Bilgi RehberiCuma Hutbesi 16 Ocak 2026: Diyanet ile bu haftaki Cuma Hutbesi konusu nedir?

Cuma Hutbesi 16 Ocak 2026: Diyanet ile bu haftaki Cuma Hutbesi konusu nedir?

16.01.2026 - 07:59 | Son Güncellenme:

16 Ocak 2026 Cuma hutbesinin konusu açıklandı. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan ve ülke genelindeki camilerde okunacak bu haftaki hutbede “din istismarı” konusu ele alındı. Hutbede; dinin aşırılık, hurafe ve çıkar amaçlı kullanımlarla zarar gördüğüne dikkat çekilirken, İslam adına yapılan bozgunculukların toplumsal birlik ve beraberliği tehdit ettiği vurgulandı. İşte 16 Ocak 2026 tarihli cuma hutbesinin tam metni…

Cuma Hutbesi 16 Ocak 2026: Diyanet ile bu haftaki Cuma Hutbesi konusu nedir

Diyanet İşleri Başkanlığı, 16 Ocak 2026 Cuma hutbesinde önemli mesajlar verdi. Bu haftaki hutbede, din kisvesi altında yapılan istismar ve aşırılıklara karşı uyarılar ön plana çıktı. İslam’ın özünden uzaklaşan hurafe ve yanlış uygulamaların dine zarar verdiğine dikkat çekilen hutbede, sağduyu, bilinç ve sahih din anlayışı vurgulandı. Peki cuma hutbesinde hangi mesajlar verildi? İşte bu haftanın cuma hutbesinin tamamı…

Haberin Devamı
Haberin Devamı

DİN İSTİSMARI

Muhterem Müslümanlar!

İnsanın yaratılış hikmetlerinden biri, yeryüzünü imar etmektir. İnsan; sahih dini bilgiye ulaştığı ölçüde hikmet üzere bir hayat inşa eder. Bu bilgiden uzaklaşıp heva ve hevesin, cehaletin ve hurafelerin peşine düştüğünde ise, imar yerini ifsada, ıslah yerini bozgunculuğa bırakır.

Aziz Müminler!

Yüce dinimiz İslam, aşırılığı reddetmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, “Ey insanlar! Dinde aşırılıktan sakının. Çünkü sizden öncekileri dinde aşırılık helâk etti”1 buyurmaktadır. İslam, Müslümanların orta yolu tutmalarını, dengeli bir hayat sürmelerini istemektedir. Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de, “Siz insanlara şahit olasınız, Peygamber de size şahit olsun diye sizi aşırılıklardan uzak bir ümmet kıldık”2 buyurmaktadır. Durum böyleyken barış ve esenlik dini İslam’ın yüce değerlerini istismar edenler, geçmişte olduğu gibi bugün de varlığını sürdürmektedir. Bu kimselerin asıl gayesi; din kisvesi altında İslam toplumu içinde fitne ve fesat çıkarmak, Müslümanları birbirine düşürmektir.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Kıymetli Müslümanlar!

Haberin Devamı

Dini istismar edenler, kendilerini dinin tek temsilcisi gibi sunarlar. İslam’ı kendi düşüncelerine hapsederler. Sahih dini bilgiye dayanmayan görüşlerini desteklemek için Kur’an-ı Kerim’i ve sünnet-i seniyyeyi gerçek anlamından koparıp keyfi yorumlara yönelirler. Ayrıştırıcı ve dışlayıcı söylemlerini kabul ettirebilmek için hadis-i şerifleri devre dışı bırakmaktan çekinmezler. Şirk, tekfir ve cihad gibi kavramları, cana kıymaya ve Müslümanları katletmeye aracı kılarlar. Kendilerini ıslah edici, tevhidin savunucuları olarak tanıtan bu grupların asıl yüzünü Kur’an-ı Kerim şöyle haber vermektedir: “Onlara ‘Yeryüzünde düzeni bozmayın’ denildiğinde, ‘Biz yalnızca ıslah edenleriz’ derler. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar.”3

Haberin Devamı

Değerli Müminler!

Haberin Devamı

Dinin sahibi Yüce Allah’tır. İslam’ı en doğru şekilde yaşayan Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’dir. İslam’a göre, hiç kimse kendini, Allah ve Resûlü’nün yerine koyamaz. Onlar adına hüküm veremez. Geleneğimizden gelen dini ve tarihi birikimi yok sayamaz. Hiç kimse, dinin asıl temsilcisi olarak kendini göremez. Mutlak doğrunun sadece kendisine ait olduğunu iddia edemez. Şirk ve küfür isnadıyla bir Müslümanı iman dairesinin dışına çıkaramaz. Onun canına, malına ve namusuna kastedemez.

Haberin Devamı

Aziz Müslümanlar!

Maalesef, bugün, Müslüman toplumlar, İslam’ı kendi tekelinde gören, kendinden olmayanı dışlayan tehlikeli bir anlayışla karşı karşıyadır. Dijital mecralarda Müslüman gençlerin zihinlerini bulandırmaya, barış dini İslam’ı şiddetle yan yana göstermeye çalışan bu aykırı gruplar, artık küresel bir problem haline gelmiştir. Birlik ve beraberliğimizi tehdit eden, geleceğimizi karartmak isteyen bu yapılara karşı dikkatli olmalıyız. Gençlerimizin sahih dini bilgiyi, doğru yöntem ve metotlarla, ehil kişilerden almalarına özen göstermeliyiz. Kur’an-ı Kerim, sünnet-i seniyye ve medeniyetimizden neşet eden İslami geleneğimize sahip çıkmalıyız. İslam’a ve Müslümanlara en büyük zararı verenlerin; dinimizi, değerlerimizi ve kavramlarımızı istismar edenler olduğunu unutmamalıyız.

 

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler