Geri Dön

Afrika'nın kuzeyinde eğlence ve lezzet

tercih ettik. Bora'dan bir şikayetim yok ama Fas'ta bizi karşılayan F&S Turizm yetkilisi Oktay Bey'in adını duyarsanız benden size nasihat, koşa koşa uzaklaşın. Ben kendimi zor tuttum. Adam üç gün aynı pantolon ve kazakla gezdi. Elinden sigara düşmedi. Konuşurken iki elini de pantolon cebinden çıkarmadı. İnsanları kendi beğenileri ve menfaati olduğu yerlere yönlendirdi. Şimdi Fas'a giden her Türk vatandaşına o da beni şikayet edecek. Ama ben neysem oyum. Gezide tanıştığım Kenan ve Nevzat Ulusoy kardeşler bu seyahatin artısı oldu. Sayfada gördüğünüz tüm fotoğrafları Kenan çekti. Ben Fas'ı gözümde çok büyütmüşüm bu arada. Belki de mevsim gereği, iki gün yağmur da yağınca Fas'ı hayal ettiğim gibi bulamadım. Önce Casablanca'ya gittim. İstanbul-Casablanca uçusu beş saat. Casablanca'dan da kara yoluyla dört saat daha gidip Fes'e ulaşıyorsunuz. Ben hava yolunu tercih ettim. Yarım saat ve bilet 100 YTL. Bir gece, filmlerde izlediğim Casablanca'yı gezmek istedim ama minik bir sarayı andıran Le Royal Mansour Meridien'den çıkamadım. Çünkü Casablanca'da hırsızlık çokmuş. Otel muhteşemdi. Barı, restoranı harikaydı. Sabah kahvaltısı piyano eşliğindeydi. Yani gitmek zorunda kalırsanız Le Royal Mansour Meridien Casablanca ideal bir otel. Tabii gezip görülecek birkaç yeri de var. Ama gündüz. Dünyanın en büyük camii Hasan 11 ücretli ve namaz saatlerinde açık. Muhammed V Meydanı, Birleşmiş Milletler Meydanı. Başka da görecek bir şey yok. Bayramda dört günlüğüne Fas'a gittim. Gündem yoğun olduğu için yazamamıştım. Ama 2008'in ilk pazar gününde size Fas'tan, kızıl kent Marakeş ve hayal kırıklığına uğradığım Casablanca'dan söz edeyim istedim. Gezigen Turizm'in patronu Bora Taşkaya arkadaşım olduğu için ben ve dostlarım Gezigen'i Yarım saatlik bir uçuştan sonra Marakeş'e geldim. Havaalanında ortada kaldım. Oktay Bey'in beni karşılayacağını söylediği rehber yoktu. De Luxe olarak yer ayırttıkları otel Ryad Mogado Agdal, şehir merkezinin dışında, inin cinin top oynadığı bir yerde kocaman bir tatil köyüydü. Yazın cennet olabilir ama biz 15 kişiydik, kalanlar oteli korku filmlerindeki şatoya benzettiler. Marakeş'te fakirlik had safhada. Ülkenin yarısı okuma yazma bilmiyor ama yoldan geçen herkes şakır şakır Fransızca konuşuyor. Toprağın renginden dolayı Marakeş'in neredeyse tamamı kızıla bürünmüş halde. Tüm binalar çatısız. Şehirden çıktığınızda muhteşem villalar var. Değerleri 1 ila 3-4 milyon dolar arasında. Alain Delon, Madonna, Cher'in evi burada. Bunlardan biri de Ayşegül Nadir'e ait. Ama bayramda Türkler çok geldiği için bizim olduğumuz tarihte Ayşegül Nadir, yeni eşiyle Amerika'ya gitmiş. Şehrin en önemli yerlerinden biri Menara Köşkü. Köşkün hemen önünde yer alan üç metre derinliğinde büyük havuz, dağlarındaki karların erimesiyle gelen suların toplandığı bir su deposu. Havuzun bir ucunda dönemin kralı Al Mansuri Dehbi tarafından yapılan köşk var. Etrafı zeytinliklerle çevrili, içinde sazanların bulunduğu havuz özel günlerde düzenlenen ses ve ışık gösterileriyle Marakeş'in en önemli mesirelerinden biri. Kızıl şehir: Marakeş Çarşının karşısındaki Kutubiye Camii Marakeş'in sembolü. Caminin minaresi 70 metre yüksekliğinde. Fas'taki camileri, Türkiye'dekilerden ayıran tek özellik, minareleri. Minareleri bizdekinin aksine yuvarlak değil, dikdörtgen kule şeklinde yükseliyor. Bizdeki minarelerin en ucundaki hilal, Fas'takilerde üç ya da beş arasında değişiyor ve metal toplar halinde. Yahudi mahalllesi olan Mellah'ı geçince karşınıza Bahaia Sarayı çıkıyor. Marakeş'in en canlı yerlerinden biri Jemaa el Fnaa Meydanı. Hemen her gün oraya indim. Yerel halk, meydanı, Kıyamet Meydanı ya da ölülerin buluştuğu yer olarak adlandırıyor. Çok renkli bir meydan. Gündüzleri yılan oynatıcılar, falcılar, geleneksel dansçılar birbirine karışıyor. Yalnız buradaki satıcıların fotoğraflarını çektiğiniz ya da videoya aldığınızda kıyamet kopuyor, bahşiş istiyorlar. Bu meydan bizim Mısır Çarşısı gibi. Çeşitli baharatçılar minik tezgahlarda hizmet veriyor. Hurma çeşitlerine bayıldım. Hava karardıktan sonra bu meydan dünyanın en büyük açık hava restoranına dönüşüyor. Fas'a özgü tatlar bu restoranlarda satılıyor. Ben yiyemedim ama bir tek boş sandalye yoktu. Kimi kamyonetlerin kasasına, kimi at arabalarının üzerine kurulan minik lokantalar ise ilginç. Kutubiye Camii ve Kıyamet Meydanı Bizim Kapalıçarşı gibi Souk Çarşısı. Jemaa El Fnaa Meydanı'na bitişik. Aman dikkat kaybolabilirsiniz. Çünkü çook büyük. Her an kolunuzdan biri çekebilir ve sizi sürükleyip ya bir antikacıya ya da haşhaş, Viagra satan bir dükkana götürmek isteyebilir. Bu çarşının arka tarafları Beyoğlu'nun karanlık sokakları gibi. Marakeş'e özgü uzun erkek entarisi Cellaba, kilimler, deri ürünleri, el işleri, takılar, yine Fas'a özgü terlik olan babuş burada satılıyor. Fas'a özgü nane çayını çarşı içinde yer alan mini kahvelerde içebilirsiniz. Bu arada sakın ola pazarlıksız alışveriş yapmayın. Çünkü aldanabilirsiniz. Çantanıza da sahip çıkın. Çarşı içinde Ethno Art Gallery'e mutlaka uğrayın. Souk Elkebir Semmarine'de harika mallar var, pazarlık yapın, yarı fiyatına alabilirsiniz. Ethno Art Gallery kaçmaz. Souk Çarşısı'nda dikkat Fas mutfağını çok sevdim. Bol baharatlı Endülüs, Berberi, Fransız ve Osmanlı etkisindeki yemekleriyle dünyanın en iyi mutfaklarından. Kimyon, kişniş, safran, açık biber, sarımsak, zencefil, tarçın ve kırmızı biber bolca kullanılmış. Ras El Hanout adlı yüzlerce baharatın karışımından elde edilen kuru baharat harmanı çok kullanılıyor. Yemekler genellikle pişirildikleri toprak kaplarda masanın ortasına konuyor. Masadaki herkes aynı tabaktan yemek yiyor. Bu Fas'ın geleneği, yoksa restoranlarda herkese ayrı şık kaplarda yemek geliyor. Sarımsak, biber, caraday tohumları, zeytinyağı ile tuzdan oluşan ve Harissa adlı ezme yaygın kullanılan bir çeşni. Tajin fasın en yaygın yemeği. Ben bayıldım. Pişirildiği toprak kapta servis edilen Tajin, et, tavuk, balık, taze mevsim sebze ve meyvelerinden yapılıyor. Küp şeklinde kesilmiş etler, kuru erik, zeytin, limon kabukları, egzotik otlar ve bolca baharatla tatlandırılıyor, kömür ateşinde pişiriliyor. Yemeğin ardından taze mevsim meyveleri servis ediliyor, yemeğin sonunda nane çayı geliyor... Mutlaka görmeniz ve gitmeniz gerekli yerler arasında Jardin Majorelle Et Musee D'Art var. Burası dünyaca ünlü modacı Yves Saint Laurent'ın eviymiş. Bitki müzesine dönüştürülmüş. İçinde bir cafe ve butik var. Canım çıkmak istemedi. Yalancı cennet gibi. Yemek konusuna gelince tek adres Argana! Cafe&Restaurant olan Argana Souk Çarşısı'nın başlangıcında, iki katlı bir yer. Terası var, servis biraz aksıyor ama yemekler güzel ve diğerlerine oranla hijyenik. Argana tel: (212) 044 44 53 50. Mabrouka'da yine bir kompleks, sinema, cafe ve restoran olarak Bab Agnaou var. Pizza ve Avrupa yemekleri ağırlıkta olan bir diğer adres de V1 Muhammed Caddesi'ndeki Le Six. Bu caddeyi mutlaka görün. Fiyatlar çok iyi. Ayrıca Fas'ta eğlenceyle yemek İstanbul ve Avrupa'ya göre ucuz. En favori üç yer ise rezervasyonsuz alınmayacağınız şu adresler: Yacout, harika bir yer. Keyifli, şık ve kaliteli. Al Jamal, Cahide Cabaret, 29 ayarında. Fas'a özgü yöresel yemekler, özellikle kuskus ve kuzu etine bayıldım. Yalnız gitmek için Beyoğlu'nun arka sokaklarından geçer gibisiniz. Önce ürküyorsunuz ama sonra minik bir saraya giriyorsunuz adeta. Limitsiz şarap kişi başı 125 YTL. Burada Zkhırı'ı bulun. Ayşegül Nadir ile Fas'a giden pek çok Türk'ün favori yeri Le Foundouk bana biraz sıradan geldi. Ama şık bir restoran ve bar. Yemekler iyi. Kişi başı 150 YTL, limitsiz içki. Burası Akdeniz mutfağı ağırlıkta. Son önerim Comptoir. İki katlı. Alt kat yemek, üst kat bar. Yemekler Fransız ve İtalyan ağırlıklı. Gecenin belli bir saatinde 7 dansöz çıkıp şov yapıyor. Gece yarısı da aynı şov barda sürüyor. Vaktiniz varsa ilginç Müthiş bir şov ve çok keyifli, Chez Ali. Ben bayıldım. Tur şirketinin 120 YTL'ye sattığını siz Fransızcanız varsa 50 YTL'ye satın alabilirsiniz. Fantastik. Yöresel kıyafetlerle harika dans gösterileri. Uçan halı. At cambazlarından akrobasi, çadırlarda harika yemekler ve açık alanda ışıklar altında nefis bir şov kaçmaz. Bu arada verdiğim tüm telefonlar Fas'tan aranıldığı şekilde, bilginize. Evet, yazılacak daha çok şey var ama benden bu kadar. Hoş kalın.... Eğlence ve yemek... sdudek@posta.com.tr

22 Şubat 2020 Magazin Haberleri Bülteni22 Şubat 2020 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber