AB elçilerinin Van-Bahçesaray ziyareti programı, üzücü haberlerle ve iptallerle geçti. Bahçesaray’a gidemedik, ancak Van’da dolaştık. Akdamar adasında fırtınaya tutulduk. Her şeye rağmen Van, her zamankinden güzeldi

Akdamar’ın ahı tuttu


AB elçilerinin Van-Bahçesaray ziyareti programı, üzücü haberlerle ve iptallerle geçti. Bahçesaray’a gidemedik, ancak Van’da dolaştık. Akdamar adasında fırtınaya tutulduk. Her şeye rağmen Van, her zamankinden güzeldi



Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın AB Büyükelçileri ve eşleriyle Van-Bahçesaray ziyaretini izlemek üzere cuma günü bir grup gazeteci yola çıktık. Programın Fekiye Teyran Festivali bölümü, hepimizi üzüntüye boğan haberler nedeniyle iptal edildi.
Yine de bu kadarı bile elçilerin bölgeyi tanıması açısından önemli. Vanlılar’ın sık sık dediği gibi “Tarihi bir gün”dü, çünkü daha önce bu kadar üst düzey bir AB heyeti ağırlamamışlardı. İşte Van gezisinden notlar...

Islak yolculuk
- Van Gölü’ne halk ‘deniz’ diyor. Yerden göğe kadar haklılar çünkü devasa gölün ucu bucağı görünmüyor. Rengi turkuvazın farklı tonlarında, göl kıyısında ise havanın bozmasına aldırmadan suya atlayan çocuklarla dolu. Gölün etrafını dağlar (en heybetlisi Süphan) ve yeşillikler çevreliyor. Hele gün batımında inanılmaz güzellikte bir görüntüsü var.
- Akdamar Adası’na Gevaş’tan gitmek için teknelere bindik. Kiliseyi dolaşırken havanın rengi kurşuni griye döndü ve müthiş bir rüzgar çıktı. Apar topar bindiğimiz teknelere bir türlü sığamadık ve tam dört kez bir tekneden diğerine aktarıldık.
- Akdamar Kilisesi, 100 yıldan sonra ilk kez 19 Eylül’de ibadete açılacak, ayin yapılacak. Teknede sohbet ettiğim Türkiye Ermenileri Patrikliği Ruhani Meclis Başkanı Başpiskopos Aram Ateşyan, belki daha sonra vaftiz ve düğün gibi organizasyonlar için de Akdamar Kilisesi’nin kullanılabileceğini söyledi.
-Tabii böyle bir gezide protokole göre tekne adabı değişiyor. Ancak birdenbire patlayan fırtına nedeniyle protokol falan kalmadı. Yaklaşık 20 kişilik korumalarla birlikte 100 kişilik heyet, üstünü sadece bir tentenin örttüğü teknelerde ıslak ve neşeli bir yolculuk yaptı.

Sudaki arsenik
- Van Gölü’ndeki Offshore Yarışı’nı izlemeye Su Sporları Merkezi’ne gittik. İnşaatı tamamlanmamış yolları haricinde pek havalı. Halk, hem sosyalleşme, hem de bu kocaman yarış teknelerini inceleme fırsatı buluyor.
-Öğlen yemeğinde bölgenin sivil toplum temsilcileri ile AB heyeti bir araya geldi. Ne yazık ki mikrofonu eline alanların sayısı çok azdı. Kadın derneklerinin temsilcileri yoktu. Düşünün, Kadın Girişimi Derneği’nin başkanı bile erkek!
-Hakkari Tabipler Odası Başkanı, çeşme suyundaki arsenik oranına dikkat çekti: Normalde 0.10 düzeyinde olması gerekirken 200’lere ulaşmış... Bir başkası da bölgedeki HES’lerin (Hidroelektrik santral) biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini ve ‘ekolojik yaklaşıma’ ihtiyaç duyulduğunu önerdi.
Bahçesaray’da AB elçileriyle satranç oynayıp rafting yapma, başka bahara kaldı.



VAN KAHVALTISI
- Van deyince meşhur kahvaltısından bahsetmeden olmaz. Şehrin en ünlü kahvaltı salonu, ‘Bak Hele Bak’.
- Sahibi Yusuf Konak, masadan masaya geçerek hababam bilmeceler soran, fıkralar anlatan ilginç bir kişilik. Mekanın ismi aynı zamanda en sevdiği slogan. Sürekli “Bak hele bak! Eğitim şart!” diye haykırarak hepimizi şaşkına çeviriyor.
- Servis acayip hızlı, öyle ki sanki aklınızdan geçeni okuyup masaya getiriyorlar.
- Kaymak bal, karakovan balı, Van otlu peynir, tereyağında sucuklu yumurta, mırtoğa, gencorok, kavut, yoğurt cacık, gül reçeli, tam teşekküllü bir Van kahvaltısının olmazsa olmazları. (Tel: 0432 214 29 38)
- Cumhuriyet Caddesi, şehrin en kalabalık ve hareketli yeri. Öğlen yemeği yenen Boğaziçi restoranda duvarlara asılan Boğaz manzarası resimlerinden çıkardığım sonuç, şehirde yoğun bir İstanbul özleminin hakim olması.

URARTU DiSKODA BiR GECE
Van’ın merkezindeki Urartu Oteli’nin diskosu her zaman açık değil. Ancak hafta sonlarında DJ’li, flyer’lı geceler düzenleniyor. Peki Vanlı gençler nasıl eğleniyor?
- Damsız kesinlikle almıyorlar. İster asker, ister sarı basın kartlı gazeteci, ister devlet görevlisi olun!
- Giriş 12.5 TL, bir içecek dahil. Biranın fiyatı 4 TL.
- Disko, 80 model Türk filmlerindeki gibi. Ortada, zemini fayans kaplı bir pist var. Üç tarafını sütunlar ve üzerinden beyaz örtüler sarkan stantlar çevreliyor. Pistin bir duvarı aynalarla kaplı.
n Masaların çoğunun üzerinde ‘rezerve’ yazılı kartlar konulmuş. Zaten ilerleyen saatlerde bu masalar doluyor.
- Müzik seçimiş, hafif şizofrenik. Kah Türkçe, kah tekno ve pop çalıyor. Gecenin ilerleyen saatlerinde ‘Beggin’ gibi Reina’da, Ship Ahoy’da çalan hangi dans parçası varsa, hepsi peş peşe geliyor.
- Çoğunun üniversite öğrencisi olduğunu tahmin ettiğim Vanlı gençler, o kadar abartmadan, kendi aralarında eğleniyorlar ki. Genelde kızlar pisti dolduruyor. Fakat elinde içki bardağıyla etrafı kesen kasıntı haller hiç yok. Erkekler de zaman zaman kızlara eşlik ediyor, birlikte en yeni dans hareketlerini yapıyorlar.
- Kıyafet raconu, büyük şehirlerdeki kulüplerde olduğu kadar gösterişli ve abartılı değil. Kızlar genelde jean üstü tişört giyiyor. Yüksek topuğa rağbet yok. Erkekler de renkli, çizgili gömleklerle jean.
- Doğrusu bu kadar barışçıl bir disko ortamı beklemiyordum. Herkes çok efendi, kimse birbirini rahatsız etmiyor. Sarhoş olup taşkınlık yapana da rastlamadım.
- OHAL ilan etmekten bahsedenler var. Van’da gündüz sokaklarda dolaşan, gece efendi gibi eğlenen gençlere bakınca, ne kadar yanlış bir öneri olduğunu daha iyi anladım. Yaşam şartları ve imkanları, şehirde yaşayan akranlarına göre çok daha zor olan gençlerin hayat bağlarını kopartmaya kimsenin hakkı yok.