıların yarattığı geçici yan etkiler şu ana kadar büyük bir risk yaratmış değil. Aşıların yarattığı koruyuculuk oranı ile yan etkilerinin karşılaştırılması sonucu aşıların yararları, zararlarına oranla çok daha fazla etkili olduğunu görüyoruz.

Koronavirüs aşısı olan bir kişinin aşılanma sonrası bir ilaç kullanması gerekmiyor çünkü aşıların yan etki harici başka bir hastalık ürettiğine dair henüz bir kanıt yok. Aşının vurulmasıyla birlikte bağışıklık sistemi vücuda gelen virüse karşı korumak için kısa süreli bir reaksiyon gösterebiliyor. Aynı şekilde yan etkilerde tam olarak bu esnada ortaya çıkıyor ve bağışıklık sistemi virüse karşı tepki veriyor. Belli bir süre geçtikten sonra ise vücut virüsü kabul ediyor ve böylece bağışıklık sistemi güçleniyor. Belli bir süre sonrasında ise oluşan antikor seviyesine de bağlı olarak vücut virüse karşı bağışıklık kazanmış oluyor. Özetle bu bilgiler ışığında aşıların bağışıklık sistemine herhangi bir zararı olmadığı aksine aşılanmamış bir kişinin Koronavirüs'e yakalanması durumunda bağışıklığın daha kötü bir şekilde etkileneceği yorumunu yapabiliriz.

Aşılar doğurganlığı etkiliyor mu?

Aşılar doğurganlığı etkiliyor mu?

Dünya genelinde sık rastlanan komplo teorilerinden biri de Koronavirüs aşılarıın doğurganlığı etkilediği ile ilgili. Bu endişe ile ilgili uzmanlar dünyanın çeşitli bölgelerinde çeşitli araştırmalar yürütüyor. Bu araştırmalardan biri Miami Üniversitesi Üroloji Bölümü'nden geliyor. Miami Üniversitesi'nin yaptığı çalışmaya 45 erkeğin dahil edildiği görüyoruz, bu çalışmada mRNA aşısı olanların sperm sayısı ile hareketliliğinde artış olduğu gözlemleniyor. Yani üremeyi olumsuz değil olumlu anlamda etkiliyor. Öte yandan Türk Androloji Derneği Onursal Başkanı Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu ise aşının değil, virüsün üreme sistemini kötü etkilediğini vurguluyor. Özetle diğer aşılarda olduğu gibi Kovid-19 aşılarında da bu yönde bir bulgu ya da bilgi henüz bulunmamakta.

Aşı karşıtlığı son bulur mu?

Aşı karşıtlığı son bulur mu?

Sizler için Koronavirüs aşılarına dair mevcut komplo teorilerinden en yaygın olanlarını derledik. Mevcut iddialarla ilgili komplo teorisi ifadesini kullanıp ötekileştirme yapmak değil niyetimiz, insanlar çok doğal bir şekilde endişeli. Mevcut endişeleri gidermek ve aşılara karşı bir güven inşa etmek ise belirli bir süreç istiyor. Aşı karşıtlığı son bulur mu veya bu süreç ne kadar sürer bilmiyoruz fakat bildiğimiz bir şey var ki o da korkmamak gerektiği. Elbette endişelerin olması çok normal fakat bu süreçte en sağlıklısı herkes güvendiği yetkililerin açıklamalarını takip etmeli, daha çok araştırmalı ve sakin kalmalı...
 

twitter.com/betulyaseminn
instagram.com/betulyaseminkeskin
blykeskin@gmail.com

 

Bu makaleye ifade bırak