İzleyici koş koşşş... ‘Yalan Dünya’nın ‘Gülistan’ı, ‘Not Defteri’nin ‘Mahir Öğretmen’i, ‘Kocamın Ailesi’nin sahtekar ‘Engin’i, ‘Kollama’nın ‘Vatoz Murat’ı, ‘Ulan İstanbul’un iddiacı züppesi ‘Karhan Hamut’; topla bakmayın, böyle tanımladığım için. Ama “Hasibe Eren, Fatih Al, Murat Okay, Gökçer Genç ve Tuna Kırlı, Oyun Atölyesi’nde ‘Dolu Düşün Boş Konuş’ adlı oyunda harikalar yaratıyor” deseydim muhtelemen bu giriş, milyonlarca takipçisi olan diziler kadar ilgi çekmeyecekti.
Mesela şunu da söyleyemem:
‘Dolu Düşün Boş Konuş’, sistemin yarattığı nevrotik kaygılarımızı ve içimizdeki gerçekler ile örtündüğümüz sahte benliklerimizin karşıtlığı üzerine inşa edilmiş bir kara komedi.

HALUK BİLGİNER DE 2002’DE OYNAMIŞTI
Onu da şöyle söylemek lazım: Hani içimiz ayrı dışımız ayrı konuşur ya, hani mutlaka yapmamız gerekenler ya da dayatılanlar vardır ama bir de aslında yapmak istediklerimiz...
Hah, işte onu anlatıyor oyun... Hem de son derece akıcı bir dille.
Steven Berkoff’un yazdığı oyunu Haluk Bilginer çevirmiş, ki zaten 2002 yılında kendisi de oynamıştı.
Rol arkadaşları da Zuhal Olcay, Bülent Emin Yarar, Şenay Gürler ve Sermiyan Midyat’tı.
Temponun hiç düşmediği oyun iki perde ama dört, altı bile olsa izlenir.
Oh be şu ahir hayatta ‘gerçek oyunculuk’ dedikleri neymiş, ben de gözlerimle gördüm ya; ölsem de gam yemem artık.
Şu saatten sonra bizim memlekette bir ‘The Birdcage’ yani ‘Kuş Kafesi’ çekilse, Robin Williams’ın rolüne Murat Okay’ın üzerine de oyuncu tanımam.
Çıkarken, “Ay ne güldük ne güldük” diyordum etrafıma ama kafamda tek bir soru vardı:
Tiyatro salonunda böyle katıla katıla gülmek ayıp mıdır acaba... Rezil mi oldum etrafa?
Bak yine içim ayrı dışım ayrı konuştu.

DOMINGO’YU İZLEMEK İÇİN 3 NEDEN VEREYİM

Andre Rieu’nun ardından şimdi de bir başka yıldız geliyor buralara.
Pek tabii tıpkı Rieu gibi o da bir Madonna, bir Rihanna kadar yer bulamayacak gazete sayfalarında, o yüzden ben yazayım istedim.
Efendim 19 Ocak’ta Ülker Sports Arena’da konser vermek üzere ‘halka operayı sevdiren insan’ olarak tarihe geçen, 9 Grammy ödüllü İspanyol tenor Placido Domingo Türkiye’ye geliyor.
Bilen biliyor ama bilmeyene neden bu konseri kaçırmaması gerektiğini üç cümleyle anlatayım...
Birincisi: ‘Operanın yaşayan efsanesi’ olarak tanınan Domingo, 74 yaşında. Belki de bir daha kendisini canlı dinleme fırsatımız olmayacak.
İkincisi: Tam 144 farklı ses rengi var, ki dünya rekoru hâlâ onda.
Üçüncüsü: Domingo, dünyanın sanat kalbinin attığı Los Angeles Operaevi’nin genel direktörü. (Bir de hâlâ çok yakışıklı) Ötesi var mı?